Türk toplumunun batıya olan yönelimini, ve gençlerin hızlı bir değişim ihtiyacı içinde olduğunu gözlemlemiş ve bu durumu kendi lehine çevirmeyi başarabilmiştir. sosyolojik tespitleri kitaplarında yok denecek kadar azdır. Kişinin tavır ve davranışlarının aile ile birlikte şekillendiğini, sosyalleşmeden çok önce karakterin oturduğunu görmezden gelerek onbeş yaşında kızlara odalarını boyamaları gibi hatırlayamadığım saçma sapan tavsiyerlerde bulunarak ününe ün katmış, sorunların çözümüne değil, görmezden gelmeyi öğütleyerek gençlerin en çok kaçınması gereken yazar olarak belleğimde kalmıştır.
serra'nın kendi dünyası vardır. bu dünyada, 15 yaşındaki zengin kızlar tayyör giyip lüks otellere çay partisine gider. üniversiteli sevgililer klasik müzik konserlerine ve yemeğe lüks restaurantlara gider. lisede alan seçimi diye bir şey yoktur, zira aynı sınıftan turizmci, hukukçu, mimar vs. çıkabilmektedir. bir kızın sevgilisi olması pek iyi bir şey değildir ama sevgilisi varsa bir şekilde onu evliliğe ikna etmelidir. çünkü bir kızın mutlaka evlenmesi gerekir. yaşı fazla geçmeden evlenmesi daha iyidir, hem gezip göreceği şeyleri kocasıyla beraber görmüş olur. cinsellik evlilik öncesinde söz konusu dahi olmamalı, evlendikten sonra da mümkün mertebe yadsınmalıdır. sevgililer veya eşler ulu orta öpüşmemeli, hatta sarılmamalıdırlar. gerçek dostlar lise arkadaşlarıdır. üniversitede edinilen arkadaşlıklar onlar gibi olamaz. ama sevgili üniversite ortamından ayarlanmalıdır. devlet liseleri öğrenciye çok iyi derecede ingilizce eğitimi verebilmektedir. öğrenciler lisede öğrendikleri ingilizce ile özel üniversitelerde hazırlığı atlayabilir, hatta hilton oteline gelen yabancı misafirlerle gayet rahat sohbet edebilirler. mezuniyet balosuna mutlaka uzun, sade ve mümkünse beyaz tuvaletle gidilir. kısa elbise tercih eddilmemeli, elbisenin rengi ne olursa olsun kırmızı oje sürülmemelidir. gelinlik mutlaka hazır alınmalıdır. terziye veya modaevine diktirilen gelinlik asla istenildiği gibi olmaz. bütün kayınvalideler (ister anadolu kadını olsun, ister modern) gelinlerine bayılır, gelinleri de onlara. en önemlisi; "evet" sözcüğü yerine "hem de nasıl" kullanılmalıdır.
nasıl? rowling'in harry potter için yarattığı dünya gibi, değil mi? yalnız, rowling ayrı bir dünya yaratmak istemişti, ipek ongun ise gerçek dünyayı yansıttığını zannediyor, tek fark bu. ha bir de harry potter'ın dünyası serra'nınkinden daha çok benziyor gerçek hayata.
sınıfca bir genç kızın gizli defteri adlı kitabını ve tabi serilerini okudukdan sonra gaza gelip mektup yazdığımız değerli bir yazar. hiç beklemiyorduk ama bize gayet kibar ve içten cevap veren bir mektup göndermiştir kendileri. Sevinmiştik...
Her ne kadar çoğu kişinin ilerleyen yaşlarda artık okumadığını duysam da, Özellikle gençlere kitap okuma alışkanlığı kazandırdığına inandığım türde yazıyor.
garip lise dizilerini izlemelerindense oturup okusunlar. hatta o dizilere örnek veriyim. (bkz: arka sıradakiler)
hayal aleminde yaşayan bir yazardır,hangi lise öğrencisi her hafta sonu hilton 'a,the marmara'ya gidebilmektedir?gençlerin beynini zehirlediği saçma-sapan batı ülkelerinden arakladığı özenti düşüncelerle gençlerin beynini bürüyen yazar.ayrıca yazdığı serra karakterinde ise tam bir iticilik abidesi oluşturmuştur.örnek vermek gerekirse;
-annesi salak serra'ya sorar:geldin mi?
-iticilik abidesi serra yanıt verir:yok taksimdeyim!!!
bu çeşit basit esprileriyle boynuna ölüm tehlikesi levhası asılası yazar.
(bkz: ergendik yaptık bir hata)
genç kızların anıları ve defterleriyle derdi olduğunu düşündüğüm insandır. hiç bir yaratıcılık görmediğim kitapları vardır. noktalama ve imla hatalarıyla dolu kitapları vardır. daha mantıksız veya mantıklı kitaplar yazmasını aslında beklemediğim bir yazardır.olmasada olur.
son derece gereksiz ve boş kitaplar yazan,yok saçınız şöyle güzel kokar,g.tünüz böyle kokar gibi aptal aptal şeylerden söz eden,ergen çocukların psikolojisini bozduğu düşünülen,tehlikeli kadın.
ilkokul-ortaokul yıllarındaki genç kızların hayatlarını mahveden kadın..
neymiş efem, bir genç kızın gizli defteri..
aklımızın ucundan bile geçmezken günlük tutmak, aşık olmak, yok lens takmak filan.. bu kadın düşürdü bunları aklımıza.. kitabın kahramını kız ne de güzel aşık oluyordu.. biz de özendik.. bok var sandık.. sonra ağlak ağlak kaldık, el kadar yaşta..
kitap kahramanı kızla kendimizi öyle bir bütünleştirdik ki, kendimiz bildik.. ailemiz bildik kitap kahramanlarını.. istanbul'da yaşıyoruz zannettik kendimizi.. o kız gibi onsekiz yaşında olduğumu sandık.. kız, mezun olduğunda biz de mezun ettik kendimizi..
sonra evlendirdi ipek hanım, kitap kahramanı kızı.. biz de evlendik saydık kendimizi..
yoo, bak işte orada durduk..
o noktada bu kadının kitap kahramanlarının da harikalar diyarından kopma gelme, gerçek hayatla bir alakasız olduğunu anladık neyse ki..
o zaman öldürdük içimizdeki o sevinçli kitap karakterini..
gerek görmez olduk kitap karakterlerinin mutluluklarını, yaşamlarını..
çünkü anladık ki, yaşam senin yaşamın.. ipek ongun'un uydurduğu sevimli+şanslı+güzel+başarılı kitap karakteri olan kızın yaşamı değil!! *
öyle yani..
düştün gözümüzden ipek hanım..
bir genç kızın defteri, bir genç kızın kitabesi, bir genç kızın anası danası otu boku vs. şeklinde kitaplara sahip, alengirli bir hayata sahip, garip kızı anlatan yazar. ergenlik dönemlerimizin bir tanesi, olgunluk dönemine geldiğimizde ise lanet edilesi insan. nasıl da kakalamış bize o kitapları. yok "çok gizli bilgileri var kızın, ders alırsınız, sevgilisiyle neler yaşıyo bak, kendinizi bulursunuz" gibi gibi kitap satıcısı iknalarıyla alınan kitapları, bir hevesle okuyup, akabinde dayanamayıp, "kıza nolcak lan acaba" diyerekten serinin bitmek bilmeyen diğer kitaplarını da alırsınız, okursunuz, bunalırsınız falan fişman. ben de günlük yazdım zamanında, ama kimse de ilgi göstermedi benim günlüğüme. ergen lan bu. ergenin yazdıkları okunur mu?