Uzun yolculuklardan bahset bana
Büyük düşlerden.
Senin masal kahramanlarından
Güneşi anlat bana, met-cezri
Dehlizlerine götür, zifir karanlığından, geçilmez vadilerinden
Korkusuzca dört nala koştur beni
Bulutlarında kanatlandır
Aynı zamanın sensizliğine terk etme bizi.
Yine gece
Yine sensiz akıyor zaman
Ve yine gün hasretinle doğacak...
Gönülse bu sevdada yine sana hapis olacak.
Yolu yok, sonu yok bu gidişin
Mavi bir tül gibisin üzerimde
Hafif hafif yüzüme esen
Dudaklarım senin eserin şimdi
Ve bedenim mavinin esiri
Mavi bir ölüm mü bu
Yoksa mavinin kurtuluşu mu?
Bazen kayboluyorum içimde,
Taşıyor yağmur damlaları
Gözlerimdesin sicim gibi
Kalbim saçaklarında son bir çırpınış
Vazgeçemediğim...
Ebedi yolum
Yağmurum
Yalnızlığımdaki yolculuğumsun
Yağmur ormanlarından geçtiğim...
Bu şiir mahrum kalmasın
Şairin dokunuşunlarından
Hayalet gemiler misali yol almasın,
Sisli kayalıklarda, martıların çılgın çığlıklarıyla yol alsın
Derin yeşil, sonsuz maviyle
Gözlerine demirlesin
Bu şiir sensiz kalmasın...
Kaçımızın iki güneşi varkş.
Yine senin sevginle yaşamı kucaklıyorum
Zorunlu hasret mahkumiyetine başkaldırarak...
Yüreğimi sürgüne yollayan zihinlerin aydınlanmasını dileyerek
Onları selamlıyorum!
Rüyaların ötesine geçememek seninle
Sesini, kokunu duyamamak
Suskunluğunu keşfedebilmek her defasında
Kavuşabilmek için
Zamanın koşmasını beklemek
Hasret dağlarında kar var bugün
Soğuk, ıssız ve yalnız.
Balık olup gecene dalsam
Gelip beni tutar mısın?
Bulut olup ruhunu sarsam
Yağmurum olup sevdama yağar mısın?
Güneş olup kalbine girsem
Dünyamı ısıtır mısın?
Balık oldum
Bulut oldum
Güneş oldum
Sen neredesin?
cine 5'de mehmet barlas'la yaptıkları programda, konuk * alanıyla ilgili güzel güzel konuşurken birden lafını keserek 'ay biraz da halka inelim, onlar da anlasınlar konuşulanları' giibisinden bir şeyler gevelemiştir. programın ilerleyen dakikalarında yeniden 'biz inip çıkmayı biliriz, yani gerektiğinde halka da inebiliyoruz' demiştir. kendini ne olarak görüyorsa artık. soylu kişidir! kısacası.