Kimse duymadan ölmeliyim
Ağzımın kenarında
Bir parça kan bulunmalı.
Beni tanımayanlar
"Mutlak birini seviyordu" demeliler.
Tanıyanlarsa "Zavallı, demeli,
Çok sefalet çekti.."
Fakat hakiki sebep
Bunlardan hiçbirisi olmamalı.
ölüm meselesinin gerçekliğinin farkına varınca karar verme eşiği biraz daha çabuk geçiliyor sanırım. aslında ölüm dediğimiz mesele yaşam denen meseleden çok daha büyük bir gerçek. sadece kabullenme konusunda sıkıntılarımız var. ben olmasam, biz olmasak, çevremizdeki birkaç kişiden başka kim üzülür ki? hiçbir üzüntü de sonsuz olmadığına ve insanlar mevcut yaşamlarına devam etmek zorunda olduklarına göre intihar meselesi sadece kişinin piyasadan bir diğer kişi ölene kadar yok olması meselesi. hiç kaybolmadınız mı? hiç nereye gittiğinizi kimseye söylemeden ya da nereye gittiğinizi bilmeden çıkmadınız mı yollara? ben çıktım. uzun süre kayboldum. döndüğümde sadece bir kaç kişi -ne zamandır nerdesin ya?- dedi. ben de -evden çıkmıyorum abi- dedim. o ara ne yaptım? bilmiyorum. oldu yaşamım boyunca böyle kayboluşlarım. sanırım yine gitsem, pek kimsenin umrunda olmam. ama burda mesele ben değilim. olmayacağım.
intihar bir çeşit tamamlanma içgüdüsü. aslında sürekli insanın aklında. her seferinde biraz daha yaklaşılıyor, en sonunda level tamamlanıyor, son hazırlanıyor. tanrının insana verdiği bir hak belki de. kim bilir?
bundan bir kaç ay önce reşat abi intihar etti mesela. herif yıllarını dünyanın dört bir yanına ahşap evler yaparak geçirmiş bir mimar. astı kendini. hatta babam indirdi cansız bedenini ipten. neden olduğunu kimse bilemedi. ortada hiçbir şey yok. tertemiz giyinmiş, traş olmuş bir adam, asmış kendini sabaha karşı bir ipin ucuna, sallanmış derin boşlukta. madem ki her şeyi göze aldın, böyle mi olmalıydı sonun abi? keşke bana söyleseydin. daha güzel bir son yazardık sana. vizyonsuzca oldu bu, kusura bakma. cehennemde de karşılaşsak, yüzüne söyleyeceğim bunu. sana yakışan bir son değil bu.
ben de çok düşündüm. kafamda her seferinde ayrı bir senaryo kurdum. öncesini, sonrasını güzelce kafamda hikayeleştirdim. düşündüm ama sadece. ölüm, yaşam meselesinden daha çekici geldi hep. ama şimdi değil. şimdi değil.
her neyse, bu işi kafasına koymuş insan zaten tutup buraya elbet bir gün yapacağım diye bıdı bıdı yazmaz sanırım. ya da yazmıştır belki, bilemem. ama ölümü bile göze alabilecek kadar incinmiş bir insanı hiçbir şey yıldıramaz sanırım. üzerine git, yaşa, yaşamak güzel gibi beylik lafları etmenin de manası yok. kişiyi, karşısına aldığı gerçeklikten uzaklaştırmak ihanet olur belki de. kim bilir? bunu da bilemem mesela. bi halt bilemem ben. sik gibi adamım zaten. tuvalette ağlamışlığım var üzerimde asker üniformasıyla ve yaşım 28 iken. hıçkırıklarım duyulmasın diye üst üste sifon çekmişliğim var. yan kabinde işeyen adamın -ulan yandaki de ne sıçmış be! kaç defa sifon çekti götveren- diye düşüneceğini düşünecek kadar sikko bir adamım. evet, umut sarıkaya'nın meşhur yarrak gibi adam'ı benim.
pffff ne kadar uzattım. halbuki yazmak istediğim birkaç satırdı, tuvaletteki anılarımdan bahsetmiş bulundum.
