Evin içinde bir oda, odada istanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
Adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada istanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada istanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede istanbul, masada istanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
insan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada istanbul.
istanbul taşı toprağı altın diye akın akın insanların aktığı,insanların umut kapısı olduğu,deniziyle göz boyadığı,filimlere konu olan,sevenlerin kız kulesinde buluştuğu,çamlıcanın tepesinin şarkılara söz olduğu vb.birçok sayılabilecek özelliği olan ama benim aklıma şimdilik bunların geldiği ve ömrümün 17 senesini iyi kötü geçirdiğim bende vazgeçilmez bir geçmiş bırakan tarih kokan eşsiz il.seni seviyorum.
Dünyanın çehresi olan,insanlığın yazmayı çizmeyi öğrendiğinden beri onlara ışık tutan haritalar,taa bu öğrenilişlerin temelinden beri üzerlerine binlerce şehir adı yazdırmalarına rağmen,bu şehirlern hepsine nazaran çok çok daha farklı olan,dünyanın en güzel ve en özel şehri.
istanbul'un ilkleri ve en'leri:
*ilk deprem; 358 yılında olmuş.
*ilk saray; bugün beyazıt'taki istanbul üniversitesi rektörlüğü'nün bulunduğu bina istanbul'un ilk sarayı. saray, fatih sultan mehmet tarafından yaptırılmış. 1458 yılında tamamlanan sarayın adı 'saray-ı atik'miş.
*ilk köprü; 5. yy.'da haliç'te yaptırılan ilk ahşap köprü (deve köprüsü)
*ilk kahvehane; 1554 yılında tahtakale'de halepli hakem ile suriyeli şems tarafından açılmış.
*ilk eczane;osmanlı döneminde ilk eczane süleymeniye külliyesi içinde kurulmuş. 1557'de inşa edilen tek katlı bir 'daruhane'* binası yapılmış.
*ilk banka; 1846'da sultan abdülmecit döneminde kurulmuş. 'bank-ı dersaadet' adlı bankayı galata bankerlerinden alleon ve baltazzi kurmuş.
*ilk tramvay; ilk elektrikli tramvay 20 şubat 1914 tarihinde karaköy- ortaköy hattında sefer yapmış.
*ilk metro; fransız mühendis henry gawan, 1874 yılında karaköy ile beyoğlu'nu birbirine bağlayan 550m uzunlukta yeraltı tramvayını * yapmış. tünel hala çalışıyor.
*ilk vapur taşımacılığı;boğazda vapurla yolcu taşımacılığını 1837 yılında biri ingiliz, diğeri rus olan iki yabancı şirket başlatmış.sabah sarıyer'den kalkan vapur tüm iskelelere uğrayarak eminönü'ne gelirmiş. akşamüzeri aynı yoldan dönermiş.
*ilk otomobil; istanbul'a ilk otomobil 1895 yılında gelmiş. halk, otomobili ilk kez fenerbahçe'de görmüş. sahibi ise basra mebusu zehirzade ahmed paşa imiş.
*ilk trafik kazası; 1912 yılında bugünkü şişli camii önünde olmuş. kaza italyan elçiliği'nin şoförü tarafından yapılmış. bir arnavut vatandaşa çarpıp kaçan şoför pangaltı'da polis tarafından yakalanmış.
*ilk sinema; istanbul'da halka açık ilk sinema gösterisi weinberg tarafından 1897 yılında galatasaray'daki sponeck birahanesi'nde yapılmış.
*ilk telefon; ilk görüşme telefonun icadından 2 yıl sonra, 1881'de yapılmış. türkiye'de ilk telefon şebekesi, istanbul'da 1911'de bir ingiliz firması tarafından kurulmuş.
*ilk park; batılı anlamda ilk park 1864 yılında çamlıca'da düzenlenmiş. taksim parkı 1868 yılında, tepebaşı parkı da 1877 yılında açılmış.
*ilk balo; ilk balo 1856'da taksim'deki fransız elçiliğinde verilmiş. baloya dönemin padişahı abdülmecit de katılmış.
