Enam Süresi 153.ayet: ''Bu benim dosdoğru yolumdur.bu yolu izleyin.başka yolları izlemeyin.Yoksa Allah'ın yolundan uzaklaşıp parçalanıp fırkalara bölünürsünüz.Sakınıp korunasınız diye o size bunu önermiştir.''
Enam Süresi 159.ayet: ''Dinlerini parça parça edip fırkalara ayırıp hiziplere bölenler var ya senin onlarla hiç bir ilişkin yoktur.Onların işi Allah'a kalmıştır.Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.''
--spoiler--
MEZHEPLER
Bir kere Kuranın dinin tek kaynağı olduğu göz ardı edilip hadisler dinin kaynağı kabul edilince, birçok mezhebin ortaya çıkması da kaçınılmazdı. Nitekim öyle oldu ve yüzlerce mezhep ortaya çıktı. Bugün dört mezhep olarak anılan mezhepler, işte bu birçok mezhepten zaman içinde daha çok kabul görüp, günümüze kadar gelenlerdir. Bir hadise göre erkeklerin baldırını örtmesi gerektiği, diğerine göre baldırın gözükebileceği anlaşılır. Bir hadis yorumuna göre kan akması, diğer hadis yorumuna göre ise kadının ve erkeğin ellerinin birbirine değmesi abdesti bozar Tüm bu örneklerdeki gibi farklı izahlarda doğruyu kim, nasıl bulacaktır? Kuran dışında başka kaynaklara kapı açılıp kargaşa çıkınca, mezhepler ortaya sürülüp bu kargaşa önlenmeye çalışılmıştır. Böylece Kuranda anlatılan din, yani Allahın gönderdiği islam; mezheplerin dinine, mezheplerin islamına dönüşmüştür. Mezhep kurucularından biri çıkar diz ile göbek arasını örtünüz denilen hadisi alır, diğer hadisi inkar eder ve böylece dine yeni bir haram sokar. Diğer bir mezhep kurucusu ise baldırın gözükebileceği sonucu çıkan hadisi doğru, diğer hadisi yanlış kabul ederek, baldırın gözükebileceğini ilan eder. Mezhep kurucularından biri, Peygamberin sivilcesinin sıkılması ile ilgili hadisten, kanın abdesti bozduğu sonucunu çıkararak dine bir ilave yapar. Diğeri ise kadın elinin değmesiyle abdestin bozulduğu yorumunu yapar, diğerinin ilavesini reddedip kendi ilavesini dine katar.
BiZiM MEZHEPLERiN HIRiSTiYAN MEZHEPLERDEN FARKI NE?
Mezhep imamları nasih-mensuh ile Kuran ayetlerinin hükmünü iptal ederek (25. bölümü okuyunuz), farklı hadislerden diledikleri birini seçerek, kendilerine göre hadisleri yorumlayarak ve kendilerini içtihad yetkisiyle Allahın serbest bıraktığı konuların açıklayıcısı konumuna getirerek (39. bölümü okuyun), yepyeni bir dinsel yapı oluşturmuşlardır. Bazıları bu mezhep imamlarının çok iyi niyetli olduğunu veya din için fedakarlıklar yaptıklarını anlatarak eleştirileri görmezlikten gelmektedirler. Peki, Ortodoks ve Katolik rahiplerin de iyi niyetli oldukları ve kendi mezhepleri için çalıştıkları söyleniyor, biz ne yapalım? Katolikliğin ve Ortodokluğun yanlış dini yorumlarını, bu iyi niyet söylemlerinden ötürü Allahın gönderdiği Hıristiyanlıkla bir mi tutalım? Mezhep imamları öyle bir konuma getirilmiştir ki; sahip oldukları yetkiyle diledikleri gibi bazı hükümleri iptal etmiş, diledikleri gibi bazı hükümler getirmiş, kişisel yorumlarını genelleştirmiş, kendi kabullerine uygun hadisleri benimseyip çelişenleri dikkate almamış, Kurana ya da hadise dayandıramadıkları konularda ise içtihad ederek Kuranın otoritesinin de üzerine çıkmış ve Kurandaki hükümlerden kat kat fazla hacimde sünnetler, farzlar, helaller, haramlar oluşturmuşlardır. Kuranın otoritesi dışında oluşturulan bu mezheplere Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli, Caferi adları verilmiş, bu mezheplere uyan mukallitler (mezhep taklitçileri) ise mezheplerinin adlarıyla anılmışlardır. Oysa bakın Kuranda ne diyor:
Dinlerini parça parça edip hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allaha kalmıştır. Allah onlara yapıp ettiklerini haber verecektir.
