hakkında şöyle bir sosyal psikolojik gözlemim var:
bu banliyö trenleri normalde 10 dakikada bir sefer yapmakta, ancak zaman zaman bazı trenlerde çeşitli nedenlerden dolayı gecikme yaşandığı için bu hedef tutturulamamakta. ayrıca bazı trenler 2 vagonlu, geri kalan trenler de 3 vagonlu olarak çalışmakta.
bu bilgileri aktardıktan sonra şimdi şöyle bir durumdan söz edeceğim:
1. trenin ardından gelen 2. tren 2 vagonlu ve 5 dakika gecikmeli çalışıyor, yani 2. tren 1. trenden 15 dakika sonra aynı istasyona varıyor.
2. trenin ardından gelen 3. tren ise 3 vagonlu ve gecikmesiz çalışıyor, yani 3. tren 1. trenden 20 dakika, 2. trenden de 5 dakika sonra aynı istasyona varıyor.
2. trenin 5 dakika gecikmeli olarak çalışması özellikle halkapınar gibi otobüsten, metrodan aktarma yaparak gelen yolcular nedeniyle kalabalık olan istasyonlarda yolcu yığılmalarına neden oluyor.
ve şimdi asıl çarpıcı noktaya geliyorum:
2. trenin 5 dakika gecikmeli olarak çalıştığının (dolayısıyla 3. trenin 2. trenden 5 dakika sonra geleceğinin) farkında olmayan yolcular, istasyondaki yolcu yığılmasının yarattığı sosyal etki nedeniyle gecikmeli gelen 2. trene 2 vagonlu ve ağzına kadar dolu olmasına aldırış etmeden istasyona gelir gelmez biniyorlar ve trende balık istifi olarak yolculuk yapmaya razı oluyorlar.
2. trenin 5 dakika gecikmeli olarak çalıştığının (dolayısıyla 3. trenin 2. trenden 5 dakika sonra geleceğinin) farkında olan yolcular ise, gecikmeli olarak gelen ve ağzına kadar dolu olan 2. trene kasten binmeyip 5 dakika sonra gelen, 2. trenin büyük ölçüde üzerine aldığı yolcu yığılmasının da etkisiyle az yolcusu olan ve 3 vagonlu olması sayesinde fazlasıyla oturulacak yeri bulunan 3. trene biniyorlar ve böylece sakin bir tren yolculuğunun keyfini sürüyorlar.
bu gözlemimden çıkardığım sonuç: gündelik hayattaki öngörüleri ve analiz yetenekleri güçlü olmayan insanlar sırf bu yüzden daha rahat yaşamak için ellerine geçebilecek fırsatları göremiyorlar ve dolayısıyla bu fırsatlardan yararlanamayıp en sonunda çile çekerek yaşamayı içselleştiriyorlar.
bonus gözlemim: çok sayıda yolcunun indiği istasyonlarda çıkış için herkes yürüyen merdivenleri kullanmaya kalkınca normal merdivenlerden çıkmak yürüyen merdivenlerden çıkmaktan daha kısa sürüyor. çünkü normal merdivenler bomboş kaldığı için öndeki hiçbir insan engelinin aradan çıkmasını beklemek zorunda olmamak çıkış süresinin kısalmasını sağlıyor.
izban başlığını görünce yine patladığını düşündüğüm metromsu bişeydir. Her istasyonda ha bozuldu ha bozulcak korkusuyla seyahat ettiğimiz toplu taşıma şeysi. Kokusuyla özdeşleşmiştir.
çok durması insanı sıkıyor. ayrıca "hızlı tren" değil mi olm bu. çok yavaş. vallahi içim sıkılıyor. ayrıca bekleme noktalarını güzel kapatamamışlar. güneşten ölüyoruz. 10 dakikada anca geliyor. pf.
mavişehir durağı nın ciddi anlamda uzay istasyonuna benzetiyorum. o değilde neden at eşek gübre kokuyor yıllardır anlamıyorum. ek olarak insan dışında hayvan mı taşıyorlar anlamıyorum.
tcdd ile izmir büyükşehir belediyesi'nin ortaklığı gereği istasyonlarını ibb'nin inşa ettiği, trenlerini ibb'nin satın aldığı raylı sistem. tcdd ise ray ve sinyalizasyon işlerini yapıyor. izban ise bu raylı sistem üzerinde tren işletmek için kurulmuş bir anonim şirkettir. bugün bu sistem halka hizmet veriyorsa ibb'nin de en az tcdd kadar payı vardır. belediyeye sallayacağım diye komik olmayın.
ulaştırma bakanlığının gerçekleştirdiği proje olup, bunun üzerinde ızmir büyükşehir belediyenin kendisi gibi yapmış göstermek için izban'ı eşşek gibi büyük yazıp ulaştırma bakanlığını ufacık yazmaktır chp'li olmak.
mis gibi sistem. karşıyakadan bindim f.altaydan çıktım. yani en azından halkapınara kadar kendisiyle geldim.
kullanışlı mı kullanışlı. metroyla da entegre etmişler. aferim len. azcık daha hızlı olsa olurmuş ama böyle de sevdim seni izban.
bir çok bölgenin emlak değerlerini de zıplatmıştır muhtemelen.