ivan ergiç

    26.
  1. bir kaç röportajında dünyadaki futbolcuların aksine çok kitap okudugunu ve felsefeye önem verdigini dile getiren, cebinden parası neyse verip parası olmayana bilet alan, dünya üzerinde binlerce kopyası olması gereken insan, yüce şahsiyet.

    türkiye'ye futbolu çok iyi oynayan adamlar gelmiştir, lakin bunun gibi adam bugüne kadar ülkemize gelmemiştir.
    11 ...
  2. 6.
  3. babası eski bir sosyalist parti üyesi , ortodoks bir marksist olan , aynı felsefeyi kendi için de benimsemiş , futbolu ele geçiren kapitalist düzene de dokundurmalarda bulunmuş bursasporun yeni transferi...
    6 ...
  4. 31.
  5. "kalsın..." başlığıyla gazetede de kullanmıştık...
    gitmişti.
    ayıp olmuştu galiba biraz, o günler için.
    ama bugün...
    bunları yazmazsam ayıp olacak asıl...

    bilinmesi gereken bir adam geçti bursa'dan, gözlerimizin önündeydi dev gibi...
    "kazım koyuncu" dedi, en sevdiği türk sanatçıyı sorunca...
    kanserden öldüğünü biliyordu ve hayat hikâyesini çok acıklı buluyordu.
    ve "nazım" deyince susuyordu her seferinde...
    ülkenin iç-dış politikaları, siyasi partiler, dünyadaki dini akımlar sohbetlerin genelini oluşturuyordu.
    barış manço'yu merak ediyordu, livaneli’yi...
    biliyordu da…
    bulvarda kırmızı ışıkta durmuş beklerken "deniz'i sever mi türkiye?" deyiverdi...
    idamlardan bahsettik...
    sustuk...
    üniversite yıllarımda yapmadığımız tartışmaları heyecanla sürdürüyorduk bir araya geldiğimizde.
    osmanlı imparatorluğu'nun kronolojisini de iyi biliyordu, atatürk devrimlerini de...

    kılık kıyafet konusunda kabul edelim ki özensizdi.
    ve kimse bilmezdi; "kermes"lerden giyinirdi.
    "bir çocuğun bursa'da manchester united'ı izlemesinden daha önemli bir şey olamaz" demişti. cebinden yaklaşık 20 bin tl verip okullara bilet dağıttırdı. çocuklar da bilmiyorlardı kim olduğunu. meraklı bir baba uğraşınca, ismine ulaştı ve medyada haber oldu. çok kızmıştı.
    "olsun be yaa..." demiştik, o diyemedi bir türlü.
    daha bilinmeyen pek çok hayır işine imza attı.
    gizlilik esastı...
    bütün dinleri olduğu gibi islam'ı da araştırdı.
    iki ayda, derdini türkçe anlatmaya başladı.
    4 dil biliyordu. türkçe 5. oldu.

    kuru fasulye en sevdiği yemekti. özel olarak yapardı ramazan usta. künefeyi de çok beğendi. bir de "fasulye" şarkısını.
    galibiyet kutlamalarında ortaya atlardı hemen.

    ertuğrul sağlam'ı çok sevdi bir de...
    saydı...
    hoca gibi, ağabey gibi, dost gibi...

    genç futbolcular her otomobil değiştirdiklerinde yanlarına gidip "off süper araba kaç yapıyor?" diyerek dalgasını geçiyordu. kendisi için önemsizdi çünkü...
    evet, kesinlikle çok komikti.
    hemen hemen herkesin taklidini yapabiliyordu.

    uzak durdu medyadan.
    karaburun'daki konferansa spor emekçileri sendikasının davetlisi olarak giderken çok heyecanlıydı.
    uyardık ama, "burası türkiye siyasete çok girme" gülümsedi sadece "merak etmeyin" derken...
    "filozof değilim" diyordu. sırt çantasında en az 7-8 kitapla geziyordu. kiralık evi olmasına rağmen tesislerde kalıyordu.
    ya okuyordu, ya uyuyordu...
    ve kafa dengi arkadaş bulunca anlatıyordu;
    "italya’da futbol büyük ve çirkin bir organizasyon. futbolun ruhu kayboluyor. neden hakemler gol sevinçlerinde formayı çıkartmaya sarı kart gösteriyor? forma reklamı görülmüyor diye. para futbolun dengesini bozuyor..."

    duygusaldı...
    cem karaca'nın "tamirci çırağı"nı dinlerken gözleri dolmuştu...
    çok iyi bir ailesi vardı. menajeri olmadı hiç...
    babası ilgilendi transferleriyle. her şeyi bırakıp bir anda avustralya'ya dönebileceğini söylerdi her seferinde...
    kırmızı kart görmedi hiç...
    hem de hiç kimseden...

    bursa'yı çok sevdi...
    bursalılar'ı çok sevdi...
    pazartesi bursa'dan ayrıldı, salı günü şampiyonluk kutlamalarında basel'de omuzlara alındı...

    teşekkürler ivani...
    futbolun için...
    adamlığın için...
    dostluğun için...