6-Enam Suresi 159
BiR MEZHEBE GÖRE CENNETLiK, DiĞERiNDE CEHENNEMLiK OLUYOR
Kuranda dinimize islam adı verilip, hiziplere ayrılmamız yerilirken; kendimize Hanefi, Maliki gibi isimler vermeyi, bu mezheplerin ayrı helal, haram ve farzlarını kabullenmeyi ve her biri birbirinden farklı uygulamalara sahip olan apayrı mezheplerin herbirinin de islama tam olarak uygun olduğunu, kendi aralarındaki çelişkilerine ve Kurana aykırılıklarına rağmen, hepsinin de doğru olduğunu nasıl kabul edebiliriz? Örneğin Hanefi mezhebinde namaz kılmayan kişi dövülür; Hanbeli, Şafi ve Maliki mezheplerinde ise öldürülür. Mezhepler açısından bu duruma bakarsak; Hanbeli, Şafi ve Maliki olanların Hanefiye göre en büyük günah olan adam öldürme fiilini işleyip günaha girdiklerini, Hanefi olanların ise sırf dövdükleri ve öldürmedikleri için diğer mezheplere göre Allahın bir hükmünü inkar edip uygulamayarak zalim olduklarını söylememiz gerekmez miydi? Oysa ayrılıkta hayır gören zihniyete göre Allah, ahirette Müslümanları mezheplerine göre ayıracak, Hanefi ise Sen Hanefiydin dövdün doğru yaptın, Şafi ise Sen Şafiydin öldürmeliydin, öldürüp doğru yaptın diyecektir! Namaz kılmayanı eğer Hanefi biri öldürürse katil olup cehennemlik bir fiil yapacaktır, oysa namaz kılmayanı öldüren Şafi, Allahın hükmünü yerine getirdiği için cennetlik bir fiil yapmış olacaktır! Yani aynı fiili yapan iki kişiden biri cehennemlik, diğeri ise Allahın emrini yerine getiren kişi olacaktır. Bu mezhepçi yaklaşımları doğru kabul edenlerin sayısı ne olursa olsun, gerçekte haklı olmaları mümkün müdür? Ne yazık ki günümüzde bu mezheplere uyan geniş kitlelere bu soruyu sormak zorundayız. Aklı kullanmak yerine taklitçiliği esas alan, Kuranı insanların hepsi anlayamaz, seçkin bazı insanlar bunları anlayıp, insanlara aktarmıştır diyenlerin, insanları getirdiği nokta budur. Allah, dinini, yalnız bu mezhep imamlarının anlayacağı şekilde mi indirdi ki insanların sadece hak olduğu söylenen bu dört mezhebe uymaları bir zorunluluk oluyor? Allah dinini ancak bu dört kişi anlasın diye indirdiyse, Kuranda niye birçok defa Ey insanlar diye insanlara doğrudan hitap ediliyor da Ey Şafi, ey Hanbeli, ey dört imam, siz bunları anlayın, benim dediklerimi anlamayan diğerlerine de siz anlatın denmiyor?
Yukarıdaki örneği ele alırsak, Kuranın dinde zorlama olmadığını söyleyen ayetlerine ve namaz kılmayanlara Kuranda dünyevi hiçbir ceza öngörülmemesine rağmen; namaz kılmayanın öldürüleceğini söyleyen üç mezhep ile dövüleceğini söyleyen bir mezhebin dördünün birden, büyük hatalar içinde olduklarını ve bu mezheplerin dinimizi temsil edemeyeceklerini söylememiz gerekirken, nasıl dördünün birden doğru ve hak olduğu iddia edilmektedir? Peki, bu mezheplerin dördü birden, dördü de böylesine farklıyken nasıl herbiri gerçek islam olabilirler?
