ismet özel

entry962 galeri82 video26
    912.
  1. 911.
  2. 909.
  3. böylesine vurucu, kreatif tümceler karalayabilen bir beynin, adına islam dedikleri; cehaleti, acıyı, açlığı, katliamları 21. yüzyıl sahnesine taşıyan kapkaranlık bir arap mitolojisini övdüğünü görmekten hicap duydum. utancımın yerini saniyeler sonra öfke aldı, monitöre tükürmek istedim.

    o utanc verici hezeyanlarını mikrofona sıçarken; stüdyoyu basmak, göğsündeki mikrofonu söküp önündeki çay bardağının içine atmak, kendisini omuzlarından tutarak sarsmak istedim. yapamadım. bu yüzden şuan okudugun entryi yazıyorum.
    3 ...
  4. 908.
  5. 907.
  6. isme özel
    ismet sözel
    ismet kamusal
    ismet mülkiyet hakkı. Evet.
    1 ...
  7. 906.
  8. 905.
  9. 904.
  10. dünyanın en egoist adamıdır. hem de ikinciyle arasında denizler kadar mesafe olduğuna eminim. deus otiseus inancına sahipken toplumcu sosyalist bakış açısıyla yazdığı şiirlerine ve islamiyeti kabul ettikten sonraki şiirlerine bakıldığında ortak nokta ismet özel'in benidir. bütün imgeleri oradan doğar. biraz daha karmaşık bir şiire dönmesinden başka da değişen bir şey olduğunu sanmıyorum.
    partizan şiirindeki "ölürsek bir parzizan gibi ölmeliydik." dizesine karşı edip cansever "Bu şiirde partizan kelimesi yerine haziran kelimesini koysan hiçbir şey değişmez." der. gerçekten de değişmez. çünkü ismet özel'in yaptığı bütün şiirlerinde inandığı her şeyden önce "ben"ini ve yeteneğini göstermek istemesidir. "partizan" kelimesini o yıllarda sadece içinde bulunduğu toplumcu anlayışın gereğini yapmak için kullanılır.
    aynı şekilde dine döndüğünde kullandığı bazı kelimeler de yine "gereğini yapmak" içindir. bakınız "evet isyan" şiirinden:

    "
    ben karakavruk yüzümün arkasında
    kırbaçlayarak büyüttüğüm ağrıyı bırakıyorum
    bana ne çerçilerden, çerilerden, kullardan
    halksa kal’am onu kal’a kılan benim
    (...)
    Ben merd-i meydan
    yani toprağın ve kanın gürzü
    güllerin bin yıllık mezarı bendedir
    yukardan bakarım efendilerin pusatlarına
    insanların bütün sabahlarını merak ederim
    gök hırpalanmaktadır merakımdan
    ıtır kokan benim yumruklarımdır
    benim kavgamdır o, aşk diye tanınan."

    aşk da kendisi halk da kendisi. kullanılan kelime "halk" da olsa "eşref i mahlukat" da olsa -birini toplumcu anlayışın ve diğerini de islam anlayışının insanı yüceltmek için kullandığı kelimeler olarak düşünüyorum. tam bir karşılanma yok çünkü birbirinin zıttı değiller.- toplumcu anlayıştan vazgeçişle yazdığı şiirlerde de sadece "halk" kelimesinin ortadan kalktığı görülür şiirlerin bütün havası aynıdır. yerine bazen "kandil, minare, allah" ya da allah ı imgeleyen kelimeler gelir. fakat ismet özel bunları kendini yüceltmek için kullanmayı bilmiştir, "amentü" şiirinden:

    "Hayat
    dört şeyle kaimdir, derdi babam
    su ve ateş ve toprak.
    Ve rüzgâr.
    ona kendimi sonradan ben ekledim
    pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
    ham yüreğin pütürlerini geçtim
    gövdemi alemlere zerkederek
    varoldum kayrasıyla Varedenin
    eşref-i mahlûkat
    nedir bildim."

    ya da "karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak" şiirinden:

    "benim adım insanların hizasına yazılmıştır
    her gün yepyeni rüyalarla ödenebilen bir ceza bu
    keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım
    ölüm ve acılar çatsaydı beni
    düşüncem yapma çiçekler kadar gösterişli ve parlak
    sözlerim ihanete varacak doğrulukta olsaydı."

