dramatize edilmemesi gereken bir kavramdır. islam ile hristiyanlık ya da musevilik var olduğu günden beridir dönem dönem içten içe, dönem dönem de şiddetlice çatışmıştır. ancak son dönemin avrupası zaten son kale olarak görülen vatikan'dan da iyice uzaklaşıp agnostik olmaya başladığından beri değil sadece islam'a, hristiyanlık'a karşı dahi korku ve güvensizlik beslemektedir.
gelin görün ki musevilik ve hristiyanlığın iki önemli neferi, israil ve amerika var olduğu sürece, avrupa'nın viking atalarından, barbar kavimlerinden, skolastik düşüncesinden ya da modernizm cahili diye itham edilen yakın tarihinden dahi övünerek dine ya da dinlere savaş açsa nafiledir.
modern haçlı seferlerinin son sürat devam etmesinde ise pragmatik amerika'nın payı oldukça büyük. evanjelist hükümet başlı başına kapitalist dense eksik olur. bu hükümet katı bir katoliktir. bush ailesinin haçlı seferleri için senelerdir süregetirdiği güçlü kiliselere yüksek meblağlarda finansal desteği bilinmeyen bir şey değil. haçlı seferlerinin neferleri olan paralı askerlerin en büyük motivasyonu din ve güçlü bir ülkedir. güçlü bir ülke kapitalizmle beslenen bir ülkedir. güçlü bir ülke dinini yayabilecek bir ülkedir. para bu güçler için bu yüzden önemlidir. para bu insanlar için din değil, dinleri için bir araçtır.
tüm bu noktalardan ele alındığında islamafobinin bir illüzyon, bir isim olduğunu çok rahat görebiliriz. adamlar emellerini yeterince rahat bir şekilde gerçekleştiriyorlar, neden korksunlar? arap baharı diye bir yalan uydurup arab'ı gazlayan bir güçten bahsediyoruz. islamofobi, afganistan hayal kırıklığından sonra kullanılacak koz olmaktan çıktı. para için yeni kaynaklar, yeni kaynakları sömürmek için de yeni yöntemler yürürlülüğe girdi bile.
çelişkilerle dolu bir durumdur. nitekim turan dursun'un sağda solda ''bu müslümanlar aptal lan, muhammed onla buna sevişiyormuş ahaha'' demesi ve bunu islamiyet'i benimsemiş bir toprak parçası üzerinde yapmasının ardından öldürülmesi, islam'ın tutumunu değil, müslümanların tutumunu yansıtır. islam'ın türklere zorla benimsetildiği olayı da binlerce defa yanıtlanmış bir mevzudur, insan tafsilata girmekten sıkılıyor.
islam dininin her dine, her fikre toleransının olmadığı savıyla; her islam mensubuna toleranssızca saldıran saçma bir ideolojidir. açıkçası islam'ın herkese ve her şeye sonsuz toleransı vardır; zulüm, kavga, edepsizlik ve kendisine karşı saldırıda aşırıya gidilmediği sürece. bazı müslümanların olmayabilir ama islam'ın vardır.
kültürlü avrupa insanının 3. sınıf ülkelerden gelen ve kültürünü avrupa'da yaşamaya çalışan yeni komşuları hakkında fikir ve bilgi sahibi olması ile avrupa'da istikrarlı olarak yükselmesi tesadüf değildir. üstelik gayet de demokrasiye uyan bir düşüncedir. nitakim demokrasi ''ben müslümanları sevmiyorum mesela karşımda bir müslüman ailenin yaşamasını istemem'' sözüne izin vermektedir. diyenler de vardır.
bizim gibi halkının çoğunluğu müslüman olan ülkelerde islamafobya hakkında yasak çıkartmak (bkz: fikirlere kurşun işlemez) gayet normaldir ama komiktir de. çünkü türkiye'de islamafobi bir adam yaşayamaz diye düşünüyorum. çünkü burada müslümanların borusu ötmektedir. ancak mesela isveç'te bunun hakkında hakiki bir yasak çıkmaz. işte demokrasi budur.