Bazıları, Mezheplerdeki farklılıklar ufak tefektir, biri namazda elini bağlar, biri salar. Şehirlerde olana Hanefi, köylü olana Şafi uygundur. Dolayısıyla tüm bu ihtilaflar rahmettir gibi izahlarla farkları ufak tefek göstererek, mezhepleri sorgulanamaz kılmayı istemekte, halkın taklitçiliği kabul etmesi için uğraşmaktadırlar. Oysa mezhebin birinin öldürülmesini emrettiğini diğer biri sadece dövüyor, bir mezhebe göre helal diğerine göre haram oluyor, birinin farz bildiğini diğeri farz kabul etmiyor. Yani mezhepler helalleri ve haramları ayrı yapılara dönüşmüş vaziyetteler. Mezhep imamı dilediği hadisi seçerek, nasih mensuh ile oynayarak, hadisleri kendince yorumlayarak; Kuranın da uydurmalarla dolu hadislerin de üstüne çıkmaktadır. Din, mezhep imamının bakışına göre şekillenmiş, oluşturulmuş oluyor. Ayrılığın iyilik ve rahmet olduğu Kurana aykırı bir mantıktır ve uydurma bir hadisten gelmektedir. Oysa Kuranda şu şekilde buyurulmaktadır:
Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın.
3- Ali imran Suresi 105
AYRILIK RAHMET DEĞiL FELAKETTiR
Ayrılıkta rahmet arayanlar, uydurma hadisler yerine anlamak kastıyla Kuranı okurlarsa, fırkalara ayrılmanın, mezhepler kurup helali, haramı, farzı birbirinden farklı yapılar oluşturmanın felaket olduğunu görürler. Ayrılığı teşvik eden diğer bir uydurma hadis içtihad eden yanılırsa bir sevap, isabet ederse iki sevap alır şeklindedir. Bu hadisle, kişilerin kendi görüşünü içtihad adı altında dine sokması kolaylaştırılmış ve hata yapanın sevap alacağı şeklindeki rahatlatmayla, adeta Dinde hata olur, içtihatta yanlış yapanın az da olsa, yine de sevabı olur denilmiştir. Bu hadise dayanan mezhep imamları, olaylardan çıkarttıkları sonuçları ve kendi görüşlerini rey, kıyas, içtihad ve fetva gibi isimlerle dinin bir parçası haline getirmişlerdir. Peygamberin olduğu iddia edilen davranış ve sözler gibi, sahabelerin de davranış ve sözlerinin, aynı Kuran gibi dinin kaynağı kabul edilmesine, bunun üstüne binlerce uydurmanın sürekli olarak eklenmesi, ardından mezhep imamlarının şahsi görüşlerinin ve evvelden saydığımız tüm kaynaklardaki çelişkiler ile farklılıklar arasından kendi tercihlerini seçmeleri ve sonuçta yapılan bu son seçimlerin neticesinde oluşan yapının din ilan edilmesi bugünkü mezheplerin islamının hikayesidir. Yani mezheplerin islamına göre din şunlardan oluşur: Kuran + hadis imamının seçtiği hadisler + mezhep imamının nasih-mensuhla yaptığı yorumlarla Kuran ve hadisler hakkındaki değerlendirmeleri + mezhep imamının kıyas ve içtihad ederek olaylardan çıkardığı sonuçlar + mezhep imamının sahabeyi değerlendirmesi neticesindeki çıkarımları + yeni oluşan olaylara göre sonradan yeni mezhep imamlarının verdiği fetvalar + vs. Mezhep imamlarının tüm değerlendirmelere son noktayı koymaları, son makası vurmaları ve son eklemeyi yapmaları sonucu; bizim geleneklerin dini, mezheplerin dini, hadislerin dini dediğimiz yapı ortaya çıkmıştır. Yeni gelişen olaylarda ise bu mezheplerin bağlıları olan sonraki devir imamlarının verdiği fetvalar, yaptıkları içtihadlar da sonradan dine eklenmiştir. Örneğin kolonya çıkınca, necis (pis) olup kullanılamayacağı, üstümüze dökülürse namaz kılınamayacağı; televizyonun seyredilmesi ile ilgili farklı fetvalar; sigaraya hem helal, hem haram, hem mekruh diyen ayrı içtihadlar; sonradan ortaya çıkan durumlara karşı ilerki dönem mezhep imamlarınca yapılan yorumların, nasıl dine ilave edildiklerinin örneklerindendir.
