bilader üç senedir aynı sınıfta olduğum kıza yakınlık kurup açılmak istedim. hep bir önündeki veya bir arkadaki sırayı kapmaya özen gösterdim. biliyordum manitanın üç senedir sevgilisi yoktu. bende ne hikmetse cesaretimi toplayıp açılamamıştım. bana böyle bir cesaret geldi ama kız anlamıştı artık.
ben: b
kız: k
k: bana birşey mi söyliceksin?
b: efem ne birşeyi.
k: tamam öyleyse.
b: şeyy yaa. ben...
k: evet.
b: ben... seni seviyorum. benimle çıkarmısın? (oh be en sonunda söylemiştim)
k: olmaz.
b: ?
k: olamaz. tarcan la çıkıyorum.
b: ne zamandır??!?!?!
k: işte geçen gün teklif etti bende kabul ettim.
b: (ulan tarcan anan... s.ktim.)
remen yıkıldığım andı. dağ gibi herif yıkılmıştı. ulan üç senedir sevgilisi yok kızın git açılsana.
"tarcan olmasaydı" diye sordum. "belki olurdu" dedi. bu bile yıkılmamı engelleyemedi.
yazlıkta sabahın köründe "balık tutacağız" diye kalkıp, tam evde çıktığımızda pakette 2 dal sigaranın kaldığını fakedip yaklaşık 4 saat bakkalın açılmasını bekleyip, o gün de balığa çıkamamak.
hayatımda en çok değer verdiğim insanın sigara içtiğini farkettiğim andır. sonra emin olunca tamamen yıkıldım. sigaranın zararlarını anlatma amacıyla çekilmiş onca fotoğraf aklıma geldikçe boğazımda bişey tıkanıyor. olup olmadık yerde ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. benim içim küçücük bir kağıt parçasıyla eli kesilince yanarken onun gözünde bu kadar mı değersiz hayatı? yazık ya, ikimize de yazık...
edit: artık az da olsa ben de içiyorum. günde 1-3 tane arası. insanoğlu garip... halbuki bu entryi girerken nasıl da nefret ediyordum sigaradan. şimdi müsait olsa ortam da yaksam bi tane...
üstünde çok çalışıp, hatta kedinizi karşınıza oturtup bir insana anlatıyormuşçasına prova yaptığınız sunumun; seyirciler tarafından dinlenmemesi. bayık gözlerle sağa sola bakmaları, esnemeleri.