Ya ben sana bir şeyler anlatmak istiyorum. Ne yeri ne de zamanı biliyorum ama şiirde de diyor ya;
"Siz geniş zamanlar ummuştunuz,
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği
aklınıza bile gelmezdi.”
Ama o geniş zamanlar gelmedi Ayşe. O yüzden artık söyleyeyim istedim. Ayşe ben seni seviyorum. Hem de ilk gördüğüm günden beri Ayşe. Aşk sosyal bir sorumluluk projesidir lafı rahmetli Ziya Baba’nın iddia ettiği gibi ona ait değil. Benim lafım. Sen Ethem’le evlendiğin gün söylemiştim.
Ayşe tamam karşılıksız aşklar da güzeldir. Ama karşılık bulamadıkça insan kendinden uzaklaşıyor Ayşe. Kalbinin ezilirken çıkardığı ses kulaklarında çınlıyor.
Ayşe, ben bu aşkı olduramadım. O zaman öldürüyorum. Herkese durumu açıklarım merak etme. Ayşe ben gidiyorum. Hoşçakal.
Aslında tam olarak diyalog sayılmaz ama şimdiye kadar izlemiş olduğum filmler içinde en iz bırakan sahne Saving private ryan'da yağmur yağarken arka plandaki yağmur sesinin giderek kurşun sesine dönüşmesi.
-sen gelmeseydin ne olacaktı biliyor musun gülsüm?
+ne olacaktı, hiç mi olacaktım?
-yanlış! hiç ben olacaktım. çünkü maşuklar telef olmaz, aşık telef olur.
şubat
"sana tanrı hakkında bir iki sır vereyim. tanrı seyretmeyi sever. o bir oyunbazdır. bir düşünsene, insana içgüdüler verir sana bu olağanüstü yetiyi verir, sonra ne yapar dersin? sırf kendi eğlencesi için, kendi özel kozmik komedi filmi için tam zıttı kurallar koyar. bak, ama dokunma. dokun ama tatma."
Dinleyin Sürüngenler! Sizler özel değilsiniz, sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan kar tanesi de değilsiniz, sizler işiniz değilsiniz, sizler paranız kadar değilsiniz, bindiğiniz araba değilsiniz, kredi kartlarınızın limiti değilsiniz, sizler iç çamaşırı değilsiniz, sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz! Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz! Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz!
- Fight Club
Yalnız şunu belirtmek istiyorum: Ben batıl inanışları olan biriyim. Komik bir durum bu ama gerçek. Küçük oğlum Michael, polis şefini vurduğu iddiası yüzünden yurtdışına kaçmak zorunda kaldı. Bundan sonra başlıca işim, onu bu iftiradan korumak ve ailesinin yanına geri dönmesini sağlamak olacak. Ancak ben batıl inançları olan bir kişiyim. Oğlum saklandığı yerde yanlışlıkla vurulursa, kendisini suçlayan yeni kanıtlar, yeni tanıklar çıkarsa bu durum bana, bu odadaki bazı dostlarımın, yaptığımız barış anlaşmasına uymadığı düşüncesini verecek. Dahası, oğluma yıldırım çarpsa, gemisi okyanusa gömülürse, uçağı düşerse, bir polis memuru yanlışlıkla onu vurursa, hücresinde kendini asarsa ben yine buradaki bazı kişileri suçlayacağım. Ve bunu asla, ama asla affetmeyeceğim!