Bir işten, bir görevden, belli nedenlerle kendi isteği ile ayrılmak. istifa eden kişiyi buna zorlayan bazı nedenler olabilir. Bunun dışında hiçbir sebep yokken insan işinden istifa edebilir. Her ne sebeple olursa olsun, istifanın başka insanları zor durumda bırakmaması gerekir. Bunun için en uygun zaman seçilmelidir. Evet.
2 gün önce yaptığım rahatlatan, oh bee dedirten eylemdir.
bu lanet yere artık gelmeyeceğim, patronumun o fesat, o kendinin bir numara olduğunu zanneden kızıyla artık aynı alanda, aynı nefesi paylaşmayacağım. bu mutluluğun tarifi olamaz. fakat grafikteki sevgili arkadaşlarımı ve patronumuzu özleyeceğim.
bu arada patronumuzun kızı işten ayrılacağımı söylediğim günden beri yürümesi değişti. bakın abartmıyorum. gülme isteği geliyor o yürümeye başladığında. kendince şey zannediyor ' sana ihtiyacımız mı var bizim ' havasında yürüdüğünü. çok komik.
istifa etmek, Ne için istifa ettiğinle paralel olarak ilerler. Eğer yeni bir iş bulup istifa ediyorsanız, o zaman gerçekten çok keyifli bir hal alıyor. Özellikle istifa etmeni istemeyen yöneticilerin gelip seni ikna etmeye çalışırsa egonu güzelce tatmin ediyorsun.
Fakat iş yerinde ki huzursuzluklar sebebiyle istifa ediyor ve bu eylemi yaptıktan sonra işsiz kalacaksanız, o zaman biraz sıkıntı yapabilir.
Yinede burnundan kıl aldırmayan psikopat patronlarınız varsa, basın istifayı hiç çekinmeyin.
Türkiye'de anlam kaymasına uğrayan fiildir.
Hani bir klişe vardır, Şirket patronu onurlu çalışanı kovduğunda çalışan 'siz beni kovamazsınız asıl ben istifa ediyorum' der, işte o bizim ülkede biraz farklı işliyor:
"Biz seni kovmuyoruz sen istifa et"
4. sünü bugün gerçekleştireceğim eylem..
Max aynı yerde çalışma sürem 3 yıl 3 ay iken*, minimumu 5 ay.. Sanırım ömrüm boyunca tazminatımı alamayacağım ben*
3 kere yaptigim eylem. Boyle bir mutluluk, huzur kaplar insanin icini. Ustelik yeni bir is bulmadan istifa ettim hepsinde de. Borcu olmayan insan rahatligi iste.
bazen misyonunuzu doldurmuş olursunuz farklı bir şey ararsınız bulamazsınız, kimi zaman vaad edilenler yerine getirilmez, ve artık süreniz dolmuştur.
kimi zaman kafanız tavana değer, sığamazsınız, tavan yükseltilemez ama daha yüksek bir odaya geçemezsiniz.
bazen farklı düşüncelere girersiniz, hele ki orta yaşa yakınsanız hayatınızın geri kalanını düşünmek zorundasınızdır.
ve gariptir ki; bir anda kıymetlenirsiniz, beklenmedik teklifler alırsınız. o an farkına varırsınız bilgi, tecrübe ve yeteneğinizin.
uzun süre aynı şirkette çalışmanın dezantajlarından biri dünyadan uzaksınız, yeni işler, farklı tecrübelere nispeten daha kapalı oluyorsunuz hele ki sorumluluklarınız varsa.
sonuç olarak; korkmamak gerek istifa etmekten, risk almaktan.
1 yıldır düşündüğüm eylem. ama bir türlü yapamıyorum. yaptığım iş 10000 liralık aldığım ücret 3000 lira. ortam rahat, gerizekalı çok ama işin stresli boyutlarını kaldıramamaya başladım. istifa etsem iş de yok freelance birşeyler yaparım o da ne kadar sürdürülebilir bilemiyorum altan.
