elif şafak'ın ingilizce yazdığı, omca a. korugan tarafından türkçe'ye çevrilen sonrasında da elif şafak'ın çeviri üzerinden tekrar yazdığı son romanı. kendi deyimiyle üç kez yazılan bir roman.
benim gibi okuduğu romandaki karmaşık aile ilişkilerini unutup, x kimin zamazingosuydu ya diye başlardaki sayfaları karıştıranlar için, baştaki soy ağacı bulunmaz nimet olsa gerek.
--spoiler--
şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.
en derin yaralar ailede açılır,
kabuk tutsa bile kanar hikaye, içten içe...
--spoiler--
"insana en çok zarar verenlerin en yakınlarındaki olduğu" teması üzerine kurulmuş, aile ilişkilerini irdeleyen kitap. birkaç kırık aşk hikayesi, ruhları saran memleket özlemi, bir yere ait olamamanın verdiği huzursuzluk hissi, sihirli alemler, gücünü ve varlığını ispat etme denemeleri. diğer elif şafak kitaplarından ne daha eksik, ne daha fazla. elif şafak'ın tutarlı bir yazar olduğunun göstergesidir bu da.
atını, itini nallayanın peşine düştüğü romandır. nedir abi, bu kadar mı çirkefiz lan, biz ne biçim bir milletiz. merak ediyorum bok atanların hangisi okudu bu romanı, ne çok seviyoruz her şeyi çamura bulamayı.
inci Gibi Dişler romanının çevirmeni Mefkure Bayatlı, ingiliz yazar Zadie Smith'in 'inci Gibi Dişler' kitabını şablon olarak almış, ama buna intihal denir demiş. haberin devamı :
okuduğum ilk elif şafak kitabı. yazar bütün kurguyu geniş bir ailenin üyeleri üzerinden anlatmış. her bölümde bir aile üyesinden bahsetmesi nedeniyle kitabın neredeyse yarısına kadar okuduğumuz bölümün kime ait olduğunu anlamak için baştaki soyağacına bir göz atmamız gerekiyor. aslında kitap çok alışkın olduğumuz bir aile dramından bahsediyor gibi olsa da o dram alışkın olduğumuzdan çok farklı şekilde son buluyor. kahramanların kişilikleri, olayların anlatım tarzı, betimlemeler, kurgu fena sayılmasa da umarım diğer kitapları böyle değildir. zira bir hayli sığ olduğu hissiyatını veriyor insana...
elif şafak'ın diğer bütün kitapları gibi önce ingilizce yazdığı romanıdır.
omca koruganın çevirisinden kitabı tekrar türkçe yazmıştır.
saygılar şelale.
Polatın iskemleye ronaldo misali vurmasının ardından asılarak ölen Vadinin kötü adamıdır. ikizinin adıda duble iskenderdir... Öff ne şaka ne şaka.
Edit: nesine eksi bre anlamadı ben.
elif şafak'ın son kitabı. kitabı bilmem ama kapak müthiş olmuş .
alıntı.:
Yazar Şafak, "iskender" adlı son romanında Fırat'tan başlayıp, Londra'ya kadar uzanan yolculukta, toplumun erkek çocuğa bakışını, insanların aslında en çok sevdiklerini incittiğini ve en buyuk yaraların ailede açıldığını anlatıyor.
kapak : http://www.google.com.tr/...&biw=1024&bih=677
gazetelerin bangır bangır reklamını yaptığı, sıfır kilometre bir elif şafak romanı...
almam lazım, okumam lazım, sabırsızlanıyorum..
tam tamına 24 tl ayıptır söylemesi.
bir de kitap kapağı için erkek kılığına girmeyeydi iyi olacağıdı.
--spoiler--
''şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.. en derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe...
aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur?
insanın sevdası karakterinin yansımasıdır.
sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın.
gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.
şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.
en derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe...
attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız.
budur çözülmesi gereken bilmece...
--spoiler--
şu anda okumakta olduğum, neredeyse yarısına geldiğim elif şafak kitabı. fena değil şimdilik, sardı beni. aşk 'ı okurken sıkılmıştım biraz, klişe cümleler, klişe sözler... bunda da yok mu, var. ama konusunu sevdim.
edit: kitabı bitirdim ve hoşuma gitti. okunabilir.
--spoiler--
tek anlamadığım karakter tobiko. o nasıl tutarsız bir karakterdir öyle? punkçı olduğunu söyleyip, abba dinleyen; punkçı arkadaşlarının yanında yırtık pırtık kıyafetler giyip asi görünüş sergileyip, tek başınayken rengarenk ipek elbise giymeye özenen... elif şafak tobiko'yla yunus'un ileriki durumunun ne olduğundan bahsetmemiş gerçi, evlendiler mi acaba? ama ben bir daha görüşmediklerini tahmin ediyorum. esma karakteri gıcık bir karakter, sevmedim onu, çok bilmiş. en sevdiğim ve en çok üzüldüğüm karakter ise cemile oldu. yazık, başına gelen hiçbir şeyi hak etmemişti.
--spoiler--
ilk Önce Et Döneri Kesersin Pideleri Isıtırsın sONRA tABAĞA yOĞURT kOyarsın Sonra Pideleri Koyarsın Pideleri Salça Sosuyla Veya Domates Sosuyla Islatırsın Sonra Kesilen Et Döner Parçalarını Dizmeye Başlarsın Dizdikten Sonra Tabağın 3 Tarafına Domates Koyarsın (Süslemek için) Tereyağı Cozurdamaya Başlayınca Altını Kapatıp iskenderin Üzerine Dökersin Ve O Andaki Sesin Güzelliği Seni Alıp Götürür Neyse Afiyet Olsun.
Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe...
Aşkı aramadan evvel, düşün bir, ya benden nasıl bir âşık olur?
insanın sevdası karakterinin yansımasıdır.
Sen kavgacı isen, ha bire öfkeli, aşkı da bir cenk gibi yaşarsın.
Gönlü pak olanın sevgisi de saf olur.
Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır.
En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe...
Attığımız her adım, yaptığımız her işte kendimizi yansıtırız.
Budur çözülmesi gereken bilmece...
--spoiler--
1850den sonra antakya'lı (toprağım) olan iskender bey çalışmak için bursa'ya göç eder. 1870lerde ailesini de yanına alır. sonra kuzu etini ocakta kızartılanın aksine yanlamasına kızartır. (ne kadar doğru tabir olduysa!) ve bu yeni lezzete kendi adını verir "iskender"