Tüm bu hazin manzarayı daha da hazinleştiren uydurmalardan biri ise ümmetin yetmiş üç fırkaya ayrılacağını ve bu fırkalardan ancak birinin cennetlik, diğerlerinin cehennemlik olacağını söyleyen hadistir. Bu hadisi nakleden de tüm bu olumsuz manzaranın baş aktörlerinden -yaptıklarına daha evvel de değindiğimiz- Muaviyedir (Darimi, Siyer). Bu hadise dayanıp, her mezhep kendini cennetlik diğerlerini ise cehennemlik ilan etmiştir. Sunnilerin Şiileri sapık, Şiilerin de Sunnileri sapık ve cehennemlik yetmiş iki mezhepten biri ilan etmelerinde, her iki tarafın da delil gösterdiği hadislerden biri bu hadis olmuştur. Ehli Sünnet veya Sunnilik diye anılan dört mezhebin taklitçileri ise başta birbirlerine karşı hadis uydurmalarına, birbirlerini sapık ilan etmelerine, birazdan tablolardan göreceğiniz gibi helalleri ve haramları ayrı yapılara dönüşmüş olmalarına rağmen, sonradan Ehli Sünnet, Sunilik gibi ortak adlarla, bu mezheplerin dördünün birden doğru olduğunu, böylece ancak bu dört mezhebin cennetlik olabileceklerini söylemek gibi bir tevile (yoruma) sapmışlardır. Ehli Sünnet olanlar bir mezhep imamına uyar ve adeta Kurandaki bir hüküm gibi onun koyduğu helali ve haramı uygular. Aynı şekilde bir Şii kendi imamına uyar ve adeta Kuranın koyduğu hükümmüş gibi onun koyduğu farzı ve haramı kabul eder. iki taraf ise birbirini sapık ve cehennemlik ilan eder. Peki nedir sizin farkınız? iki taraf da Kuranı yetersiz bulup, imamlarına, yani bir insana uyuyor ve onun izahını Allahın vahyiymiş gibi kabul ediyor. iki tarafın temel zihniyeti aynı taklitçilik, ama biri % 100 doğru, öbürü sapık oluyor Sonuçta temeldeki taklit mantığında bir fark yoktur.
73 fırka içinde sadece ehli sünnet fırkası doğru itikat üzerindedir.
--spoiler--
Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hıristiyanlar 72 fırkaya. Ümmetim ise 73 fırkaya bölünecek. Biri dışında hepsi ateşte olacak. Kurtulan Fırka benim ve ashabımın yolundan gidenlerdir.
islamda mezhepçiliğin yeri yoktur olmamalıdır, illa bir şeye uymak istiyorsanız sadece ama sadece kuran-ı kerime uyun size en doğru yolu gösterecek olandır.
not: tabi kuranı okumak size yetmeyecektir, anlamakta gerekecek.
sorsan din hocasına imamına 4 tanedir der. hanefilik, şafiilik, hanbeli mezhebi ve malikilik.
alıp o imamı çöpe atacaksın arkadaş. kim diyorsa dinlemeyin. islamda milyon tane mezhep vardır. hatta makatınız sağlamsa siz de bir tane kurabilirsiniz. tabi her sorulan soruya verebilcek bir cevabınız varsa.
Amelde mezhep 4'dür.
>Hanefilik - imam-ı azam Ebu Hanife
>malikilik - imam -ı Malik bin Enes
>şafilik - imam-ı Muhammed bin idris
>hanbelilik - imam-ı Ahmed bin Hanbel
itikatta mezhep 2'dir.
> ehli sünnet ve cemaat mezhebi
> Eş'arilik ve Matüridilik.
Olmak üzere kollara ayrılır.
islam dininde hak olan 4 mezhep vardır. şafi, maliki, hanefi, ve hanbeli. geri kalan mezhep kisvesi latındaki görüşler sapık görüşlerdir. bunları anlamak islamı alamaktan geçer. bu dört mezhep hiç bir konuda görüş ayrılığına düşmelerde. ama diğer sapık görüşler her konuda bu dört mezheplede ayrılırlar.
islamda bilim ve medeniyet başlığı altında birçok müslüman ilim adamından bahsedilir. ama şu hep gizlenir. bu müslüman bilim adamlarının büyük çoğunluğu sapık mezhep olarak dışlanan muteziledendir. ya mutezileyi kabul edeceksin ya da bu ilim adamlarıyla övünmeyeceksin. örnek, farabi,ibni sina...