Son bir haftadır aklımdan geçirdiğim düşünce, kendimi ya kovulurken ya da istifa ederken hayal ediyorum. istifanın farklı nedenleri olabilir ama genel olarak özetlersek, bulunduğun iş yerinin sana olan katkısının olmaması, senin akli ve beden sağlığını zorlaması veya maddi açıdan tatmin etmemesi olabilir.
yaklaşık 3-4 aydır düşündüğüm ve dün gerçekleştirdiğim hadise. iş yeriniz ne kadar güzel, ne kadar sıcak olsa da bazen ayrılmak zorunda kalabiliyorsunuz. Benim yaşadığım tecrübe bu şekilde idi. Parası hariç her konuda gerçekten çalışmak istenilecek yerdi. Para ise hem kişisel hem de genel durumda çok önemli bir faktör olduğu için bu kararı sonunda verebildim sanırım.
1 buçuk yıldır her gün, herkesten fazla gördüğüm insanları bırakmak beni duygusal olarak bir ayrılık psikolojisine soktu galiba. Kendimi hep birilerine çok bağlanan bir insan olarak görmüştüm ama genelde bu kızlar hakkında olurdu, şu an bir iş yerine bunu hissediyor olmak çok ilginç geliyor, ama bu benzetme sayesinde bana göre olmayan bir kızdan nasıl ayrılıyorsam ve atlatmaya çalışıyorsam bunu da bu şekilde atlatmaya çalışacağım. Alkol ve müslüm gürses geceleri ile olmasa da en azından bir gece hafif şekilde içerim.
Oldukça kişisel bir tecrübeyi paylaşmış oldum sözlük, genel hatlarıyla başka birisinin düşüncelerine tercüman olur mu bilinmez ama buraya yazmak biraz da olsa rahatlattı beni.
Not: ayrılma faslım; iyi insanlar oldukları için oldukça kolay geçti. ayrılmak istediğimi söyledim, sakince sebebini sordular. Yeni bir teklif aldığımı, değerlendirmek istediğimi söyledim. Tamam dediler, yasal bulunma zorunluluğu falan önemli değil, diğer şirket ile ne zaman anlaştıysan o zaman çıkabilirsin gibi muazzam tatlı bir yaklaşımda bulundular. tabi bu durumda bitmemiş bir projemin olmaması da önemliydi, bir şeyin ortasında olsam ben de bitirene kadar kalmayı düşünürdüm sanırım. dilekçemi verdim ve bitti dostlar.
Cesaret ister. Ben çalışmaktan nefret ediyorum. Çalıştığım yerden ise ayrıca nefret ediyorum. Bazı iş arkadaşlarımın ise ölmesini istiyorum. Hani bir sabah gelsem işe ve deselerki x kişisi ölmüş derin bir ohh çekerim.
Ama işte götüm yemiyor istifa etmeye.
Yaşadığım hayatı istediğim şekilde yaşayabilmem için çalışmak zorundayım.
Istediğim hayatı yaşayabiliyor muyum peki tabiki hayır. Kısmen ancak.
Yeni iş bulduğum an yapacağım olay. Bu yaştan sonra kimsenin kaprisini “olmaz anlamama ben olacak” tribini çekemem. Hele ki benimle aynı işi yapmayan ama sanki çok anlıyormuşcasına karışana hiç tahammül edemem.
1 seneden fazla zamandır aynı şirkette çalışıyordum. start up şirkette çalışmanın tüm zorluklarını da tüm tatminlerini de yaşadım, şükür. lakin, artık demir almak günü geldi. 1 hafta iş devrinden, iş toparlamasından sonra bugün son günüm. severek ayrılanlar şarkısını dinleyerek, kariyerim için daha önü açık bir pozisyon ve şirkete geçiyor olmanın sevincini taşıyorum.
1,5 senemi büyükçe bir poşete sığdırdım. halbuki gönül isterdi ki, amerikan filmlerindeki gibi büyük bir kutuyla karizmatik bir çıkış yapaydım.
bundan önceki şirketimde 10 yıllık çalışmanın ardından, iflas sebebi ile maaşımı zor alarak çıktığım için bir daha duygusal bağlanmam sanıyordum çalıştığım yere. anladım ki, iş yerine değil, insanlara bağlanıyorum. anladım ki, eşya ile yerleşmiyorum olduğum yere, yürekle yerleşiyorum, ayarsızca tutkulu seviyorum dokunduğum her şeyi, yaptığım her işi.
hem mutlu, hem hüzünlü bir gün oluyor sözlük.
o zaman yeni yıla, yeni başlangıçlara nina simone'den geliyor:
"It's a new dawn,
it's a new day,
it's a new life for me
And I'm feelin' good"