milli savunma bakanlığından milli eğitim bakanlığına geçmek ilginç bir deneyim olmuştur sanırım.
biraz geçmişine baktım ve istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu gördüm. biraz daha detaya girince istanbul teknik üniversitesi Denizcilik Fakültesi Denizcilik Yüksek Okulunu bitirmiş ve isveç malmö dünya denizcilik üniversitesinde master yapmış. son olarakta marmara üniversitesinde özel hukuk dalında yüksek lisansını tamamlamış.
uzunca bir süre denizcilik sektöründe müşavirlik ve hukuk danışmanlığı yapmış. sonrasında ulaştırma bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı ve milli savunma bakanı olarak siyasette yer almış.
peki, daha önceden ulaştırma, milli savunma ve kültür & turizm alanında deneyimi olan birisi neden milli eğitim bakanı olarak atanıyor? umarım mantıklı bir açıklamaları vardır. ne kadar gerekli bilemem ama yerine geldiği nabi avcı'nın da idari bilimler mezunu olup iletişim fakültesi, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler gibi alanlarda geçmişe sahip olduğunu da unutmamak lazım.
umarım bir gün gerçekten alanında başarılı kişilerle donatılmış bir hükümetimiz olur. hayırlısı neyse onun olması dileğiyle.
ön yargılı olmayayım diyorum ama sadece ak parti değil, bu ülkeye çok uzun zamandır doğru düzgün milli eğitim bakanı gelmedi. üstelik en sıkıntılı olan alan. ben ilkokul'dayken de sistem her sene değişiyordu. üniversite biteli 5 yıl oldu hala her sene değişiyor ve ne yapılırsa yapılsın düzelmiyor... inşallah yanıltır diyecem ama sanki bi yer bulamamışlar da atamışlar gibi oldu. ayrıca tek ismin de farklı bakanlıklar yapabilmesi saçma. alanında uzman olmalarını bekliyor insanlar...
Bakanlık'tan 28 bin 163 kişinin ihraç edildiğini, 20 bin 88 personelin açığa alındığını ve FETÖ ile alakası olmadığı tespit edilen 5 bin 78 personelin ise işine iade edildiğini açıklamış.
efendim ismet beyi kabinede düşünüyor musunuz?
-ne bakanıydı kendisi?
+milli eğitim
-başka milli li bakanlık ne vardı.
+eğitim var sadece
-tamam onu oraya koyun.
"Türkiye'nin ekonomisi ne kadarsa eğitimi de o kadardır. Eğitimi ne kadarsa ekonomisi de, zenginliği de o kadardır. Türkiye şu anda satın alma gücü paritesinde dünyanın 14´üncü büyük ülkesi. Millî geliri bakımından da 16'ncı büyük ülkesi. Eğitimde neredeyiz denildiğinde 16´ncı sırada deseniz de doğrudur, satın alma gücü paritesi bakımından 14´üncü olduğumuzdan dolayı 14´üncü sıradayız demek de doğrudur. Hedefimiz dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olmak. Bunu yapabilmek için daha kaliteli bir eğitimi evlatlarımıza vermek, onların da aldıkları eğitimlerle daha nitelikli, daha yüksek teknolojili ürünleri üretmesini ve topluma faydalı olmalarını istiyoruz. Bu yolda çok adımlar attık. Çoğu gitti azı kaldı. Azını da önümüzdeki dönemde tamamlayacağız."
atanamamış bir öğretmen olarak güldüm.
Bu yıl üniversiteye yerleşen öğrenci sayısında rekora imza attıklarını ifade eden (Her şehre üniversite açıp kontenjanı artırarak) milli eğitim bakanı.
Uzak olduğu eğitimin bakanlığını elini yüzüne bulaştırmış kişi. Böyle anılmak yerine koltuğu bırakmak gerek. Bu kadar mı değerli bu koltuk? Değişik. Evet.
Zamanında ulaştırma bakanı olmuş, kültür ve turizm bakanlığı müsteşarı olmuş ve hatta savunma bakanı olmuş kişidir. Gelip eğitim sistemini bunlardan öğrendiklerinde harmanla harmanla zük diyip oturmuşlar milli eğitim bakanlığı bakan koltuğuna.