    kazım koyuncu'ydu en sevdiği şarkıcı.
    "işte gidiyorum" ile bitsin bu yazı...
    işte gidiyorum. bir şey demeden. arkamı dönmeden, şikayet etmeden. hiçbir şey almadan. bir şey vermeden. yol ayrılmış, görmeden gidiyorum. ne küslük var ne pişmanlık kalbimde. yürüyorum sanki senin yanında. sesin uzaklaşır her bir adımda. ayak izim kalmadan gidiyorum. gerdiğin tel kalbimde kırılmadı. gönül kuşu şarkıdan yorulmadı. bana kimse sen gibi sarılmadı. işığımız sönmeden gidiyorum...

    not: bu satırları yazdığımı duyunca bana da kızacak biliyorum. yazdıklarımın büyük bölümünü bursaspor tv'de birkaç gün içinde yayınlanacak "nereden nereye- ergic" röportajında izleyeceksiniz zaten. yazmasam olmazdı.

    burak uçar / bursaspor tv genel müdür yardımcısı

    yolun acık olsun filozof elbet birgün bulasacağız bu böyle yarım kalmayacak.

    alıntıdır.
    6 ...
  6. 22.
  7. taş gibi türkçe konuşan sosyalist futbolcu. sahada tam anlamıyla bir profesyonel. her yönüyle adam gibi adam. yıllardır türkiyede olan bir çok adama dersliktir, helal olsundur.
    not: adam üstüne 630 bilet almış dar gelirli bazı taraftarlar şampiyonlar ligini izleyebilsin diye.
    4 ...
  8. 39.
  9. en başta söylemek gerekir ki, futbolun içindeki insan duruşundan bahsedildiğinde, ilk akla gelen insanlardan biri ivan ergic olur.
    bilen bilir, nilüfer' de, büyük parkın karşısında köşede küçük ama sıcak bir kafe bulunmaktaydı. kafenin adı demliydi. bir gün yavaş yavaş tanımaya başladığım kafe sahibi ve arkadaşlarla oraya oturdum. köşede biri dikkatimi çekti. başında şapkası, pencere kenarına oturmuş, dergi okuyor, zaman zaman da düşüncelere dalıyordu. ' bu kim abi ? ' diye sordum kafe sahibine. ' sırpmış sanırım ' diye cevap verdi. giderken iyi akşamlar dedi.
    günler geçti. bir ara kafeye uğradığımda ' hani o sırp var ya ' dediler ' ivan ergic imiş. ' şaşırdım ' ivan ergic? bursasporlu? ' evet, oydu. genelde tek başına gelir, tek başına otururdu. bazen laptopu kucağında yazı yazar - daha sonradan öğrendik ki sırbistan' da bir gazetede köşesi varmış - bazen de dergi okur, düşüncelere dalardı.
    şeker gibi bir adamdı ergic. yüzünden gülümseme eksik olmazdı. ' iyi akşamlar ' der, evinin yolunu tutardı. gece hayatı yoktu, düzenli, adam gibi adamdı.
    tuttuğum takım onun golleriyle 2' de 0 yapınca hiç üzülmedim. golleri atan paradan dolayı şımarmış biri değil, bir futbol emekçisiydi. güle güle komşu, altın yüreğin hep sağlam kalsın.
    4 ...
  10. 21.
  11. tek kelimeyle adam gibi adam. futbol kariyeri boyunca tek bir kırmızı kart dahi görmeyecek kadar centilmen, hiç sıfır arabaya binmeyecek kadar marksistir. kendisini diğer futbolculardan ayıran yön endüstriyel futbola karşı olması ve tam anlamıyla felsefe hayranı olan entelektüel insan. ligimizde böyle kaliteli adamları görmek kadar büyük bir zevk yok.
    4 ...
  12. 19.
  13. izmir'de yapılacak olan Karaburun Bilim Kongresi'nde Modern Sporun Felsefesi başlıklı panele konuşmacı olarak katılacak futbolcu.

    o bir futbolcudan ötesi...
    3 ...
  14. 54.
  15. Futbol çok haşin bir iş. Bense naif biriyim. Dürüst bir oyun bence başarıdan daha önemli. Taviz vermek istemediğim kişisel devrimci düşüncem budur. Teknik direktörler bilinçli olarak baskı uygular, saldırganlığı kaşırlar, sonra da oyuncular sahada patlamaya hazır bomba gibi olur. Çoğunlukla bilinçsizce yapılır bunlar. Ama oyuna zararı dokunur.. diyen büyük oyuncu.
    3 ...
  16. 7.
  17. bursasporumuzun marksist futbolcusudur. hakkında daha geniş bilgi içeren bir yazı da var :
    http://www.haberveriyorum...-futbolcuyu-transfer-etti
    3 ...
  18. 11.
  19. maç içinde kimi zaman sorumluluk almaktan kaçsada canı istediğinde şiir gibi futbol oynayan, takımı yönlendiren ve ayağına top yakışan sırp oyun kurucu, severiz kendisini.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük