hafif serin fakat rüzgarsız bir gecede galata köprüsünün karaköy taraflarına gidin veya ziraat bankası binasının önündeki iskelenin orada bir taşın üzerine oturun ve karşıdaki sarayburnunu, asıl istanbulu izleyin. inanın istanbul sizinle konuşacaktır. üzerindeki aşkları anlatacaktır; acıları, hüzünleri...
edit: tabi istanbul'un yaşlı, boğuk ve üzgün sesini daha iyi duyabilmek için hafif çakır olmakta fayda yok değil.*
insanlarla içe olmayı seven birisi için beyazıta gidip biraz dolaşsın sonra eminönüne inip galata köprüsünde güzel bir balık ekmekle karnını doyurmak sonra sallana yine galata köprüsünden karaköye geçsin ( bu arada bu yolu bir kaç defa yürüm zevkli oluyor ) sonra karaköyde deniz kenarında bir çay içtikten sonra ister Füniküler e binsin ister binmesin ( hatta binmese daha güzel çünkü beyoğlunda keşfedilecek onlarca yer var ) istiklale çıkıp biraz turlasın ve eğer yazsa dondurmasını yesin kışsa da bi salep için aşağı insindir.
tariihi yarımada tabiki, elizde bir rehber olması isteniyorsa eğer murat belge'nin (bkz: istanbul gezi rehberi) bu konuda çok iyi bir kaynaktır. hatta bir bakmışsınız çevrenizdeki insanlara rehberlik ediyor olarak bulursunuz kendinizi.
istanbul'un en sevdiģim yeri; sade ve rahatlatıcı mekânı, salacak sahildir. Haremden tut boğaz köprüsüne kadar yürüsem kafamda pek bir düşünce kalmaz, rahatlarım. Gel gör ki oraları bırakıp zuvas'ta okuyoz.
yoksa yukarıda diğer üyelerin beyanlarındaki gibi muzdarip oldukları sonuç yani hüsran olacaktır. aslında sıkıntı kalabalıkta değil. sıkıntı pislik, çerçöp, araçların yanlış alanlara park edilmesi, insanların haklarının gasp edilmesi, insanların birbirlerine olan saygısızlıkları(sesli müzik, mangal yakılması yasak yerde mangal yakmak-ateş yakmak, taşkınlık çıkarmak bağırmak çağırmak) yüzünden gidilmez. o kadar eğitimsiz, saygısız ve anlayışsızız ki. tatil dediğiniz şey burnunuzdan geliyor.
daha bak yeni haftasonu dün yani yine keşifteydik ailecek. ormana giren ara yollar var biraz yavaş giderseniz fark edersiniz. bir tane yangın yolu buldum daldım içeri. yangın yolu dediğim orman yangınlarında kara itfaiye ekiplerinin müdahale edeceği güzergahlar veyahut yangının devam etmesini engellemek için kasıtlı açılmış aralıklar, boşluklardır. ki buraya normal araçla giremezsiniz. o kadar kısıtlı aracın-insanın oraya ulaşmış olmasına rağmen burada bile her yer çöptü. böyle bir şey olamaz. istanbul'lu nerede çöp orada. allahsız, izansız, karaktersiz direk çöpünü poşetiyle bırakmış. bu kadar ahlaksızlık görmedim.
durum budur arkadaşlar. dar alanda onbeş milyonluk istanbul'dan bahsediyoruz. tabi ki trafik olacak, gittiğiniz yer kalabalık olacak. ama en azından sadece insani kullara uysak yine de zevk alabiliriz tatilimizden. ama yok. yıl 2020 olmuş hala çöpünü, pisliğini yerlere atan insanlarız biz. yazık.
gördüğünüz üzre sağlı sollu çöp. burası mesire alanı değil, piknik alanı değil. haritada yeri-konumu yok ve girişi baya sıkıntılıydı. ona rağmen iğrenç bir şekilde her yer çöp. yazıklar olsun. bunları yapanlara hakkımı helal etmiyorum.