ha peki avrupa'da islamafobya ile mücadele eden avrupalılar yok mudur? çoktur. geçenlerde trt haber'de aynı adla bir belgesel/program izlemiş idim. belgeseli yabancılar çekmiş ve özetle islamafobyanın bir önyargı olduğu üzerinde kurulmuş. üstelik bildiğin 8 yaşındaki çocuğuna çarşaf giydirmiş müslümanların üzerinden bu yapılmış. 8 yaşındaki çocuğuna çarşaf giydirmesini bilen müslüman sanırım cihat kavramından haberdar değil ki böyle bir şey ortaya çıktı. aynı belegesel ''marsilya'da bir grup aşırı milliyetçi müslümanların iş yerlerini yağmalayaarak vatanını kurtardı'' gibi aşırı milliyetçileri halının altına sokan harikülade bir islamahobi ayarıyla bitiyordu. o avrupalı aşırı milliyetçilerin sadece vatanlarını değil dünyayı da sevmediği insanlardan kurtaracakları gerçeğini bir tarafa bırakıp bir şey söyleyeceksek; islamafobianın nedeni kendine müslüman diyenlerin tam kendisidir.
kusura bakmayın da ben bir fransız olsam başkentimde enteresan kıyafetleri ile enteresan hareketler yapan yabancıları ülkemde istemem. üstelik bu yabancılar benim ülkemde yaşamasına rağmen beni düşman biliyorsa. avrupa'da şu anda müslüman az da durum böyle. şu oran hele bir dörtte bir falan olsun da bakın o zaman neler göreceksiniz, ırkçılığı fıbiyi o zaman göreceksiniz.
bu kadar vulgar bir dine karşı oluşması gayet normal olan şey. diğer inançlara karşı bu kadar toleranstan yoksun, diğer insanlara karşı bu kadar saldırgan olursa bir din, oluşmamasının önünde bir sebep yoktur bile.
müslüman inanışından, öğretilerinden, yaşam tarzından korkmak olarak özetlenebilecek hristiyan toplumların genel hastalığı.
islamofobi, islam karşıtı batı toplumunun terminolojisine ait bir tanımlamadır.
ben bir müslüman olarak, islama yapılan tüm saldırıları, parçası olduğum dinin inananı olmak paydasında buluştuğum müslüman olmak tanımlamasında buluşturuyorum ve bize ait bir tanımlama yapma gereksinimi hissediyorum.
sonuçta onlar, soyut bir kavram olan din ve inançtan değil, o inancın tezahürü olan bir büyük topluluk olarak müslüman aleminden korkmaktalar. müslümanofobi
batı dünyasının sovyet rusya yıkıldıktan sonra yarattığı yeni fetiş. önce ötekileştiriyorlar, sonra yabancılaştırıyorlar en sonunda da yabancılaştırdıklarını düşman ilan ediyorlar. amaç yeni bir dehşet dengesi oluşturup batı toplumunun tekamülünün sekteye uğramasını önlemek.
Özellikle avrupa'nın müslüman göçü alan bölgelerinde yoğun olan fobidir. Aslında temellerine baktığında haksız da değillerdir.
işçi olarak alt kültür düzeyinden avrupa'ya göç eden müslümanlar yerleştikleri bölgelerde kültürel olarak kendileri travmaya uğramış, keza Etraflarını da travmaya uğratmışlardır. Özellikle 80lerde ve 90larda Müslümanları anavatanlarının aleyhinde Siyasal islamcı olarak örgütlenmesine ses çıkarmayan avrupalılar ( (bkz: kaplancılar) ) burunlarının dibindeki bu yobazların çevrelerini rahatsız edeceklerini hesaba katamamış, daha doğrusu ilerideki Avrupalı halkların Müslümanlara garezini arttırmak için katmamışlardır.
Şimdi düşünün mahallenize yüzlerce Yobaz yahudi gelse, hani şu saçlarını garip garip ören, Cumartesi günü elektrikli alet çalıştırmayacak kadar yobaz, kafalarında takkeyle dolaşan yahudiler. Bunlar israilde nasıl yaşantı sürüyorlarsa farklı bir memlekete gelmenin travmasıyla daha da kapalı bir komunite oluşturup gettolaşsa. Üstüne bir de Devletiniz bunların illegal örgütlenmesine hiçbir ses çıkarmasa ne yaparsınız?
içinizde hiç yahudi düşmanlığı olmasa da yahudi düşmanı olursunuz. Bu bir tepkidir kaçınılmazdır.
işte bu tepkiyi avrupalı halklara ilk başta iş gücü yüzünden istemeden, sonra da ellerindeki fırsatı değerlendirerek Avrupalı hükümetler öğretmiştir.