dayanamayıp bir kez daha izledim. bilim kurgunun sözlük tanımına uymuyor aslında, salt kurgu demek daha mantıklı gibi. günümüzde geçerliliği kabul edilen fizik ve astronomi kuramlarının çoğu reddedilmiş ve daha revaçta olmayan teorilerden yola çıkılmış (bkz: dimension theory) (bkz: string teorisi). dram sahneleri falan da çok yerinde ama izleyicinin hayal gücüne bırakılmış sahneler bu kadar fazla olmasaydı keşke. yine de güzel bir film bence.
Şu filme çamur atmaya kalkarak marjinal olduğunu sanan ergenleri bize gösteren efsane ötesi başyapıt. Bırakın artık eleştirmeye çalışmayı, zekâ seviyenizi belli etmeyin bâri.
Benim gibi hard core bilim kurgucuları üzen de bir filmdir ayrıca. Çıtayı öyle bir yere çıkardı ki 4 yıldır hiçbir bilim kurgu filmi yanına yaklaşamıyor.
2 detay vereyim size hadi filmle ilgili.
1-c.nolan filmde amerika'nın ay'a gitmediğini iddia ediyor. Cooper veli toplantısına gittiğinde kızının öğretmeni ''ay'a gitmedik. Sovyetler'i iflasa sürüklemek için uydurduğumuz bir yalandı o'' diyor. Böylesine ciddi bir filmde bunu iddia etmek de ayrı bir cesâret örneği.
2-izleyen herkes bilir ki filmin hiçbir yerinde net olarak tarih verilmiyor, sadece ipuçları var. Cooper henüz uzaya gitmemişken babasıyla bir konuşması var hani verandada. Babası orda ''ben çocukken herkes her şeye sâhip olmak isterdi ve olurdu, 6 milyar insan pehh'' minvâlinde bir şeyler söylüyor. Dünya nüfusu 2000 yılında 6 milyardı. Babası 2000 yılında 10 yaşlarında olsa, demek ki 1990 doğumlu. Çizilen karakterse 65 yaşlarında olduğuna göre film 2055 yıllarında geçiyor. Cooper da 40 gibi. Yani cooper filmin çekildiği 2014 yılında doğmuş gibi.
Son olarak; müzikleriyle de tarihe geçmiştir. Hans zimmer abimiz show yapmıştır notalarıyla.
Gelmiş yine nolan fanboyları. Kötü olan şeye kötü deyin, adamın ismi var diye yaptığı her şeyi beğenmek zorunda değilsiniz. Abartıldığı kadar iyi bir film değil. Bunu yazdığım için eksi manyağı olacağım, merak ediyorum kaç eksi geleceğini.
Edit: ya tüm sırrı bozdun ya! Aslında filmi çok beğendim, bin kere izlemişimdir ama napayım, marjinal görünmeden duramıyorum. Hatta ben de uzaya gitmek istiyorum. Bunun için hazırlandım kızımı aldım, şimdi gizli bir uzay üssü aramaya gidiyoruz. Eminin buluruz. Bana orada “david gilmourun parmaklari, sana ihtiyacımız var, bizim salaklarla birlikte git, başlarına bir şey gelmesin” derler. Benim gelecekteki küçük -boyut olarak- halim mesaj gönderir “stay” diye. Bu hiçbir sorun yaratmaz evrende. Ne bir paradoks olur, ne de gelecek veya geçmişte farklı olaylar olur. Çok mantıklı.
aslında nolan'ın en karmaşık filminin prestige olduğunu düşünmüşümdür. interstellar da anlaşılması zor olsa da prestige çok farklı bir seviye. ayrıca dunkirk'de de daha önce denenmemiş birşey denenip aynı anda 3 farklı yer ve zaman işlenmişti. yani nolan'ın eserleri hep farklıdırlar.
Bu saydığım üç film kainatın en iyi filmi ödülünü paylaşırlar. Yüzüklerin efendisini saymadım dikkat ederseniz çünkü o farklı bir kainatta geçiyor. Bu kainatta geçseydi dört filmi birden birinciliğe koyardım.
izlenmesi gereken film yoktur. Ben bunu anlamıyorum adamın işi bilim kurgu sineması üzerinedir bu lafı edersiniz anlarım. Yani izlenmesi gerek, lazım filan Neden öyle bir gereklilik olsun tanrının indirdiği görüntüler mi bunlar? istemeyen izlemez hayattan eksik de kalmaz bir şey de kaybetmez.
son 20 dakikasını izleyememişseniz konuşmamanız gerekir. Gidip izleyip öyle geliniz.
Ha bu arada öyle hayranlığım falan olduğundan değil, izlenmesi gerektiğinden diyorum.
Son 20 dakikasını izleyemedim uyudum. Zaten eski sevgilim için izlemek zorunda kalmıştım, aşırı sıkıcı bir film hiç sevmem bu tarz filmleri.
Abidik gubidik konuşmalar geçiyor böyle beynini yoruyor, yakıyor ve onu çözmen isteniyor. Ne gerek var, daha açık daha anlaşılır konuşmaların geçmesi daha rahat izlenmesini sağlıyor filmlerin.
Birçok seveni var bu filmin, ben yine de sevmüm.
boş beleş bir uzay filmi. yok öteki gezegende 1 saat dünyada 7 seneye denk geliyormuş da yok gelecek insan ırkı adama mesaj yolluyormuş da saçma sapan şeyler. insan aklıyla resmen dalga geçiyorlar kendi yarattıkları teorilerle.
Her izlediğim de ağlayıp hıçkırık içinde kusmak zorunda kalacağımı bildiğim için ilk izlediğim den sonra tekrar izlemedim. Lakin bu zamana dek, yine aynı şeyin olması beni bitiriyor. Kahrolası edebiyat dizeleri beni ağlatmasi gerekirken fizik yasaları yapıyor bunu.
defalarca söylendi, övüldü ama bir defa daha söylemekte fayda var. bu film güzel bir film. filmin müzikleri ise filmden çok çok daha güzel. müzikler olmasa sıradan karbon çinko pil olurmuş filmimiz. hans zimmer bu filmin müziklerini gelecek nesillere sanat eseri olarak bırakmıştır tarihe not düşülmüştür umarım. bu konuda dürüst olalım. en azından %90 dürüst olalım.
neyse, şuraya bir ı'm going home bırakalım.
"gitme o güzel geceye tatlılıkla
ihtiyarlık yanmalı ve saçmalamalı gün kapandığında."
Ne kadar şişirilmiş ve gereksiz uzatılmış olsa da ufkumuzu açmış bir film.
Film adı üstünde, belgesel değil. çok net bilimsel gerçekliği de olsa tam yansıtılamaz, abartılı yanları illa ki olur.