Doğru olmayan söylemdir... zira islam'da ruhban sınıfı yoktur... ruhban birşeyler karşılığında insanları günahlarından arındıracağını söyler... lakin islam'da herhangi bir şahsa ihtiyaç duymadan ibadet ve tövbe ile kimseye bağlanmadan kurtulabilirsiniz...
doç. dr. enes kabakçı denen bir adam, istanbul üniversitesinde açık ve uzaktan eğitim fakültesinde sosyoloji bölümünde siyasal düşünceler dersinde anlatıyor öyle bir şey olmadığından bahsediyor katoliklerde olduğu gibi kliseden almıyormuş siyasal yönetimler gücünü falan.
peki beyfendi hilafet ne sikime vardı? cihad ilan edince bütün müslümanlar ayaklanmıyor muydu? bunun papanın düzenlettiği haçlılardan farkı ne? yahu, adam doçent. dr. beni bu sisteme öğrenci olarak dahil edenleri sikeyim.
"27. Sonra bunların izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu isa'yı da arkalarından gönderdik, ona incil'i verdik; ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. içlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardır."
mealinde ayet olduğuna göre (bkz: hadid suresi), elbette ki yoktur. kurmaya kalkanlar olursa onlar islam dinini bağlamaz.
imamlığın resmi ve geçim kapısı bir statüko haline gelmiş olması bile ruhban sınıfının olduğunun göstergesidir. terfi müessesesini sanki egalite imiş gibi argümanlaştırmanın entelektüel ahlaka uymadığı açık.
imam başlangıç statüsü itibarı ile cemaat oluşturan güruhun içinde dini bilgisi en geniş ve kişiliği en saygın olan kişi olurdu ve önderliği namaz süreciyle sınırlıydı. bunun en büyük nedeni cami denen kurumun bir nevi "town hall" gibi kullanılıyor olması ve toplumsal olayların kadınlı erkekli tartışıldığı bir demokratik toplanma ortamı olmasıydı.
asırlar geçtikçe önce bazı islam alimlerine de imam ünvanı bir statü olarak verilmeye başlandı. ancak bundaki kasıt yorumlarıyla toplumlarına önderlik etmeleriydi. emevi devletinin asr-ı saadet düzenini yıkması sürecinde camiler toplumsal ve demokrtik yapılanmalar olmaktan çıkarılıp devlet ideolojisinin yayılma cihazları haline getirildiler imamlar da cemiyetin islami değerlere en uygunları arasından değil hakim iktidarın ideolojisini savunmaya meyilli ve buna razı insanlar arasından seçilmeye ve imamlık da karşılığında düzenli/düzensiz ücret ödenen bir iş, meslek haline getirildi. kadınlar camiden kesinlikle çıkarıldı, kadınların dinin içindeki etkin rolleri tamamen edilgene çevrildi. sonrasında ortadoğuda yüzyıllarca hakim devletlerden maaş alan ve onun adına hutbe okuyan maaşlı bir din adamları sınıfı oluştu. bunun da adı bal gibi ruhban sınıfıdır. müftünün, diyanet işleri başkanının ve sair bürokrasinin de başkaca bir anlamı yoktur.
islamda ruhban sınıfı yoktur. uygulama yanlıştır. din adamı diye bir kavram yoktur. hristiyanlık ve musevilikte de yoktur. uygulamada var olması yanlıştır. hiç bir dinde aracı olmaz insan direkt olarak allah ile muhataptır, aracı yoktur. kimse kimsenin günahını sevabını alma verme affetme hakkına sahip değildir. kimse kimsenin cennete mi cehenneme mi gireceğine karar verme yetkisine sahip değildir.
ruhban sınıfının hiyerarşik bir yapısı olduğunu göz önünde bulundurursak islamiyette olmadığını anlamamız yeterli olacaktır. zira islamiyette din görevlileri sen daha üstünsün sen daha eziksin kavgasına girmez. yeri geldiğinde caminin imamı müezzin olur müezzin imam olur. hatta sen bile gidip imam olabilirsin bunda bir sıkıntı yoktur.
islamda ruhban sınıfı yoktur söylemi yanlıştır. şia iran'ı hariç, islamda, katoliklikte olduğu gibi, tek merkezli bir dini hiyerarşi oluşmamıştır. halifelik kurumu da, hiçbir zaman kontrolü tek elde toplayamamıştır. dini hiyerarşi oluşmamakla beraber, oligarşik tarikat yapılanmaları veya bunların oluşturduğu ittifaklar, polikayı yönlendiren bir tür ruhban sınıfı özelliği göstermektedir. en iyi örnek, merkezinde imam olarak fethullah gülen'in bulunduğu, belirli bir hiyerarşik düzeni , sınırsız mali kaynakları, aralarında ekonomik bağları, devlet kademelerine yerleşmiş müritleri ve ast üst ilişkileri olan yapıdır.
çok sık söylenen yalanlardandır. uygulama öyle değildir; her kafadan bir ses çıkar; din alimleriyle kaynar ortalık! inanabilmek için alim olmanız gerekmektedir!