hala hrant dink kıyaslarına girenlerin, azmettirici kılıklı siyasilerin koca cumhuriyet tarihi boyunca cirit attığı bu muhafazakar coğrafyada yetki alabildiğince aydınlık işlere imza atmaya çaba göstermiş güzel insan.
hangisinin bildik ki kıymetini, onun bilelim? ilk defa aktı gözyaşlarım 10 kasımlardan başka bir günde bir siyasetçi için. ileriye umutla bakmamı sağlayacak bir elin parmağını geçmeyecek insanlardan biri daha ayrıldı aramızdan. etrafımızdaki aç kurtların kucağına koşa koşa bilinçsizce götürüldüğümüz, kardeşliği ve dostluğu her kim olursa olsun unuttuğumuz, politika da olsa insan olmanın öneminin ne olduğunu unuttuğumuz bu yıllarda belki de bunu bizlere hatırlatacak ender insanlardan biri idi.
peki ne olacak, üzüleceğiz. hep yaptığımız gibi. ve yerine koyabileceğimiz biri geldiğinde yine aynı umursamazlıkla kaybedene kadar sırtımızı döneceğiz ona.
ve aslında başka bir sebepten daha üzgünüm. o da şudur ki; bu ülkenin aydınlık genç nesli olarak adlandırılan her daim sessiz ve elindekinin kıymetini pek bilmeyen topluluğunun, ülkenin gerçekleri, içinde bulunduğu tehlikeler, içeride ve dışarıdaki tehditler, başımızdaki virusten haberdar olabilmesi, amiyane tabirle gaza gelmesi, titremesi ve kendine gelmesi için ancak ve ancak bu şekilde infialler gerekiyor ancak ve ancak. ya bel bağladığımız veya bağladığımızı sonradan farkettiğimiz, ya da kaybedince aaa çok değerli biriydi tuh dediğimiz birilerini kaybettiğimiz zaman ortaya çıkan infial bizi ayağa kaldıran. ve bu değerli insanın aramızdan ayrılırken, son bir kuvvetle içimizde yaratacağı infial de alevlenemeden sönüp gidiyor hızlıca bir çok yürekte, televolelerden, gereksiz gündemlerden, futboldan, abuk subuk bir sürü mevzudan.
kötü günler bekliyor türkiye'yi. her geçen sene daha zor olacak. elimizden almak için her yolu denedikleri ülkemizde tek belini kıramadıkları ordunun bile ekonomik yönden elini kolunu yavaştan bağlamaya başladılar. bir çok ihale, alım, güçlendirmeden vazgeçildi son senelerde. bacaklarımızı kırıp dizlerimizin üzerine çökertmeye çalışıyorlar. 2001 krizinde bir kez çöktük, kalktık. ikincisi çok yakın. pes etmeyecekler. biz ise her zaman olduğu gibi saf saf, bilinçsizce sahilde kum oynayan çocuk gibi ortalıkta dolanalım. ananı da al git buradan diyen biri başında iken ve onu başa getiren bir topluluktan ne beklersin ki zaten. ayıp hepimizin.
gitti bir can yeleği daha. az kaldı gemideki can yelekleri...
sürekli tebbessüm halindeyken görülen güleç yüzüyle gönüllere taht kuran ve gün itibariyle aramızdan ayrılan "adam gibi adam", eski dışişleri bakanı...
felaket tellalı sol frame sayesinde ölüm haberini aldığım. hüzünlere gark ettiğim, gerçek anlamda insan. müstakbel oyumun sahibi olacaktı. kısmet olmadı, olamadı... sadece siyasi kimliğiyle değil, tüm hayat tarzıyla gençlere örnek olabilecek idealist bir insandı. huzur içinde ol...
onun genel müdürlüğü zamanında trt'nin yayın politikası ve yayınlarının kalitesini anlatan ablam; halen trt'nin o kimlik ve kalitesini yakalayamadığını, ve cem döneminde halkın eğitilmesi ile ilgili trt'de gerçekten kaliteli yapımlar olduğunu anlatır dururdu. her insan gibi hataları olmuştur tabi ki.ayrıca türkiye'de geri kalmışlığın tarihi adlı kitabı okunmalıdır. allah rahmet eylesin.
türkiye üzerine yaptığı araştırmalar ile türkiyenin yetiştirdiği nadide insanlardan biri olduğunu ispatlamıştır. dış politikada eşi bulunmaz bir siyaset adamını kaybettik. ölmemesi gereken bir siyasetçiydi. sonsuzluğa sevgi ve saygıyla uğurluyoruz.