*deniz içinde inşa edilen ilk yapı; kız kulesi, üsküdar'da salacak'ın 200m açğında, küçücük bir ada üzerine inşa edilmiş. bu adacık, m.ö. 341 yılına kadar boğazın çıkıntısıymış. yüzyıllar içinde dalgaların yıpratmasıyla anakaradan kopmuş. kimi zaman bir anıtmezar, kimi zaman da gümrük kontrol istasyonu olarak hizmet veren kule şimdi bir restoran.
*en yaşlı tarihi eser; mısır'ın bizans'a hediyesi olan dikilitaş'mış. m.s. 400'de istanbul sultanahmet'te dikilmiş.
*en büyük saray; sarayburnu sırtlarında kurulu olan topkapı sarayı'ymış. çevresini 5km. uzunluğunda sur çevirir.
*en büyük elmes; topkapı sarayı'nda sergilenen 'kaşıkçı elması'dır. 68 karat ağırlığında damla biçmindeki elmasın çevresini iki sıra altın montürlere * yerleştirilmiş 48 pırlanta ile süslüdür.
*en değerli ve pahalı minaresi; 500 yıl önce eminönü'nde yaptırılan süleymaniye camii'nin minaresiymiş. harcında afrika madenlerinden getirilmiş elmas, zümrüt ve yakut bulunmaktaymış.
*en çok ismi olan şehir;evliya çelebi' ye göre istanbul'un 31 ismi var. bazıları;
Evin içinde bir oda, odada istanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
Adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada istanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada istanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede istanbul, masada istanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
insan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada istanbul
Dün gece düşümdeydin istanbul
seni yazdım
şiirin içinde düş
düşün içinde şiir
bitmeseydi hayalin
emin ol uyanmazdım
ölmeden mümkün mü ki görmek
böyle bir şehir
''Yıl iki bin yirmi üç
saçlarımda sonbahar
sen de değiştin
yalnız bir ben değil istanbul
bir sen gün eskittikçe güzelsin
cennet kadar
şimdi gençlik yıllarımı
bulabilirsen bul
kanayan bir yaraydı
bugün hatırda kalan
anlamışsın istanbul
el çalışmak için var
bir çeyrek asır önce
bu şehirde yaşayan
şimdi yok avuç açan
o çaresiz insanlar
şükür sana istanbul
şimdi yuvasız kuş yok
çocuklar lunaparkta
okul bahçelerinde
çocuklar üşümüyor
çocukların karnı tok
şükür sana istanbul
her şey yerli yerinde
denizaltı tramvay
Bebek'ten Üsküdar'a
üçüncü şahıs metro
Fatih'e Beşiktaş'tan
mavi bir cennet Haliç
hükmetmekte bahara
çok erken doğmuşuz biz
başlasak yeni baştan
ağaçların altında
koştururduk günbegün
çocuk olsaydık şimdi
ben ve tüm yaşıtlarım
güçbela yakışırdı
belki bundan bu hüzün
böyle güzel bir kente
oyuncak taşıtlarım
şimdi genç olmak vardı
yürümek sahil boyu
aşık olmak
elinde tutmak sıcak bir eli
martılardan geçilmez olmuş
istinye koyu
şimdi nerde bilinmez
esen o kavak yeli
ey Fatih'in sevdası istanbul
ne güzelsin
aldığım nefes temiz
gök mavi, deniz mavi
ne fakir yerlerde
ne başı gökte zenginin
değil şimdi seninle
hiçbir şehir müsavi
ey istanbul, ey güzel şehir
ey şehr-i sultan
Cahit'in istediği memleket
bu olmalı
Orhan Veli oturup
Rumelihisarı'ndan
bu vakit dinlemeli seni
gözler kapalı''
ne güzel rüyaydı bu
tanrım! neden uyandım
bu şehri böyle görsem
nedir ki ihtiyarlık
son anımda da olsa
ölürken adım adım
yeter de artar bana
bu kadar bahtiyarlık
doğmuş olduğum il olmasına rağmen 20 yıl sonra ilk kez gittiğim şehir. yaşaması çilelidir ama zevklidir. akbilin tüm araçlarda geçtiği tek şehirdir. kimini kendine aşık eden kimini katil eden şehirdir. türkiye nin özeti olan şehirdir.