"Tahrir Vazifeleri"nin son yazısı olan ve niçin dünyada yazmaya sürgün olduğunu sorguladığı, izaha kalktığı "sabah öğren akşam öl, gün boyu ömür yeter" adlı kapanış yazısından sonra çok fazla bir şey ortaya koymasını beklemediğim, kaldı ki ortaya koydukları için de, daha çok bir "iç serüven" (bkz: bir yusuf masalı) tanımlamasını yapabileceğim yaşayan en büyük türk şair ve düşünürü...
Bir yerlerden duymuşluğum ile söylersem, "şiirde varılacak son nokta.
Ve acizane okur-yazarlığımı "bitiren!" adam. Zira şiir diyebileceğim son şiirimi 10 yıl önce yazmıştım, tahrir vazifeleri ve erbain'den önce...
32. gün'de ''Ben üstünüm, Çünkü Türk'üm'' diyerek mussolini vari bir duruş ile göğsünü kabartmıştır. Marksist, Müslüman, Irkçı ve islamcı ideolojileri her on yılda bir benimsemiş şairdir.
ve ayrıca ''Müslüman komünist olmaz, müslüman zaten komünisttir.'' demiştir.
aşağıdaki dizelerle beni kendine mürit etmiş şairdir.
--spoiler--
başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
--spoiler--
başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
yaprakla yağmurun aşkı meselâ
kim olsa serpilen coşturuyor bizi
imreniyoruz başkalarının mahvına.
yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı mağrur
silkiniyor vuran her damlayla.
başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
bize ait olan ne kadar uzakta!
başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
başkalarının düşünceleriyle değil.
"üstümde yıldızlı gök" demişti könisberg'li
"içerimde ahlâk yasası".
yasa mı? kimin için? neyi berkitir yasa?
ister gözünü oğuştur, istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa.
girmem, girmedim mangalara
yer etmedi adalet duygusu
içimde benim
çünkü ben
ömrümce adle boyun eğdim.
yıldızlı gökten bana soracak olursanız
kösnüdüm ona karşı
onu hep altımda istedim.
başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
düşmanı gösteriyorlar, ona saldırıyoruz
siz gidin artık
düşman dağıldı dedikleri bir anda
anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle
aynı kışlaktaymışız
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda
tek başınayız.
diyorum hepimizin bir gizli adı olsa gerek
belki çocuk ve ihtiyar, belki kadın ve erkek
hepimiz, herbirimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lâzımdı
hayatımıza kendi adımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim, hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer, aşkımı başlatırım
aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
adımı aşkın üstüne kendim yazarım.
'dünyaya ne halimiz varsa görelim diye gelmedik; dünyaya gelişimiz halimizin ne olduğunu öğrnelim diyedir. şiirle halimin ne olduğunu merak ettiğim için uğraştım. bu meşguliyetim sayesinde halini öğrenme bahtiyarlığına erenlerden olma katına çıktım'
sanatı sanat için yapan şairdir. kimseye kendini anlatmak için kasmaz anlamak isteyen nasıl isterse öyle anlasın demektedir. araştırsın öğrensin öyle anlasın ister.
(bkz: şiir okuma kılavuzu) diye bomba gibi bir kitabı vardır. okumayanlara şiddetle tavsiye edilir.
ağır bir uslupla, sıkıcı sayılabilecek oranda uzun şiirler yazan şair. gereğinden fazla abartıldığını düşünmekteyim. ya da yemekteyiz klişesiyle söyleyecek olursak; benim damak tadıma uygun değil...
"eğer neyi kaybettiğimizi biliyorsak o eksik olan şeyi bulmaya çabalamamız belki birçok zorluğu yenmemizi ve belki de birçok eziyete katlanmamızı, birçok tehlikeyi göğüslememizi gerektirecek."
"herkes kendi kaybettiğini kendi arasın. bu arayışta diğerleri sadece arayanın neyi kaybettiğini hatırlatabilirler."
sistemi, kitaplarindan ziyade, siirleri ile elestirmesinin daha verimli olduguna, her siir okuyan, seven insanin inandigini dusundugum sair.
çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:tanrı uludur tanrı uludur
polistir babam
cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
ismet ozel o donemde turkce ezan okunmasina karsin toplumda ki duyarsizlasmaya deginmis ve kimseciklerin bu duruma godiva gibi fedakarca karsi koymamasini elestirmistir kendince. sonradan mevla'ya yonelen bu sevimli sairin yukardaki misralarinin gectigi siirin ismi amentu'dur. amentu yani iman etmek. oysa ismet ozel cehenneme'de gitse cennete'de gittse birileri icin hep arafta kalacaktir. zira kar yagarken kirlenen bir seydir yuzu.
hayatınızda hiç şiir okumayıp şu sıralar pek moda olan ıssız adam takılmak isteyen esasında ıslı bir adamsanız şiire ismet özel'le başlamayın. diğer okuduğunuz bütün şiirleri yavan bulabilme tehlikesi var.
türklükle alakalı söylediklerine ilk başta burun kıvırsamda Cemalettin Latiç'in ağzından duyduğum " Biz elhamdülillah türküz bize sırplar bu nedenle saldırdı" cümlesinden sonra idrak ettiğim filozof. Taşları Yemek Yasak ve Vel Asr ile başladığım yolculuk nerede biter bilinmez.
Unutmadan bir 68 efsanesi evet isyan başlıklı konuşmasının sonunda Sezai Karakoç Ve Necip Fazıl hakkında söyledikleri kimseye eyvallahı olmadığını gösterir. Ölmeden kıymetinin bilinmesi temenni edilir.