kendisinin şairidir istanbul
fahişeler yırtar çarşaflarını
boğazdan geçen gemiler için
bir şiir yazılır
kendisinin şairidir istanbul
otogarlar her gece yeni bir şehir doğurur
kentin rahmi yırtılır köprüler ağlar
bir şair ulur
şehrin cellatlarınca bir mezar...
baş taraf Avrupa
ayaklar Anadolu
yeni bir şiir yazılır
kendisinin şairidir istanbul
her şiir şairine tutsaktır
Karacaahmet'te bir yazı
''Şair'e mum yakmak
bez bağlamak yasaktır.''
1.kendisinde yaşamaktan çok kendisini yaşamak arzusuyla dolu olduğum rüyalarımın beyaz atlı şehri.
2.şayet yazarlığa kabul edilirsem** benim sözlükteki adım*
içinden denizin geçtiği, içinde yaşayanların da içinden neler neler geçirdiği, benim de bu şekilde entry'nin içine etmemi sağlamış olan dünyanın en güzel şehridir.
oylesine vicdansız oylesine bagımlılık yapan bir sehir ele alın:
zengini coktur
fakiri ondan coktur ikisinin de ortak yonu ise az olan ömürdür.
dunyanın suphesiz en stres dolu sehirlerinden bir tanesidir.
bir fakir ele alın yola mı harcasın parasını karnını doyurmaya mı zalimdir istanbul
bir zengin ele alın arabanın arka koltugunda trafige sinirlenip kriz geciren calkantılı bir hayatı olan her bir tatsızlıga gereginden fazla tepki veren. zalimdir istanbul.
ikisinde de sıkıntı ve stres soz konusudur.
bir sehir dusunun her ne kadar bahsedildigi gibi olsa da bu kadar insanın bagımlısı oldugu bir sehir?
neden bu kadar sevilesidir bu sehir? kim bilir belki acı verdiginden belki de acı verse bile yasanılabilesinden. sayısız kulturu bir araya toplayabilmesinden...