mayıs ayında kazma vurulmasıyla birlikte, özgün ruhunu yitirmesi muhtemel stadımız. demir ve cam yığını, kaba/göze giren bir modernlik anlayışıyla inşa edilecek yeni stad, ismen olsa bile özde inönü olmayacak. baktığımızda farklı şeyler, ona dair ve ona özgü birşeyler görebilecek miyiz; bilemiyorum. umarım, tüpçügiller ne yaptıklarını biliyorlardır. hiç umudum olmasa da; umarım biliyorlardır.
yerine yenisi yapılırsa, beşiktaş ın iç saha maçlarını kasımpaşa nın stadında, avrupa maçlarını ise atatürk olimpiyat stadı nda yapmasına sebep olacak efsane stad.
bir beşiktaş taraftarı olarak ''mabed'' olarak adlandırabileceğim stadtır. bunun yanısıra yıkılıp yerine yenisinin yapılacağı ve beşiktaşın lig maçlarının kasımpaşa stadı'nda oynananacak olması beni derin bir düşünce selinin içine itmektedir. nitekim korkum, inönü'deki havanın başka stadlarda yaratılamayacak olmasından kaynaklanmamktadır. şöyle ki takımıyla özdeşleşmiş bir staddan bahsetmekteyiz.
levent erdoğan adlı yüneticimsi şahsın iznik beşiktaşlılar derneği'nde schalke 04'ün aufschalke arena stadı gibi olacağını beyan ettiği mabedimiz.
o değil de, mali genel kurulda stadın yeni halini gösteren slaytlardaki stad, aufschalke arena ile uzaktan yakından benzeşmemekte? dersin ki, "stadımız 5 yıldızlı olacak, şu, şu özelliklerde olacak.." ama sen dersen "schalke'nin stadı gibi olacak" ben sana "babam kafan mı güzel senin?" derim. millete slaytlarla gösterdikleriniz neydi o zaman?
ya ne dediğinizi bilmiyorsunuz ya da 2 ay sonra yıkımına başlayacağını ilan ettiğiniz inönü'nün daha nasıl olacağına karar veremediniz.
çarşıda biraz demlendikten sonra, o büyülü dolmabahçe yolunun marşlar söylerek geçilmesinin ardından varılan "ruhun vücud bulmuş" hali. asla bir stad ya da mabed gibi basit cümlelerle geçiştirilemez; çünkü içinde ve çevresinde bir tarih, bir devir, bir devrim, bir cumhuriyet yatmaktadır ***. her ne kadar bu beceriksiz yöneticilerin bu "bir ruhun vücud bulmuş halini" yıkabileceklerine inanmasam da, inanmak istemesem ve yıkılmaması için her gün dua etsem de ne olur ne nolmaz diye tuttuğu takım ne olursa olsun herkese o duyguyu yaşamasını tavsiye ediyorum.
malesefki modern futbol, gelirler palavralarını duya duya bir tarihi kaybediceğiz ve o cenneten çıkma yerde artık uzay üssü gibi bir arena ** görüceğiz çok yakında.
(bkz: son barikat)
yıllardır içinde niye nargile bira satmıyorlar diye hayıflandığım mabedim. söyle bir elde bira, bir elde nargile boğaza karşı bir sergen yalçın izleme ihtimalini sevdim ben belki de bu stadda. pascal'ın her an birisine dalıcakmış gibi agresif oyadığı futbolu sevdim belki. ilhan'ın attığı her golden sonra kollarını adeta bir kartal kanadı gibi açmasıyla onunla beraber koşmaya başlayan şeref beyi, baba hakkı'yı milyonlarca kartal yürekliyi gördüğüm için belki bu kadar çok sevdim. maç çıkışı dolmabahçe'de yürürken bana gülümseyen atamın resimlerinden dolayı sevdim belki de, kimbilir...
bugün itibariyle dramatik bir şekilde veda ettiğim stadım. daha önce çimlerini yolma suretiyle bir hatıra elde etmiştim zaten,ama bugün herkesin aksine kıyamadım bir sandalyesini koparmaya maçtan sonra.elim gitmedi, sadece oturup son kez derin derin bakıp gezdim her katını.fakat şimdi benim bir sandalyesini almaya kıyamadığım bu evimi üç beş kuruş para için yıkıcaklarya, beni de gelecekde doğucak oğlumu da bu staddan mahrum bırakıcaklarya ne diyim.