demem o ki, insan dediğimiz eşref-i mahlukat eğer ki ölmeyi isteyecek kadar cesursa, her şeyi yapabilecek kadar cesurdur. tüm korkularını yenmiştir. onun için bence kendini asmak, bileklerini kesmek, bir avuç hap içmek ya da kendin yüksek bir yerden atmaktan öteye geçmeli ölüm planı. kaçmalı mesela. çıkıp cepteki tüm parayla gidilebilecek en uzak yere gitmeli. madem ki kendini asacaksın ve geri kalan hiçbir şeyi siklemiyorsun, amazon ormanlarında adını bilmediğin bir ağacın o güzel dalına as. madem ki kendini yüksek bir yerden atacaksın, yine adını bile bilmediğin bir denizin kıyısındaki en yüksek yere çık, ordan at. kendini olduğun yerde öldürüp de birilerinin cansız bedenine dokunmasını bekleme. bırak, kayboldu desinler senin için.
aslında ölmek bahane biliyor musun.
yola çık.
belki tutunacak bir hikaye bulursun.
çok çok 30 40 yıl sonra yatalak olup çocuğuna aylarca boklu götünü temizletip her gün ölmesi için dualar ettirecek tipler tarafından sanki büyük bir suç gibi davranılır bu olaya.
Böyle ölür müyüm bilmem ama Bir gün deneyeceğimden eminim. Bugün değil veya yarın da değil. Daha fazla yitirince akıl sağlığımı (ki yitireceğimden de eminim). Anksiyetem devreye girecek. Zaten depresif acıya meraklı bünyem bir sünger gibi var olan acıları çekecek içine. insanları suçlamayı bırakınca (ki yine eminim bırakacağım bir gün) tek suçlu ben kalacağım. Dünyanın beni üzmek için bir özenle planlandığına inanacağım yine, gerçek anlamda hangi birine üzüleyim düzeyine tekrar geldiğimde acıyı çekip bitirme isteğim bitmiş olacak. Çekmektense yitmeyi deneyeceğim. Garip bir şekilde eminim bundan.
Sizin haberiniz olmayacak bu yazıyı yazanın dediğini yaptığından.
Beni tanıyanlar da bu yazdıklarımı bilmeyecek, dediğimi yaptığımı bilmeyecekler.
ilginç değil mi
Bir kere deneyen ikinciyi, üçüncüyü hatta beşinciyi dener. Vazgeçilmesi ve tekrar edilmemesi çok düşük bir ihtimaldir. Çünkü hali hazırda kaygı, umutsuzluk ve çaresizlik duyguları varken üzerine ‘ölememe başarısı’ intihar eden kişide motivasyon oluşturur. Bu yüzden kesinlikle basit görünmemesi ve mutlaka destek alınması gerekir. Kadınlar genellikle kesi ve ilaç yöntemini kullanırken; erkekler ası ya da ateşli silah gibi çok daha net teknikler kullanıyor. Bunun sebebinin de kadınların intiharı umutsuzluktan, erkeklerin ise çaresizlikten tercih ediyor oluşları olduğu düşünülüyor.
Dilerim hiç böyle bir arzunuz olmaz ancak olursa lütfen destek almaktan ve birilerinin size yardımcı olmasına izin vermekten çekinmeyin. Sizin çıkmaz gördüğünüz şeylere bunun eğitimini almış birisi muhteşem bir çözüm yolu bulabilir. izin verin yardım etsinler. Bazen hiç tanımadığınız birisi size bu gezegende nefes alırken cennetin yolunu gösterebilir, size sarılabilir.
Yapmayın kötü oluyor. En son arkadaşım yaptı kafasına tampon yaptığımda gözümün içine baktı ve ben gözünde pişmanlığı gördüm, keşke yapmasaydım diyordu.
Çözüm değil aksine zayıflık göstergesi benim için. Eften püften sorunlar için canına kıymaya çalışmak allahın emaneten verdiği nefesi ondan izinsiz almaya kimsenin hakki yok. Bazısının işi yok, evladına yedirecek ekmek bulamıyor, yıllarca çabalayıp devlete atanamıyor sırf torpili yok diye önüne binlerce insan sokuluyor hakkı yeniyor, gırtlağına kadar borca batmış, sevdikleri onları aldatmış hayata küstürülmüs hakkı yenmiş canından bezdirilmis onca insan göçtü gitti kıydı hayatına veballeri sebep olanların boynuna kaldı. Yaşama ümidi olmayıp canına kiyan tüm merhum ve merhumelerin allah günahlarını bağışlasın azaplarini hafifletsin.. caresi olmayıp kendine derman bulamayıp çaresizce kendi canına kiyanlarin ömür boyu cennete girişi yasak ama rabbimden temennim mekanlarını cennet eylemesi olur..