(bkz: toprağı bol olsun)
'' nezaket, gerçek entellektüellik, insancıllık, inanılmaz başarılı bir kariyer ve tahsil hayatı, zerafet, dünyayı en doğru şekilde yorumlayabilme yeteneği, tertemiz bir gazetecilik geçmişi, bitmek bilmeyen bir edebiyat ve sanat aşkı ve dürüstlük aynı anda bir insanda nasıl can bulur? '' sorusunun yurdumuzda bulunan çok çok az cevabından biriydi ismail cem... hayat işte, hep iyilere vuruyor tokadını... Ama yine de sen artık Türkiye'nin ölümsüz siyasal figürlerinden birisin... Karizmatik politikacı ve güzel insan seni hiç unutmayacağız, Türkiye milletine '' ananı da al git'' demeyen, sadece kendi ülke insanlarına ve politikacılarına değil; diğer milletlerin politikacılarına da anlayışlı ve nazik bir diplomasi ile yaklaşan bilgi dolu bir evladını kaybetti, başımız sağolsun...
kaderin bir cilvesidir adeta ölümü...
allah sanki hrant dink için abartılı bir şekilde üzülenlere bir nazire yapmıştır.
zira hrant dink kendisi ve agos için yaşardı belki ama ismail cem türkiye için yaşardı.
bu bağlamda esas üzüntü nasıl yaşanır galiba şimdi daha iyi anlayacağız.
dürüst ve iyi bir siyaset adamıydı,mekânı cennet olsun.
iyi adamların göç vakti geldi anlaşılan.. hrant gitti, uğur mumcu'yu bugün anıyoruz tekrar ve şimdi de ismail cem. yaptıklarından ziyade yapmak istedikleriyle iyi bir adamdı ismail cem. bazen yapamadıklarınız size iyi adam dedirtebiliyor. *
trt de genel müdürlük yapmış dışişleri eski bakanı. allah rahmet eylesindir. can dündar,smail cem in hayatını ele alan bir yazı dizisi hazırlamıs ve ölümünden iki gün önce beraberce tamamlamıslardır.
ulusumuzun kıymetini bilemediği bir diğer adam gibi adamdır. bugün insanımız siyasetçilerin neredeyse hiçbirine güvenmez belki. ama ben en azından kendi adıma ismail cem'e güvenirdim. biliyorum birçok insan da samimiyetinden ve kararlılığından şüphe etmemiştir. insana güven veren bir yapısı vardı rahmetlinin.*
dipnot: 2002 genel seçimlerinden önce yaptığı hareket belki de beni bugüne kadar en çok heyecanlandıran siyasi harekettir. çökmekte olan dsp'nin durumunu görüp ayrılmış, üstelik yanına hüsamettin özkan'ı çekmeyi başarmış ancak iktidara giden yolda kemal derviş'in son dakika kazığından kurtulamamıştı. bugün kemal derviş ona o kazığı atmamış olsa belki ülkemiz daha iyi bir yerde olurdu. en azından adam gibi bir dış işleri bakanı sahibi bir ülke olurduk.
türkiye siyasetinin gülen yüzü, çok sevdiğim, çok saydığım değerli düşünür, değerli siyaset adamımız. sosyal demokrasi'nin önde gelen savucularından. hem kişisel hem de profesyonel yaşamında bir tek kişiyi dahi incitmediğine inanadığım; bana o güveni verebilen değerli "insan".
stanbul 1940-Istanbul 24 Ocak 2007 Istanbul Robert Koleji'nden (1959) ve Lozan Üniversitesi Hukuk Fakültesinden (1963) mezun oldu. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nde Siyaset Sosyolojisi dalında master yaptı (1991).
Çeşitli gazetelerde Yazı işleri Müdürlüğü, Genel Yayın Müdürlüğü yaptı. Yazarlığa devam etmektedir. Türkiye Gazeteciler Sendikası istanbul Şubesi Başkanlığını yürüttü (1971-1974). TRT Genel Müdürlüğünde bulundu (1974-75). 1987 ve 1991 Seçimlerinde istanbul'dan 1995 Seçimlerinde Kayseri'den Milletvekili seçildi.
DSP TBMM Gurup yönetim kurulu üyeliğine seçildi (1996). Avrupa Birliği Parlamenterler Meclisi ve Batı Avrupa Birliği Asamblesi üyeliklerine seçildi (1987-1996). AKPM Sosyalist Gurubu Başkanvekilliğine seçildi (1989-91), (1993-95). AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlementer Gurubu Başkanlığına seçildi (1996). Avrupa Medya Enstitüsü Danışma Kurulu üyeliğini yürütmektedir. 50.Hükümette Kültür Bakanlığı yaptı (1995). 30 Haziran 1997 tarihinde kurulan 55.Hükümette Dışişleri Bakanlığı Görevine atandı, 5 yıl kadar sürdürdüğü bu görevden Temmuz 2002'de istifa edip Yeni Türkiye Partisi'ne katıldı ve bu partinin genel başkanlığına getirildi.
2004'te YTP'nin CHP'ne katılması üzerine genel başkanlık görevi sona ermiştir. ismail Cem cumhuriyet tarihinin en uzun görev yapan 4. dışişleri bakanıdır. 18 ve 19. dönem istanbul, 20 ve 21. dönem Kayseri Milletvekilliği yapan Cem, evli ve 2 çocuk sahibidir. Bir süredir akciğer kanseri tedavisi görmekte olan ismail Cem, 24 Ocak 2007'de istanbul Cerrahi Hastanesi'nde vefat etmiştir.