imam ebu hasan el eş'ari'nin (M.S. 873-935) "ilk dönem islam mezhepleri" adıyla yayınlanan, "makalatu'l islamiyyin ve ihtilafu'l musallin" kitabını ve abdülbaki gölpınarlı'nın "Tarih Boyunca islam mezhepleri ve şiilik" kitaplarını okumayan cahil cühelanın, cahil cesaretiyle yorum yazmaya cüret ettikleri başlıktır. neymiş? "islam'da mezhep yokmuş" filan falan... sanki islam çok açık, net, kaidesi, kuralı, itikadı belli bir dinmiş gibi... her din gibi islam'da sandığınız kadar net değildir ey cahiller. kesin doğru olduğunu sandığınız hemen her akide tartışmalıdır. bir bitmediniz be. zorla bağlattırıyorsunuz beni ilber hoca moduna... sonra neymiş? "ateistler islamı bilmedikleri için ateist olurlar"mış! siz öyle sanın...
var diyenin, bunu kuran ayetleri ve allah resulünün sözleri ile ispat edemezse kafir olma riski vardır.
enam suresi 159. ayet meali:
Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar yok mu, senin onlarla hiç bir alakan yoktur. Onların işi Allaha kalmıştır. Allah, onların yaptıklarını ileride bir bir onlara bildirip cezalarını verecektir.
ayetle ayrımın kalkacağını sanan saftiriklerin olmadığını sandıkları yapılardır. yahu ayrılıkların nedeni zaten ayetlerin farklı yorumlanması. durum böyleyken, ayetleri gösterip, "allah böyle dediğine göre ayrılık olmaması gerekir" demek ancak ayrılıkların içeriği konusunda bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmakla mümkündür. eğer gerçekten bir tanrı olsaydı, tartışmaya yer bırakmayacak kadar açık ayetler göndermeye gücü yeterdi. tabi bu tezimize "pışık, o da imtihanın parçası" diye yanıt vereceklerdir. yanıtını peşinen vereyim : o da tartışmalı ama varsayalım ki dünya hayatının değişkenliği ve zorlukları imtihanın parçası olsun. yol göstermek için gönderilen pusulanın da farklı algılanmaya müsait olması ne iştir?
kuran net değildir. çünkü tüm dünyaya hitap eder. mezhepler ise ancak oluştukları bölgeyi yansıtırlar. dünyada öyle yerler var ki insanların tek yiyeceği maymun ya da tilki. sen bu adama bunlar haram dersen olur mu. ama kuranda sadece domuz haramdır. çünkü dünyanın hiçbir yerinde tek besin kaynağı sadece domuz değildir. yani biryerde domuz yaşıyorsa orada çok çeşitli gıda kaynakları da vardır.
illa haklı çıkmak gayretiyle "hıristiyanlıktaki dört incil" gibi alakasız benzetmelere başvuran cahillerin yoktur dediği şey. günümüz hristiyan mezheplerinin arasındaki ayrımın sebebi dört incil olması değildir. hepsi dördünü de kabul eder.
günümüzde bazı din adamlarının peygamberimize online bağlı olmasından dolayı gereği olmayan yapilanmalardır. herhangi bir sorunu direkt kendisi ile görüşerek halledebileceğinden dolayı, hatta allah ile de görüşenler vardır. evet fethullah gülen den bahsediyorum.
Edit: imla
"size yasak olanları açıkça bildirdim"-selia. Nur Suresi 3. ayet "zina yapan erkek, ancak zina yapan kadınla ya da bir müşrik kadınla evlenir; zina yapan kadın da ancak zina yapan bir erkekle ya da müşrik bir erkekle evlenir"
apaçık değil mi? isteyen ayetin öncesine ve sonrasına da bakabilir. peki islam alimlerinin görüşü nedir? çoğuna göre "hayır, zina yapmış olan bir müslüman, zina yapmamış bir müslümanla da evlenebilir". neden böyle dediklerini isteyen internette araştırsın.
neymiş? demek ki en açık görünen ayetler bile yeteri kadar açık olamayabiliyormuş! örnekler bununla sınırlı değil. ama uzatmayayım. dersimiz bitti. dağılın..