Kırk gün Bologna da kalmıştım ve kadınlarda en dikkatimi çeken yüzde ellisinin bıyıklı olması, kalan yüzde ellisinin de onların çirkinliğini kapatacak özende olmalarıydı.
bağlıktaki mesaj sayısına bakıp, sözlük erkeklerinin her akşam başka bir italyan kızıyla flört ettikleri muhtemelen bir italyan kızıyla evlenecekleri hissine kapılınır.
eğer öyle olacaksa türk kızlarını bırakın da 30 yaşında olup daha kimseyle çıkmamış erkek sayısı azalsın
italyan kızının türk ayşe fatma veya haticeden hiçbir farkı yok denecek kadar azdır. iri göğüslü oldukları ise yalandır. söylediğim gibi türk kızından tek farkı kolayca cima edebilmeleridir.
yapılan bir araştırmaya göre italyan kızları öpüşürken daha fazla sinir harekete geçiyor. Bunda italyancanın etkisi olduğu gelen haberler arasında. sürekli olarak donatelli, skilacci, costakurta, la gazzetta, della appi gibi dudağa baskı yapan kelimeler kullandıklarından dolayı dudaklar kanlı canlı. e bu da güzel bir öpüşme demek.
Güzel olduklarını iddia etmem ama gögüslerinin büyük olduğunu biliyorum. Büyük gögüs güsel ama suratlar pek işe yaramaz. Türk kızlarının yanına yaklaşamazlar.
çekici kızlar. türk kızlarına oranla daha açıklar. kıyafette açıklık, iletişimde açıklık, etkileşimde açıklık. yeterince açık oldu umarım.
firenze'de bir gece elimde Pizza parçasıyla otele doğru yürürken dar sokakların kesiştiği meydanda bir italyan kızı süzülerek kollarıma yapıştı ve "escuze me" dedi. olaya çarpışma süsü verdiği açıktı. ben de kızı tuttum düşmemesi için ve önemli değil dedim. yalnız kız bir zarifti ki sanki film çekiyorduk. malesef Pizza çok lezzetliydi bir kıza baktım bir pizzaya, yürü dedim oğlum. Sabah uçağın var. escuze me, escuze me sesleri sabaha Kadar beynimde yankılandı.
bir de Martina diye biriyle tanıştık bir önceki gün. ünide okuyormuş. ingilizce az, bende de onda da. bir güzel bakıyordu ki yeme de yanında yat. çok güzel bakıyor italyan kızları diye bir genelleme sallayayım gitsin. (iki örneğim var)
telefonunu aldım. sonra bangladeşli çiçekçi geldi, gül de aldım ona. (türkiye'de almıyoruz evet. firenze'de o Kadar sanata maruz kalınca insan öküzlükten kurtuluyormuş ahaha)
sonra babası aradı, kız eve gitti. yanında da arkadaşı vardı zaten. ertesi gün için sözleştik. ama bakın ne oldu, ertesi gün italya polisinden mesaj aldım. anlamadım ama "götünü keser, Arno nehrine atarız seni" gibi bir anlam çıkardım. önce tırstım sonra atın ölümü efsanesi aklıma geldi. kıza mesaj attım, aradım, çıkmadı, dönmedi bana. aynı mesajdan ona da gitmiş olması muhtemel. buradan çıkacak sonuç italyan babalar da türk babalar gibi kızlarını feci kıskanıyorlar.
martina'nın elinde makası yoktu ama güzel gözleri vardı. bir de çok güzel "si" diyordu. si si diye diye nicesine sarıldım, benim sadık yarim kara topraktır.
özet: bella Firenze.
ekleme: kızın babası Polismiş. katil de aşçı.
rus kızlarından sonra amerikalı hatunlarla beraber ikincilik için kesinlikle kapışırlar. kıyasıya bir karşılaşma olur bu. alt oynayın derim bu karşılaşma için.
doğallar hem yetersiz hem ilkel, modernlerin etkileri tamamen kanıtlanmamış, etkileri kanıtlanan modernler de yetersiz derken cilt bakımından istediğini bulamamış kızlardır.
ingilizceleri kötü oluyor, anlayana kadar deliriyorum. ama dünyaya bakış açıları benimle tıpatıp aynı. ve de çok güzel kızlar. ya da en azından benim konuştuğum öyle. genelleme yapmayalım demi.. :p