dünyanin hiç bir yerinde olmayan, esi benzeri görülmedik bir bir şekilde bir sarayin ve tarihi eserin karsisina ismet inönü ve onun belediye baskani Lütfi Kırdar'ın marifeti ile yaptirilmis olan staddir.
eskiden stadin yerinde dolmabahce sarayinin ahirlari ve saray calisanlarinin ikametgahlari bulunurdu.
gerçi eli yüzü düzgün batili burjava devletinde bu yapilar kültür merkezi müze yahutta adam akıllı baska bir sebeb için kullanilirdi.
galiba halkcilik bunu gerektirdiği için top sahasi için kullanilirdi.
bunun benzeri olarak eskiden simdiki ciragan otelinin oldugu yerde ise 1905 yangini ile küle dönmüs olan ciragan sarayinin yikintilarinin üzerine seref sarayi bulunurdu.
işin komik yani bu stadi tarihi eser yerine koyan saskinlarin bulunabilmesidir.
herhalde halkcilik akli bir kenara itip muhakeme yapabilme yeteneğini bir kenara atmak demektir.
ondan sonra avanak avanak bakip batiya 'yahu biz neden bir şey üretemiyoruz? neden bok içinde badem kadini gibi davraniyoruz' diye cok sual edilir.
dün galatasaray maçında atılan gollerden sonra çıkan uğultuyu iliklerime kadar hissetmeme neden olan bir akustiğe sahip stad. o anda herkesin koltuklara vurdugunu biryandanda ''achilles achilles achilles'' diye bagırdıklarını hayal ettim. mezarından çıkıp gelirdi adamcağız.**
belki kapasite olarak çok büyük değildir ama yanından geçerken bile beşiktaş taraftarını kendinden geçirir.belki beşiktaş sevgisidr bunu yaptıran ama gerek denize yakın olması, gerek dolmabahçe sarayına yakın oluşuyla yaşattığı atmosferi olsun, taksimden yokuş aşağı beşiktaş aşkıyla yürünmesi olsun,dolmabahçeden ağaçların arasından Atatürk resimlerinin arasından geçilmesiyle olsun apayrı bir stattır.tabiki gönül isterdi bizim de 80000 kişilik stadımız olsun ama 80000 kişilik herhangi bir stadyum bize aynı duyguları yaşatırmıydı? zannetmiyorum.
avrupa birliği yasalarına uyum hayata geçirilirse şehir içinde olup da yıkılmayacak olan tek stattır. kendisi tarihi eserdir, mabettir, beşiktaş camiasının bir araya gelidiği kutsal mekandır.
(bkz: mabet)
maçı izlemekten çok adama takım destekleten stad.içindeki atmosfer hiçbir stadda yok.3 stada da gittim.hiçbiri inönü stadının atmosferine sahip değil.taraftar 90 dakika destek veriyor.insan o gün sadece maç izlemeye geldim dese bile bir süre sonra bir bakmış kartal gol gol gol diye bağırıyor.kendini tutamıyor.gol olduğu vakit çocuk gibi seviniyor insan o stad içinde.orası bambaşka bir yer.orası ayrı bir dünya.orası sırf beşiktaş için değil tüm türkiye için bir nimet.orası dolmabahçe sarayı'nın komşusu.orası boğazın taksimle buluşması.deplasman takımlarının çıkarken bacaklarının titrediği yer orası.her atılan golün levent'ten,taksim'den,teşvikiye'den,beşiktaş'tan,ortaköy'den duyulduğu yer orası.orası beşiktaşlılar için yaşam şekli.unutulmaz efsanelerin senelerce oynadığı yer.gelen yabancıları kendine hayran bırakan,türk milli takımına uğur getiren,beşiktaş taraftarını birbirine kenetleyen yer.orası türkiye'nin boyut olarak olmasa da genelinde en büyük stadı.
sayısız defa önünden geçtiğim ama içine girmediğim; manzarasıyla, ihtişamıyla göz dolduran stad.*
ama bir konu var ki; o manzaranın içine ediyorlar.içip içip sarmaşıkların bulunduğu duvarlarda manzaraya karşı içine eden * arkadaşları gördük. tasvib etmiyoruz. adam gibi olun, beşiktaş taraftarına yakışmayan hareketler.
mimarî plânları Mimar Vietti Violi, mimar Şinasi Şahingiray ve Mimar Fazıl Aysu tarafından hazırlanmış olan; ikinci Cumhurbaşkanı ismet inönü döneminde yapılarak 19 Mayıs 1947'de hizmete açılan staddır. ilk olarak beşiktaşın isveç'in aik takımıyla yaptığı maça ev sahipliği yapan bu stadda ilk gölü de süleyman seban atmıştır.
mehmet demirkol tarafından mükemmel anlatılan stat başka söze gerek yok:
"modern yapılarda futbol güzel oluyor tabii ki. Ama bu dünya yüzünde gittiğim onca statta aldığım futbol keyfi bir yana, Dolmabahçe'de olmak bir yana. Hele de maç gündüzse. Ve bahar da yüzünüze vuruyorsa, inönü eşsizdir. Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın o stadı nasıl bıraktıklarını hiç anlayamadım ben. Ama bu, o stadın bir başka farkını da ortaya koydu. O statta her hafta söylenen "yeni beste"ler, yeni güftelerde açıkça ortaya konan bir hayat görüşünü. Kimse kırılmasın. Her takımın taraftarı büyük ve saygı duyulasıdır. Ama gerçek bir dünya görüşünü ortaya koyabilmiş tek taraftardır inönü'deki. Düpedüz başkadır. Bu başkalığın kaybolma ihtimaliydi beni tedirgin eden. Yoksa Beşiktaş'ı o ya da bu yönetmiş, takım kötü ya da iyi olmuş mesele değil. Bu duruş, bu aykırılık, bu tribün neşesi, bu muhalefet yaşasın yeter ki! Çünkü renk tüm siyah-beyazlığa rağmen oradaydı hep. Endişem bunun küfürde ve isyanda kaybolmasıydı. Pazar günü inönü'den gelen haberler temiz ve yine neşeli tribünlerden bahsediyor hep. Ve bu haberler yüreklere su serpiyor. Kimbilir belki bu neşeli tribünler bahar seviyor."
1947 yılında 2 türk ve 1 italyan mimar tarafından yapılan beşiktaşlıların futbol mabedi.
ilk golü Süleyman seba kaydetmiştir.stadın olduğu yerde cok eski bir mezarlık ve yatırların oldugu rivayetleri vardır.toplar direkten döndükçe ve olmadık goller vuku bulunca acaba dedirtir.
mekan olarak şehrin en güzel yerinde bulunan ve kapalı tribünündeki asfalt çatı nedeniyle akustiği çok iyi olmakla beraber 15 kişi bile bağırsa daha fazla kişi bağırıyor etkisi yapan stad
90 dakika hiç susmayan seyircisi olan ve bu yıl fenerbahçe maçında kartal gol gol gol tezahüratı ile 132 desibellik bir ses çıkarıp dünya rekoru kıran stad.
dünyanın en değerli stadıdır kendisi.yapı itibariyle eski olsada arsa olarak çok değerli oldugundan Neu Camp bile bu stad kadar etmez.ayrıca manevi değeri vardır ki bunu satın alacak para yoktur...