    dizelerinde de halka ya da toplumcu anlayışa dair bir şey göremesek de temanın şairin kendi benliği etrafında şekillendiği bellidir. bu yüzdendir ki şairin"partizan" ya da "haziran" demesi edip cansever in dediği gibi şiir severler için birdir. hiçbir fark yoktur.
    ismet özel'in hayatının ve şiirinin iki dönemi var gibi düşünülüyor ancak yetmişlerin başında islam inancına dönmesindan sonra yazdığı şiirlerde uzun yıllar gelgitler görülüyor "akdeniz'in mora çalan mavisi"ni yazdıktan sonra "amentü"ye geçişi gibi...
    tabii ki bu edebiyat tarihçisi için karışıklık gibi görünse de şiir sanatı açısından bir fark yoktur. bu kadar konuşup sonunda övmek istemezdim fakat ismet özel şiire soktuğu duyulmadık kelimeler, yoğun ve özgün imgeleri ve benliğini öne çıkaran tarzıyla türk şiirinin önemli bir yeteneğidir. herhalde sağ ve sol görüşü kendisini "itici" bulmak konusunda birleştirebilir. o kadar da itici biri.
    birlikte yola çıktığı yarı yolda bırakılan arkadaşı "ataol behramoğlu" onun sürekli bir "yeni adam" ve "başka biri" olma arzusunda olduğunu söyler ve:
    "ilk şiirlerinde bütün isyancı tonuna karşın, henüz yeterince toplumcu olamayacak kadar ergenlik boğuntularıyla doluydu. Bugün de onun yeterince dindar olamayacak kadar aynı boğuntuların etkisi altında olduğu ve üstelik (gerek Evet, isyan’ın gerek
    son kitabın birçok şiirinin açıkça kanıtladığı üzere) kişiliğinde toplumcu bir
    dünya görüşünün derinliğine izler bıraktığı kanısındayım” der.
    behramoğlu bunları yetmişlerde söylediyse de ismet özel şiirinde günümüze kadar değişen çok fazla bir şey olmadığını söylemek mümkün.

    yine de güzel mi bakınız oldukça güzel:
    içimden şu zalim şüpheyi kaldır ya sen gel ya beni oraya aldır

    Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
    ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
    kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
    kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
    onların yardımıyla dünyamıza acıdım.

    Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.
    Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
    Benimse dar
    çünkü dargın havsalamın
    gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
    Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
    sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
    sakın Styks sularının heyulası sanmayın
    er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
    biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
    öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
    ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
    ne ellerin hırsla yaban tutuşu
    ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
    dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
    yetmez karşılamaya.
    insanlar
    hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
    o ferah ve delişmen birçok alınlarda
    betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
    çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
    şakaklarıma dayanınca güneş
    can çekişen bir sansar edasıyla
    uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
    kadınların sahiden doğurduğuna
    toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
    nicedir kavrayamam haller içinde halim
    demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
    bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
    su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
    duydum yağmurların gövdemden ağdığını.

    Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
    aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
    sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
    bir harfin başlattığı yangın ile söndür
    beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
    öyle mahzun
    ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
    4 ...
  11. 903.
  12. Bomboş bir adamdır.

    Hayatı boyunca Daldan dala zıplamış, eli sıcak sudan soğuk suya değmemiş, bir o kadar da çok büyük dava adamıymış gibi kibirden, egodan boğulmuş biridir. Gerçek haysiyet sahibi insanları beğenmez ama dediğim gibi kendi ödediği hiçbir bedel yoktur. Rahat zamanlarda atar tutar.

    Radikal islamcı söylemlerde bulunmasına rağmen laikçi takımından peşine taktığı çok tipte vardır bu arada. Ay fikirleriyle ilgilenmiyorum yhaa diye. Bak bu tebrik edilesi.
    2 ...
  13. 902.
  14. Adamın beyni elindeki kaleme hükmediyor ama diline edemiyor.

    Ulan yazarken hayran kalıyorsun konuşurken mersinli Cihangir gibi.
    Hayret birşey.
    1 ...
  15. 901.
  16. Yaşayan en birikimli şair kabul edilir, 70 yaşından sonra yeni bir dil öğrenmiştir. Boş bir adam değildir.
    islamcı oluşu ile ilgilenmiyorum.
    3 ...
  17. 900.
  18. Olm kıskanıyorum bu adamı lan. Ben de boş yapıyorum. Ben de sağa sola sallıyorum. Ben de bir ordan bir burdan radikal tavır sergiliyorum. Benim niye abidik gubidik sevenlerim yok bu kadar. Benim neyim eksik. ismet özelden de daha yakışıklıyım bence. Yeter he.
    1 ...
  19. 899.
  20. “gül 'niçin?' diye sormaz, çiçek açtığı için çiçek açar. kendisine hiç bir önem vermez, birinin onu görüp görmediğini de merak etmez.”

    - angelus silesius.

    “güle dair bir neden yok, gül açar, çünkü açar.
    ne gözetir kendini, ne görülmek arzular.”

    - ismet özel.
    0 ...
  21. 898.
  22. 897.
  23. türk edebiyatının en büyük şairlerindendir kendisi. komünist olarak başladığı şairlik hayatına, müslüman olarak devam eder(kendi deyişiyle). son dönemde türkçüdür biraz. daha farklı değerlendiriyor ya neyse. istiklal marşı derneği'ni kurmuştur ayrıca. yazarlık yanı da hiç fena değildir.
    0 ...
  24. 896.
  25. ...acıdım ömrümce;
    neler vermezdim seni görmek için gibisinden cümle kuranların haline
    uğruna dağları delmem, ummana dalmam, atmam ateşe naçiz bedenimi
    kovalamam peşini davet etse bile eteklerin
    hepsi yerin dibine geçsin daüssıla malihulya nostalgia
    sen nasılsa olsa tıpkı hep olduğu gibi defalarca
    görüneceksin ahret gözüme...
    2 ...
  26. 895.
  27. vasat şairdir. fikir adamı filansa hiç değildir.

    sen kim oluyorsun diyebilenler olabilir...
    olsun..
    ben şairden de, şiirin iyisinden de anlarım.

