Lise matematiği ile üniversite matematiği arasındaki belki de tek ortak konudur, bir geçiş noktasıdır belki de bu özelliği nedeniyle adamın saçlarını döktürür.
iyi bir matematik hocasından, bütün dikkati yoğunlaştırarak dinlenirse ve akabinde sorular çözüp pekiştirilir, bol soru çözülürse ve bu denilenler harfiyen yapılırsa bu konuyu öğrenmemek için aptal olmak gerekir.
(bkz: denedim %100 çalışıyor.)
bu sene sınava giren biri bizzat öyle bir anlatmıştır ki; yalandan, abi biz onuncu ve onbirinci sınıfta matematik görmemişiz, bu öyle bir konu ki resmen matematiğin ne olduğunu anladım ve bu konu sayesinde sevdim demiştir. ama tabii ki önceden duyduğum tüm olumsuz eleştirileri kafamdan silememiştir. bakalım bir de biz görelim şu diğer konuları matematik saymayan konuyu.
asıl bulan isaac newton'dur. leibniz kendisinden bir 20 yıl kadar sonra bulmuştur. bundan dolayı da newton'la oldukça münakaşa yaşanmış. fakat newton keskin zekası ve bizans oyunlarıyla rakibini alt etmiştir. leibniz bu olaydan üç yıl sonra ölmüştür.
kat sayısı arttıkça verdiği haz da artan matematik terimi.
tek katlısını çözerken ilk defa cinsel deneyimi tadarmışçasına,
iki katlısını çözerken ne yapacağınız az biraz bilen biri gibi hissetmenize,
üç katlısını çözerken işin ehli olmuş, rocco'ya taş çıkarırcasına hissetmenize sebep olur.