Alman dışavurumculuğu ve italyan yeni gerçekçiliği baskılar ve zulümlere karşı olan
duygulardan beslenerek ortaya çıkmıştır. iki akımda ortaya koyduğu eserlerle zulüm
gören halkın, psikolojik ve ruhsal çöküntüler yaşayan halkın isyanını ortaya
çıkarmıştır.
Ancak iki akım arasında yönetmenler arasında uçurumlar olduğu gözle görülecek
kadar apaçık ortadadır. Alman dışavurumculuğunda yönetmenler soyut kavramları
kullanmışlardır sürekli ama italyan yeni gerçekçiliğinde yönetmenler sokaklara
inmişlerdir. italyan yönetmenler böylece akımın çıkmasında başrolu oynayan halktan
kopmamışlardır bana göre. Alman yönetmenler daha çok diyalogdan uzak donuk
görüntülerle seyirciyi etkilemeye çalışsada italyan yeni gerçekçiliği samimi sahnelerle
ve sürekli hareket eden kamera devinimleriyle seyirciyi filmlerden koparmamıştır.
iki akımın en önemli filmleri olan Dr.caligari’nin muayenehanesi ile Bisiklet Hırsızını
ele alabiliriz.
Dr. Caligranin muayenehanesinde oyuncular gerçek dışı hareketlerle ve sürekli donuk
Durarak filmde vermek istedikleri mesajları vermeye çalışmışlardır ancak bisiklet
hırsızında babanın ve oğlun çok samimi hareketleri ve sürekli diyalog içinde olmaları
arada ki en büyük farklardan biridir
mussolini döneminde halkın çektiği açlık ve sefalet filmlerde yer almazdı. Mussolini tıpkı hitler gibi sinemayı bir propaganda aracı olarak kullanır, italyanların refah içinde yaşadığı izlenimi veren; mussoliniye kahramanlık methiyeleri düzen filmler çekilirdi. Mussolini sonrasında italyan yönetmenler kameralarını sokağa çevirdi.