    şiirinin karakterine,
    o çok kıymetli fikirlerinin sanatlı ifadesine,
    kelimelerinin arasında saklanan büyük anlamlara güleyim.
    bu adamın şiirlerinde çok derin anlatımlar olmadığını bilmiyor muyuz?
    derin bir fikir adamı rolü kasmaktan başka bildiği hiçbir şey olmamıştır.

    batıyı doğuyu, tarihi, medeniyeti, siyaseti, soyolojiyi, toplumsal gerçeklikleri, aşkı hiçbir şeyi bu heriften öğrenmem. öğrenen sümüklülerle de münasebetim olmaz.
    hadi hadi.
    3 ...
  28. 894.
  29. Şiirlerini yığınla imgeyle doldurduğu için şiiri halka inememiş fakat buna rağmen iyi şiirleri olan, fikirlerini beğenmediğim şairdir.
    1 ...
  30. 893.
  31. "cennet ümidi içinde cehennem hazırlıkları yapıyoruz."
    1 ...
  32. 892.
  33. 891.
  34. Güzel konuşan bir deli. Bu adam mantıklı olanlardan olsaydı, bu kadar sevmezdim. Belki daha az dinlenirdi belki daha çok ama böyle olmazdı. Bir sanatçı olmazdı. Bu adam da mantık aranamaması güzel tarafı, şiir gibi bir adam. Mantıksız ve güzel, en güzellerden işte.
    Ona herkesten çok farklı olmak yakışanı, bize ise herkes gibi olmak uygunu düşmüş.
    1 ...
  35. 890.
  36. propaganda

    Köleler gördüm, karavaşlar
    hayaları burulmuş bir adamın ayaklarını yıkamaktalardı
    artık kelimeleri kalmamış fiyatları sormaktan
    saçları taranılmaktan usanmışlar
    sinemalara saklanıyor kışın
    yaz olunca denizin yalayışlarına
    kaldırımlarda demokrat
    otobüslerde dindar
    geceyi
    saatlerine bakarak anlıyorlar
    ve sabah
    gökyüzünün karnını gerdiği zaman
    dağların kokusundan fabrikalar acıkınca
    Köleler!
    gözleri camekânlarda.

    Silâhlar gördüm
    namlusu akla çevrilmiş sahra topları
    mürekkebin utandığını gördüm basılı kâğıtlarda
    tetiğe basan parmaklarda çare yok, gördüm mürekkebi:
    Çare yok, radyoları kapatsam
    çare yok, secde etsem anılarıma
    bu bozulmuş yeminlerin bayrakları altında
    olacak şey mi duymak portakal bahçelerini
    mermiler araya girmeden anlayabilir miyiz artık
    hangi kızlar hangi serin yerlerimize değdi:
    Sanırdık saçlarımız kumrularla kaplanır
    bir çocuk, işte ırmak! diyerek haykırınca
    o zaman belki çocuklar zabıtalardan daha çoktu
    belki biz daha çok ağlardık bir aşk pıhtılanınca:
    Gördüm
    gözlerinde zındanlarla bana baktıklarını
    düşündüm yaslanarak şehrin kasıklarına
    düşündüm kafa kemiklerimi eritinceye kadar
    nedir bu kölelerin olanca silahları
    silahların köleleri olmaktan başka.

    Bıkmadım
    koyu renkler kullanıyorum hayatımda
    koyu mavi, acıyı anlatırken
    sessizce öperken, koyu beyaz
    ve saçlarım hakaretlerle okşanırken
    koyu bir itiraf sarıyor beni.
    susmak elbette zehirlidir
    ve rahatlık getirir yazıklanmak da.

    Ey tenimde uzak yolculukların lekeleri!
    Ey çocuklarda uyuyan intizamsız güneşler!
    gelin ve boğdurun bu köleleri.

    - ismet özel...
    0 ...
  37. 889.
  38. "müslüman teröristtir. Müslümanın ilk vazifesi terörist olmaktır" diyen şeriatçı şair.
    0 ...
  39. 888.
  40. Sana çok önceden, bir yaz sonu, bir parkta
    sıkılmış yumruğumu ısırarak
    buna benzer bir şeyler söylemiştim
    milât yok
    demiştim, milât yer almayacak hayatımızda
    1 ...
  41. 886.
  42. "hak yemek sol elle yemek kadar dikkat çekmedi bu ülkede"
    demiş şair.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük