kanımca, islam en büyük kırılmayı kordoba okuluyla ayrılırken yaşamıştır. Zamanında kordoba okulu dışlanmasaydı ve yok edilmeseydi (11. yy'ın ortalarına doğru ispanya'da egemen olmağa başlayan hristiyanlar, bu okulun dibine kibrit suyu dökmüştür.) bugün islam hakkında daha farklı şeyler tartışıyor olabileceğimize eminim.
not: -seydi, -saydı şöyle olurdu, biçimindeki önermelere anglo sakson fikir dünyasında "back factual" (geçmiş olgusu, geçmişteki olgu gibi çevirilebilir) denir. bazen manasızdır, zira geçmişte olan olay, olup bitmiştir ve bu günlere gelinmiştir... Fakat tartışma doğuruculuğu konusundaki üstünlüğü yadsınamaz.
En önemli sebeb; islamı bilmeyip ve doğal olarakda tam anlamıyla uygulayamayan biz müslümanların diğerlerinin(kendisi ve kendi dini dışında herkesin) hakkında hiçbir faydası olmayan yorumlar yaparak vakit harcamasındandır. son 300 senemiz bu şekilde boşa geçmiştir... bu belirttiğim sebeb bile tek başına geri kalmak için yeterlidir
en önemli sebebi; öbür dünyayı çok düşünüp , bu dünyayı önemsememektir. sonucunda aklın yerini hurafeler ve bağnazlık almıştır. gelişmenin yerini ise; yobaz muhafazkarlık...
ibni sina, farabi, ömer hayyam, ibni haldun gibi fen ve düşünce adamları yetişmez olmuş, medeniyet olarak batı, islam medeniyetine yetişip geride bırakmıştır.
güncel bir örnek olarak buyrun. http://www.milliyet.com.t...06/10/26/son/sondun28.asp
arızanın, yani, islam ülkelerinin geri kalmış olduğunu iddia etmenin menşei, batı terminolojisini kullanarak doğulu bir kavram olan "islam ülkeleri" hakkında hükme varmaktır.
ancak, kızılderililer'in bir kültürleri olması, bir medeniyet inşa etmiş olmaları, bir sanat kolunda kendileri yetiştirmeleri ya da 1000 yıllık bir gelenek tarihlerinin olması, bu ahmak zevat için hiçbir şey demekti. diğer deyişle, kızılderililer'in nitelikteki çoklukları batılı yamyamlar için kaydadeğer bir yere işaret etmiyordu.
batılı iseniz, nicelik sizin için nitelikten daha önemlidir.
--0--
"islam ülkeleri"nin "geri kalmışlığına" dair hüküm verenlerden birisi de, son dönemde, emin alıcı'ydı. "keşke anadolu müslüman olmasaydı" şeklindeki sözlerinde temel dayanak olarak matbaanın kullanım tarihinden yola çıkmıştı ve aynı arıza kapsamında faka basmıştı.
bir ülkenin "ilerlemiş" olmasını ya da "geri kalmışlığını" test ederken teknolojiyi yek kıstas olarak almışsanız, batı'ya kusursuz bir şekilde entegre olmuşsunuz demektir.
--0--
işin bir diğer boyutu da şu ki;
yeryüzünün en verimli toprakları, malumunuz, afrika coğrafyası. ancak bugün aynı afrika'nın açlıktan ölen insanlarla anılır olmasını nasıl izah edebiliyorsunuz? nicelik gözlüğünü takarak çıktığımız bu yolda, "afrika'nın geri kalmışlığı"nı dini temellere oturtabiliyor musunuz? derin bir araştırmaya gerek yok; zulüm altında ya da açlık sorunuyla karşı karşıya bulunan afrika halklarının kaçta kaçı müslüman, bir düşünün. tersten de sorabiliriz; afrika, müslüman olduğu için mi "geri kalmış" durumda? benzer şekilde, yüzyıllardır çile çeken latin amerika bu denklemin içerisinde nerede duruyor? aynı nicelik gözlüğüyle baktığınızda; latin amerika'nın perperişan halini, bölgenin müslüman olmasına/olmamasına bağlayabiliyor musunuz?
