uşak üniversitesinde profesördür. bana göre böyle bir adamın bu üniversitede profesör olması sadece doğduğu yere olan gönül borcundan kaynaklıdır; çünkü bölümünde kendisinden başka prof. yoktur hatta bırakın prof.u doçent bile zor bulursunuz.
gelişmekte olan bir üniversite: uşak üniversitesi.*
son kitabı şah-sultan ile tarih dersinde iki cümleyle geçilen çaldıran savaşının ne kadar da önemli olduğunu, acaba iki satır okuyarak geçtiğimiz nice savaşların altında böyle ince hesaplaşmaların olduğunu düşündürttüren yazar.
Bedbaht ona derler ki elinde cühelanın
Kahrolmak için kesb ü kemal ü hüner eyler.-Muallim Naci-
''iki darbe arasında''adlı kitabında bu şiirin mualim naci'nin olduğunu söylemesiyle gözümden düşmüş yazar.Bilmiyorsan hiç konuşma be hacı.bu arada canlar şiir şinasi'nin.
uşak üniversitesinde görevli, muhammet nur doğan'ın pek sevmediği edebiyat profesörü. fatih sultan mehmed isimli kitabında(şule yayınlarıistanbul-2001) fatih'in(yani avni'nin) şiirlerini nesre çevirmede okuma, terkip ve değerlendirme hataları ve de şiirin nesre çevirisinde bağlama aykırı açıklamalar yapılmıştır. bu kitapta iskender pala divan şiirinin arka metnini görememiş, şiirleri mecazdan yoksun olarak ele almıştır.
yazdıklarıma ulaşmak isteyenler muhammed nur doğan'ın fatih divanı ve şerhi kitabının önsözüne bakabilirler. ben yine de iki edebiyat hocasının arasındaki sorunun başka sebepleri de olduğunu düşünmekteyim. kız meselesi olabilir.**
Askerlik mesleğinden, emekliliğine çok az bir süre kala 28 şubat yaş kararları ile atılan çok değerli bir edebiyat prof.
Askerlik dönemini kaleme aldığı kendi anılarını içeren "iki darbe arasında" kitabı cok güzeldir tavsiye ederim.
geçen sene konferansına katıldığım yüce insan.. 2 saat boyunca koca salondan çıt çıkmadı nefes almadan dinledim. bir adam bu kadar tatlı konuşur mu arkadaş..
efendim hoca anlatıyor teke tek de. ay bile yokken bir gece vakti zifiri karanlık yavuz çadırında duasını okurken çöl de bir patırtı kopuyor, yavuz düşmanlar bastı zannedip dışarı fırlıyor önünden bir karartı geçiyor karartının ensesinden yakalıyıp kafasını kuma vura vura öldürüyor yavuzdan cesaret alan askerler diğer karartıları enselerinden yakalıyıp onlarda öldürüyorlar düşmanı neyse efendim sabah oluyor birde ne görsünler öldürdükleri karartılar aslanmış ve bunun üzerine yavuz bu şiiri yazıyor
Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek
Giryemi kildi hûn eksimi füzûn etti felek
Sîrler pençe-i kahrimdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek
şimdi çölde aslan olmasınamı şaşırırsınız yavuzun aslanın kafasının vura vura öldürmesinemi yalnız aslanın kafasını bulduğu bir taşa değil kuma vura vura öldürüyor heralde mübareğin her vuruşu 20 ton basıyordu onuda geçtim hadi yavuz herkül diğer askerlerin hepsinin sürü halindeki aslanları öldürmesi oda ayrı bir konu bütün bunları geçtim aslanlar sürü halinde zaten dolaşmazlar iskender pala kendine fantastik bir dünya kurmuş ve orda yaşıyor ve bir neslide kendisi gibi padihaş çocuğu olmak dışında hiç bir yeteneği olmayan bazı padişahları putlaştırmaya çağırıyor ciddiye alanlara acıyorum.
işte bana olan her ne ise o anda oldu ve yüzünü gördüm. bir kıvılcım düştü içime; tutuştu, yaktı, yandırdı. dakika dakika ruhumda özlem, kalbimde ateş çoğaldı. ellerim titredi, gözlerim yüzüne bakamaz oldu. güneşe bakılabilir mi ağa hazretleri; gözlerim kamaştı. ışık deyin; bir güneşti; yaktı, kül etti. meğer ona ne derece muhtaçmışım. *
bugün iftira atılan ordu mensuplarını görüp sevinmeyecek adam.
iskender pala, iki darbe arasında kitabında asla ama asla bir ordu ve subay düşmanlığı yapmıyor bunun altını çizelim.
kendisinin yazdığı kitap gerilimli olduğumuz bu günlerde bazı arkadaşları sinirlendirmiş olabilir isminden ötürü. ama okurlarsa kitabı bu sinirlerinin geçeceğine adım gibi eminim.
evet iskender pala zaman gazetesi yazarlığı yaptı. ama iskender pala asla ama asla tipik iftiracı zaman gazetesi yazarı olmadı.
ekleme:
benim okulumda olmamasına,benim eğitim aldığım fakültede olmamasına , benim bölümümle çok da alakalı olmamasına rağmen günün birinde dersine girmek istediğim akademisyen. yolum düşerse uşak'a ilk yapacağım şeylerden biri olur herhalde.
kemalistlerin ya da gelenekçilerin ortalama yazınlarını kabul etmeyenler su yüzüne çıkmaz. bir tarafın bayraktarlığını yapanları da hangisinin iktidarı yükseliyorsa o dönemlerde görürüz. pala da buna örnek. geleneğin has kalemlerinden biri değildir elbette...
28 şubat sürecinin, başlarda kendisi için bir olumsuzluk ancak sonra türk gençliği için fevkalade bir güzellik olan, albaylıktan cebren terk, çağımızın şeyh galip* i diyebileceğimiz derya kişi.
eserlerini okuyan büyük kitle, o eserleri neden okuduğunu bilmez. Ancak okumaktanda vaz geçmez. Aslında o kadar akıcı hikayeler yazmaz. Dili normal bir kitap okuyucusuna göre oldukça ağır ve anlaşılmazdır. Kimilerine eziyet gibi bile gelebilir. Ancak derin bilgilere sahip olduğu kesindir.
geçen yaz küçük bir tatil yöresinde kahveye gittiğimde bütün yaşlı genç bu yazarı dinliyordu, konu ise divan edebiyatı ydı kimse gözünü kırpmadan seyrediyordu,böyle sıkıcı bir konuyu öyle akıcı ve güzel anlattı ki` baki den fuzuli den bahsederek.
--spoiler--
"biz de bilirik ki dostu kardaşı
bulamadım bir kara gün yoldaşı
dost geçinip yüze gülen kallaşı
bahasıdır, satmak gerek bir pula"
--spoiler--
aşk uyumadan önceki son şey, uyandığın zamanki ilk şeydir.(aşkname) demiş işi bitirmiştir.günümüzde tarihi roman denildiğinde aklıma gelen ilk isimdir.divan edebiyatını sevdiren adam olarak anılır.nitekim sevdirmiştir de.