Orhan veli'nin Zülfü livaneli tarafından bestelenen harikulade bir şiiri. Zülfü livaneli'nin ellinci sanat yılı için bu besteyi teoman da yorumlamıştır, ki teoman versiyonu enfestir. insanı uzaklara alır götürür. Gözlerin hep müphem uzaklara dalar.
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı;
önce dilenci bi ekmek parası istiyor..
yavaş yavaş saydırıyor
taksici önündeki minibüse;
uzaklarda, çok uzaklarda,
üçüncü köprünün dinamit patlamaları
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı..
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir ambulans geçiyor, derken;
caddenin ortasından, acı acı, hızlı hızlı..
rezidans yapılıyor boş arsalarda;
bir greyderin sesini yansıtıyor inşaatın boş duvarları;
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı..
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı;
cayır cayır bizim işhanı
bağırış çağırış adliyenin koridorları
belediyenin kazı ekipleri dolu sokaklar
küfür sesleri geliyor stadlardan
güzelim denizin üzerinde çöp yığınları
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı..
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı;
başımda müdürün gereksiz boğuşu
boş sözleriyle tam bir mevkii malı;
dalkavuklarının uğultusu içinde
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı..
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı;
miting oluyor kadıköy meydanında
polis yine kurulmuş barikatların ardında
bir bağırış yükseliyor kalabalığın arasından
elinde gaz bombasıyla
köşede bekleyen seyyar fırsatçı
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı..
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir ağaç görünüyor iki binanın köşesinden
yemyeşil yaprakları ile koca bir çınar mı
heyhat, bu beton yığınlarının ortasında
koskocaman bir
serap olmalı;
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı..
istanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı;
bir martı çırpınıyor çöplerin arasında..
ruhun mutlu mu, değil mi, biliyorum..
gözlerin yaşlı mı, değil mi, biliyorum..
beyaz bir ay doğuyor toki konutlarının arkasından
kalbinin vuruşundan anlıyorum..
istanbulu dinliyorum..
editto:orhan veli kanık a derin saygılarla.. affedersin artık orhan usta..
Kendinizi bir an olsun kuş ve dalga sesleri arasında hissetmeniz. Bazen bir kadın kahkahası ile dolmanız, bazen bir adamın yüreğindeki çığlığa koşmanız... Bazen üşüyen sokak çocuklarının bilmeden ettiği küfürlerde kaybolmanız...
tek bir erotik ögenin dahi bulunmadığı, son dizesiyle istanbul'un melodisinin asla bitmeyeceğini anlatan şiir. bütün dizeler boyunca göze hitap eden bir şey bulamazsınız.
istanbul aşkını her defasında depreştiren harika şiir. o aşkı herkes anlayamaz. anlasa zaten adı aşk olmazdı. o yüzden "kalablık","yaşanmaz","sevmiyorum" diyenlere gülüp geçiyorum o güzelliği anlayamadıkları için.
ne mutlu ki gün hala ezan sesiyle başlıyor. sonra araba gürültüleri başlıyor. büyük ihtimal işi uzakta olanlar. saat yediye doğru bir harala gürele. sonsuz nafile koşturmaca başlıyor, bir buğday tanesi için. bizler çok zayıf yaratıklarız. bu buğday denen nesneden ancak 5 saat uzak kalıyoruz.
kavgaya gerek var mı ? ufacık bir bitki tanesi. ye ye sonu gelmiyor.
Cem Karaca'nın seslendirdiği versiyonu duyulduğu anda ortamdan kaçılması gereken canım şiir. Yani şiir güzel diye bu kadar sıçmık bi beste yapılmaz ki.
istanbulu dinliyorum
- belgrad'da mangal yapıp tam söndürmeyen ayının sebep olduğu yangın sonucu itfaiye arabasının ahenk içindeki siren sesini duyuyorm.
- bitmek bilmeyen istanbul yollarındaki timsah yürüyüşünü anımsatan arabaların korna sesini duyuyorm
- kızı başka bir çocukla çıktı diye elinde satır kızını kovalarken 'gel buraya bişey yapmıycam'diyen bağırışını duyuyorm
- seçim vaadiyle milleti kandıran adamların megafondan çıkan seslerini duyuyorm
- doğuda terörle mücadele eden askerlerimizin kurşun sesini,istanbulda zevkten dört köşe laila'sından reyna'sına insanlıktan çıkmış eğlenceleri duyuyorm