kurtlar vadisindeki kötü karakterlerin isimleri birleşrtirilerek oluşturulmuş gibi duran bir ismi vardır. şöyleki bundan yıllar önce kurtlar vadisinde pala diye kötü bir karakter vardı. izleyenler bilir. bıyıkları vardı hep gözlük yakardı. zaten iskender büyüğü tanımayan yok. bunların isimlerini birleştir al sana iskender pala.*
edit: gözlük yakmazdı tabi takardı. o kadar da psikopat değildi. uyaran arkadaşa teşekkürü bir borç bilirim.
aşırı derecede hassas, duyarlı, bilgili bir eski türk edebiyatı profesörü, edebiyat dünyasının saygın bir siması. edebiyatçılara has karizmasını söylemeye gerek bile yok. canım ya. ayrıca hariçten gazel adlı programına da ba-yı-lı-yor-um!!
"istanbul'da aşk babil'de ölüm (lm)" adlı eseriyle okuyucuyu büyüleyici bir masala sürükleyen;şairlerin,şiirlerin gizemli havasını,büyük sırra vakıf olmayı,saray hayatını bir cilt divanın ağzından anlatan usta yazar.
eski subay olduğunu bugün öğrendiğim yazardır. türk yazar okumama sebep olan kitaba sahiptir. "babil de ölüm, istanbulda aşk." "leyla ile mecnun" anlatımı şahane bir kitabıdır. ağlata ağlata okutur.
28 şubat sürecinin mağdurlarından.başarılarına,büyük kültürel hizmetlerine,dönemi itibariyle doçent doktor olmasına rağmen emeklilik hakkını elde etmesine 5 ay kala disiplinsizlik gerekçesiyle(!) binbaşı rütbesiyle ordudan atılmışdır.ondan evvelinde de türkiye de yaşayan edebiyat otaritelerinden biri olmasına karşın edebiyat öğreticiliğinden düşük sicil almışdır.
eseri (bkz: iki darbe arasında) mutlaka okunmalıdır.hayatını okuyupta duygulanmamak elde değil.
bu ülkenin milli manevi değerlerine düşkün gençlerine örnek olacak insanların en önde gelenlerinden biri.onun gibi bir kaç bin adama sahip olunsa bu ülke kurtulur denilesi.
iştahla yemek yerken hatırlayıp sevileni yemek boğazda düğümleniyorsa, derin uykularda görülen rüyadan sonra bir daha uyku girmiyorsa gözlere, şen bir mecliste adı anıldığında onun, inziva engin bir boyut kazanıyorsa, hamasi bir söylevin tam ortasındaki bir kelime bir cümle ne dediğini bilmezleştiriyorsa insanı işte odur aşk...
ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum sanırım geçen seneydi türkiyenin en çok satan gazatelerinden birinde iskender pala için bunlar yazıyordu.
ne yani islami kesim orhan pamuk okumuyor, gidiyor onun yerine iskender pala mı okuyor?edebiyatta da bu ayrımcılık yapılabiliyor mu?
ne kadar meraklılar insanları sınıflandırmaya..kaldı ki bahsi geçen iki yazarında birbirinin çakması olamıyacak kadar kendilerine özgü bir yazımları var.
islami yazar olmuş,hristiyan yazar olmuş ya da budist olmuş beni hiç bağlamaz.ben sadece yazdıklarına bakarım.kitaplarıyla muattabım ben, yazarlarıyla değil ki..
edit :bunda eksilenecek bir şey yok, iskender palayı severim ve okurum hatta orhan pamuktan daha fazla severim. burda da kendisinin ne kadar değerli bir yazar olduğunu vurgulamak istemiştim.
iki darbe arasında adlı kitabını beğendiğim , türkiye'nin yetiştirdiği önemli isimlerdendir. her ne kadar görüşlerimiz kimi noktalarda farklılaşsa da geçmişi anlatırken objektif olması, hak yememesi ve silahlı kuvvetlere bok atma çabasına girişmeden kişilerin yanlışlarını anlatması gözümde değerini bir kat arttırmıştır.
abbasi halifesi gizli bir mesaj göndereceği zaman en güvenli yol olarak casusların başına yazdırma yolunu bulmuş.
casusun saçları kazınır, gizli mesaj çıkmaz mürekkeple kafa derisine yazılır, bir iki ay beklenip casusun saçları uzayınca yola koyulurmuş. casus muhatabına ulaştığında saçlar yine kazınır ve mesaj alınırmış.
yine bir mesaj yollama sürecinde casus’un başına mesaj yazılmış ve belli bir zaman sonra yola çıkarılmış; mesaj muhatabına ulaşmış ve okunmuş, bütün talimatlar tamamdır mesajda ve altında şöyle yazmaktadır:
Hani bir zamanlar kardeşleri Yusuf'a da zulmeden canavar ruhlu çocuklarından... Hani hakkı batıla çevirmek için masumiyet gömleğine kurt kanı bulaştıran çocuklarından... Ve onların bugün vahşi kurtları bile aratmayacak yırtıcılıklarından utan!..
Yaydan fırlayan ok gibidir ağızdan çıkınca bir söz. Ve hiç geri dönmüş değildir atıldıkta sonra bir ok. Seli başından bağlar ileriyi gören kişi Ve geçtiği yerleri harap eder baştan bağlanılmayan sel. Ne tükenmez hazinesin sen ey dil ve ne devasız bir dert!
şeyh galipin olmasına rağmen ah minel aşk ve minel garaib ah minel aşkı ve halatihi ahraka kalbi bi hararatihi sözünü ilk kendisinden duydugum yazar. (bkz: 4. kitabı)
edit: anlaşıldı eksileyen birader için açıklama yapacağız. recep tayyip erdoğan istanbul belediye başkanı ve iskender pala da deniz kuvvetleri komutanlığı deniz müzesi'nde görevli bir subay iken, rte'nin bir konuşmada iskender pala'nın komutanına 'bizim iskender mi?' diye sorması kendisinin silahlı kuvvetlerden atılmasını hızlandırmıştır. bizim iskender mi derken oraya vurgu vardır.
siyasi görüşlerini ve dünyaya bakışını sevmeme rağmen, divan edebiyatını çok güzel yorumlayan bir edebiyatçıdır. kitab-ı aşk isimli eseri sindire sindire okunulması gereken güzel bir kitaptır.
Bir şehirde 2.adam olmaktansa bir kasaba 1.adam olmayı tercih ederim diyen kaliteli yazarlarımızdandır. Katre-i Matem ile Lale Devrini ve Laleyi, iki Darbe Arasında isimli kitabıyla da askerlik boyunca yaşadıklarını öğrenebiliriz.
nadide bir kişilik. ikimizin hissel ilişkisi sonucu peydah olmuş bir veleddi aşk!Böyle hayırsız olacağını bilseydik kürtajla aldırırdık kalplerimizi...