bir kere istanbulda yaşamaya başladıktan sonra çok zor olan eylem, kusura bakmayın sevgili yazar arkadaşlarım cidden trollükte yapmıyorum bu şehirin sunduğu imkanlar dünyada çok az şehirde var bunu amerika’da 4 şehir görmüş biri olarak söylüyorum.
yalnız şunu söylemek istiyorum istanbul, taksim, kadıköy, beşiktaş, etiler'den ibaret değildir. bu şehirde bir bağcılar vardır, bir okmeydanı vardır ki orda yaşıyorum, bir dolapdere vardır ki çantanız falan çalınırsa ordan çıkması muhtemeldir, bir hacıhüsrev vardır (yerlileri hacısüref derler) istanbul'u o kadar da muhteşem görmeyin mümkünse. istanbul nasıl bir yer diye soran okul arkadaşlarıma, gezmek için muhteşem yaşamak için ızdırap diyorum. eğer istanbul'da doğup büyüdüyseniz istanbul'da yaşayın dışardan gelip de istanbul'da yaşamayı umut ediyosanız işiniz yaş.
Yaşamadığım için şükrettiğimdir, trafik,insanların üstüne üstüne gelmesi, her tipten insan, insan, insan... ben gelemiyorum kalabalığa içim daralıyor...
bulunmaz bir nimettir. bazıları gibi sonradan görmedik istanbulu içinde doğduk büyüdük ve evet istanbul bir çöplüktür. bir daha döneni silksinler. omuzlarından.
bir da madalyonun diğer tarafı var. benim gibi küçük şirin deniz kenarı şehrinde yaşıyorsanız, istanbul da doğup büyümenin ve ailenin hala orada olmasının bir çok artısı var. bir daha doğsam yine istanbul da doğmak, ve yine yine yine istanbul dışında böyle egeye kıyısı olan sevimli bir şehirde yaşlanmak isterim.
hayatın daha kolay ve daha kaliteli yaşanması durumudur.
yakın zamanda taşındım. artık istanbul'da yaşamadığım için çok mutluyum. (bkz: sivasli bey) in yukarıda söylediklerine katılıyorum, istanbul dediğin artık emirgan, kuzguncuk değil; artık sultançifliği, mescid i selam... tabelalar bile neredeyse tamamen arapça olmuş. yeşil kentler liginde %2.2 yeşil alan ile sonuncu sıradayız. iki durak arası otobüsle artık neredeyse 45 dakika sürüyor. her taraf inşaat, her taraf beton, her taraf avm, her taraf rant. salih yolunda don atlet plastik top, karpuz mangal yapıyor herkes. herşey hızlı, herşey sıradan.
mutluluktur, istanbul un o kozmopolit yapısından uzak her an başıma bir şey mi gelecek düşüncesiyle yaşamaktansa, trakya nın huzur veren topraklarında yaşamayı sonsuza dek tercih ederim.
girdimi okuyup cevap vermiş olan tüm yazarlara öncelikle teşekkür ediyorum ama unuttukları bir nokta var herkes köy hayatı yeşil alan vb şeylerden haz almaz bu noktada dikkat edilmesi gereken senin hayat tercihindir. köy hayatı gibi sakin sessiz bir yaşam mı tercih edeceksin yoksa dünyanın merkez kentlerinden birinde hızlı bir yaşam mı bu bir tercih meselesi örneklere baktığımızda da istanbul los angeles new york paris vb kentlerin nüfüsundan bu tercihin ne yönde olduğunu anlayacağınızı düşünüyorum.
istanbul orta doğu ve balkanlar’da siyaset,eğlence,kültür,turizm,ekonomi,bilim vb etkenler bakımından açık ara en yaşanılabilir ve refah seviyesi yüksek kenttir.
toplu taşımadan söz edilmiş şehirde 2019 sonunda bildiğim kadarıyla metro ağı oldukça büyüyor sizde pendik’te oturup taksimde çalışmayıverin artık başka bir şehirde bunu yapana akıllı gözüyle bakmazlar da pek.
son olarak bazı yazarlar sonradan istanbula gelenler böyle düşünür iması yapmış sanıyorum, doğma büyüme şişlideyim.
semtten semte degişen durumdur , şahsen Gaziosmanpaşa, Bağcılar, esenler vb. semtlerde oturuluyorsa evden dışarı çıkmak bile istenmez.Ama bi beykoz için bile sevilir bu şehir o da var.
Eskiden istanbulda yaşarken istanbul dışında yaşayanlar nasıl yaşıyor ne yapıyorlar acaba diyordum ama çanakkaleye gelince üni okumaya aradığım rahatlığı, serbestliği ve huzuru burada buldum. Buradaki yaşam daha keyifliymiş hep stres yaşamışız meğerse istanbulda.