yukarıda ki bakınızları vermiştim fakat birden yazma duygularım kabaradı.
şimdi müslümanlığı mercek altına alalım. neresinden bakarsanız bakın müslümanlığın faşizmle alakası yoktur. faşist olan insandır. dünya da 1 milyarın üzerinde müslüman var. tek bir sözle hepsini faşizanlıkla suçlamak ilginçtir.
Bir zamanların afganistan'ı "erkeklerin sakal bırakmak zorunda olduğu, kadınların burkalara hapsedildiği ve yalnız başına sokağa çıkamadığı, kadınlara okuma yazma öğretmenin yasaklandığı" yerdi. peki faşizanlık islamiyette miydi? yoksa taliban da mı? kişilerin/devlet yöneticilerinin yaptığı kişisel kurallar ve yasalarla islamiyet'e faşizan yaftası yapıştırılamaz.
eğer; herhangi bir dini, kendi ideolojiniz doğrultusunda, devlet yönetimine yerleştirmek isterseniz, ister istemez bir otorite oluşturmak zorunda kalacaksınız. bu otorite kişi/kurumların kendi insiyatifleri doğrultusunda başkalarının hür iradelerine engel teşkil edebilecektir. Lakin bu engellik dini değil devleti/yöneticiyi faşist yapacaktır
şimdi; o elleri öpülesi büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk laikliği neden getirmiştir anlayabildik mi?
"bir de devletin dinsel bir siyaset izlemesi ve yonetimindeki ulusal topluluklarin vicdan ozgurluklerine maddi olmasa da manevi baski yapmasini istemek takdir buyurursunuz ki akil ve mantikca dogru olmaz. Iste bunun icin din ile dunya islerinin birbirinden ayrilmasini istedik." M.Kemal,(1923).
din faşistlerinin bazı soruları yanıtlaması gerekir;
ayetlere göre kişiyi müslüman ya da kafir yapan tanrıdır. hayır ve şer de tanrı'dan kaynaklanmaktadır. iyilik ve kötülüğün gerçek yaratıcısı ve gerçek faili tanrıdır. böylece tanrı günah işletip kafir yaptığı insanları neden cehennemde azaba sokmaktadır?
kendimi faşist olarak görmesem de cevap verme hakkımı kullanmak istiyorum. *
insanı diğer varlıklardan ayıran özellikler vardır. en önemlisi akıldır.
zaten insani özel kılan da bu durumdur. insan, sahip olduğu özellikle seçme hakkına sahiptir ve bu da onu özgür kılar (hayvanlar gibi önüne geleni yiyip ölmezler) sadece ahireti düşünerek değil, bu dünya'ya yönelik de bu olayı düşündüğümüzde bir insan ne kadar doğru olan şeyleri şeçebiliyorsa bu da onun başarısını oluşturur. ve her insan başarılı olmayı ister dolayısıyla hiçbir insan cehenneme gitmeyi istemez. eminim insanlara bu dünya'ya gelmeden önce sorulsaydı; seçme konusunda özgür olmayı mı yoksa hayvanlar gibi yaşayıp öylece yok olmayı mı? cevapları seçmek olurdu. çünkü fanilik insana göre değildir. insan ebedi bir varlıktır ve bu dünya'ya da ait değildir.
Demokratik düzenin yerine ümmetçi ve yobaz bir baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğretidir. islami yönetimlerin egemen olduğu ülkelerde gittikçe yükselen akımdır. bu akımın ilk örneği iran'dır. şeriatın bir önceki adımıdır. dini kuralları yalnız kendilerinin bildiğini veya doğru uyguladığını sanan kişilerin diğer insanları baskı, şiddet ve diğer yollarla kendi istedikleri şekle sokmalarını ve sindirmelerini amaçlayan bu akım günümüz türkiye'sinin de gelecek 10 yıldaki en büyük derdi olacaktır.
ülkemizde 2. dünya savaşı yıllarında başlayan ve 12 eylül'den bu yana altın çağını yaşayan ideoloji. bu ideolojinin bizdeki karşılığı mahalle baskısı olup, bundan kurtulmak için türk-islam sentezinden ve akp iktidarından kurtulmak, ayrıca 12 eylül'le hesaplaşmak gerekiyor.