Filmi izledikten sonra 'evet abi yaa doğaya gitmek lazım gezmek lazım gidicem buralardan' gibi fikirler edinen insanların Çok yanlış yolda olduğu film.
gelmiş geçmiş en iyi kurgu filmdir. filmde oynayan bazı oyuncular 1992 yılında mccandless ile karşılaşmış konuşmuşlardır ( filmin başında chris e botlarını veren adam, birde kristen steward ile ellerinin izini çıkarttıkları yerde konuştukları ihtiyar biri daha vardı sanırım)
Gerçek hikayeden alıntı muhteşem ötesi bir filmdir. Anlattıkları, yaşananlar ve muhteşem ötesi bir hikayenin kesitleri sizi çok uzaklara götürme isteği getirebilir. Ama asıl ilginç olan belgeselidir.
Belgeselde geçen kısma göre supertramp abimizin kışın geçtiği küçük nehir bahar ayında buzların erimesinden dolayı kocaman olur, ardından abimiz eve dönmek için burdan geçmek zorundadır. Fakat nehrin büyüklüğü ve akıntısı yüzünden karşıya geçemez ve geri otobüse dönüp orada zehirlenerek ölür. Belgeselde oranın yerlileriyle konuşan ekip eğer supertrampin akıntıyı 1-2 km takip etseydi nehrin ilerde küçüleceğini ve karşıya geçebileceğini söylerler. Bu bilgiyi öğrendiğimde daha da çok üzüldüğüm doğrudur..
neden bu kadar abartıldığını bir türlü anlayamadığım film.
filmdeki karakterin davranışlarının bir mantığı yok. belli bir felsefeye göre yaşamıyor. sadece kafasına eseni yapmak ve ailesinin onun için planladıklarından uzaklaşmak istiyor.
film boyunca karakter o kadar insanla karşılaşıyor ama hiçbiriyle felsefik açıdan bir konuşmaya girmiyor, herhangi bir sosyolojik çıkarımda bulunmuyor.
bu filme 10 üzerinden vereceğim puan; "böyle film mi olur mına koyim!"
yine yeni yeniden izlediğim ve an itibari ile finali society ile tamamladığım film. eleştirme kulübü der şimdi "ergen filmi, izleyen kendini doğaya veriyor" falan. evet ilk izlediğimde böyle düşünmüştüm. evi ocağı terk edip ayder'e çıkmak. ama filmi tekrar tekrar izlediğimde mantalitesini anladım.
büyük bir keyifle izlenebilen filmlerden biri. en azından bende öyle bir etkisi olmuştu. film izlemeyi severim üstelik çoğu zaman da tür ayırt etmeden izlerim. yelpazeyi her daim geniş tutarım yani. tavsiye eder miyim kesinlikle ederim.
yıllarca "into the wind" şeklinde okuyup "rüzgarın içine ne amk" diyerek izlemediğim filmdir. şu an anladım yanlış anladığımı. sanırım izleyeceğim birazdan.