--0--
"nicelik"in "nitelik"e insafsızca tahakküm ettiği, hatta tecavüz ettiği bir devirde yaşıyoruz. daha doğrusu, bu devrin bu hale gelmesine neden olanları görmezden gelmekte fazlaca mahiriz. bir topluluğun geri kalmışlığı bahsinde tek kıstas olarak teknolojiyi alırsanız, çuvallarsınız. ondan sonra çıkıp kapitalizm eleştirisi yapamazsınız; tabi, kendinizle çelişmeyi göze almıyorsanız. hep kafalarda oluşan "onaylanmak" meselesinin de özü buradadır. zira aynı zihin yapısında, bir işin, bir eserin "kaliteli" olabilmesi için illa ki batı'ca onaylanmış olması gerekliliği fikri esastır. bugün orhan pamuk'un nobel ödülü almasına sevinenlerin yegane beslenme yeri de burasıdır. zira bize belletilen odur ki, bir işi batı onaylamıyorsa, kötüdür.
nihayet, "islam ülkelerinin geri kalmışlığı" meselesinde istatistiklerden istifade etmek, her fırsatta tenkit ettiğiniz emperyalizmi ıskalamanız anlamına gelir. zira bu halde, onun, yani emperyalist batı'nın silahını kullanarak intihar ediyorsunuz demektir. "islam ülkeleri"nin edebiyatlarının olması, geleneklerini sürdürmeleri, hukuki teamüllerinin mevcudiyeti, insan ilişkilerindeki süreklilikleri, sanatta dişe dokunur eserler vermeleri, filozoflarının dünyanın dört bir yanında isimsiz kabirlerinin bulunması... sizin için hiçbir şey ifade etmiyor, sadece ve sadece uzaya gönderilen uydu sayısına, ya da yerli birer otomobilleri olmayışına, ya da işletim sistemi üretebilecek sanayiye sahip olmamalarına bakarak hükme varıyorsanız; tebrikler, siz de artık birer batılı'sınız!
--0--
eklemeden geçemeyeceğim; batı'nın ve doğu'nun savlarını daha iyi anlamak adına şu iki kavrama göz atmanızı tavsiye ederim:
(bkz: modern)
(bkz: medeni)
dunyaya ve kendinden baska insanlara kinle bakmaklari .. nesiler boyu seriat ulkelerinde nefret tohumu ekmeleri onlar gibi olmayanlara hosgorusuz olmalari farkliliklari kaldiramamalari en onemliside dunyadaki hicbirseyi sorgulamamalari merak etmemeleri bu yuzdende billimde gelisememeleri cunku billim meraktan dogar .. islam ayet ayet okularda ogretilmelidir ki insanlar inandiklari dini sorgulayabilsin koru korune inanmasinlar herseye . o zaman gercekler daha iyi gorulebillir . ayrica suriye cezayir iran gibi ulkeler seriati yanlis uygulamayan tersine kurali kuralina uyugulayan ulkelerdir.
-Yerleşik arap kültürü,
-Şükürü yanlış yorumlamak,
-Bölge ülkeleriyle hiçbir zaman iyi geçinememek, (bu konuda uluslararası sistemin analizi derslerinde birbirlerinin gereksinimlerini tamamlayamayan ülkeler yani üretimleri birebir çakışan ülkeler kolay kolay elele veremezler, önermesi öne sürülmektedir.)
-islamın tam olarak doğru anlaşılıp, uygulanmaması. (bu da ders kitapları içinde geçen sebeplerdendir. )
;ki alakasızdır.şeriatın ''ş'' si hüküm sürmez o topraklarda.orada cahiliye döneminde,fertleri bir arada tutması için alınan ebu cehl kanunları hüküm sürer.buna da şeriat denmez.ekmek çalmanın şeriatta ki hükmü kol kesmek değildir.şeriat ile yönetilmiş ülkelere örnek istiyorsanız alın size osmanlı.600-700 yıllık şer-i sisteminde belki idam sayısı 2'dir.kol kesme cezası ise 1-3 arasıdır.
-a.b.d ve avrupa fahişesi diktalarının olması,
;bu böyledir.diğer dünya devletleri kendi bellerinden düşen bir jakobeni sözde islam ile yönetilen ülkelerin başına getirerek halka zulüm etmesini ve toplumsal evrim sürecini durdurmasını sağladılar.
-mezhep çatışmaları,
;onlar bunu hep yaptı.aynı ırktan olan insanların arasında (ortadoğu araptır) mezhep çatışmaları çıkartarak barışın ve huzrun egemen olmasına mani oldu.olası bir savaşta birbirlerinin sırtından vurmalarını seyrettiler.
yoksa islam'ın toplumlara negatif yönde bir etkisi yoktur.islam özünde güzelliği ve sevgiyi barındırır. *
islamı açıkca her defasında reddeten sözlük yazarlarının, bir yandan uygun başlık bulmanın verdiği heyecan ve el çırpmalarıyla, diğer yandan atatürk'e işin ucunu nasıl bağlarımın verdiği panikle karışık hareketlerle saçmalamasıdır.
işte bu geri kalma nedenidir.
ben böyle düşünüyorum
paralarini zevk icin altin kaplamali cami yaptirmak icin kullanip
teknolojiyi baskasindan almalari ve bunu daha basit bulmalari olsa gerek
islamda calismak bir ibadettir