acayip bir duygu.
kapının ansızın açılması gibi. bir dostun merhaba demesi gibi (yok lan bu saçma oldu). ama cidden bu sanırım yaşla alakalı bir şey. dönüp geriye bakıyorsun ve geldiğin noktada artık değişmesi gereken şeylerin olması gerektiğine inanıyorsun. en azından sevgiliyle ayrılıklar koymaya başlıyor. bir çocuk sesi istiyorsun yahu evin içinde. anne baba diyen dünyalar güzel bir çift göz.
en yalnızlık anlarında, gece yatağa giripte birinin koynuna sokulma isteğinin doğduduğu anda meydana gelen istek.
hani sokulmak değil sadece, ait olmak, sahip olmak..
özgür olmak aynı zamanda..
düzene koymak bazı şeyleri..
sebebini bilmiyorum fakat ben insanı bu fikri bu aralar fazlasıyla düşünüyor. belkide karşıma evlilik fikrini yakıştırdığım insanların çıkmasıdır. bilemiyorum. ama bu aralar evlenmezsem bi daha olmaz gibi geliyor. çok korkuyorum dostlar.
insan istemeyecekte kim isteyecek. evlilik, toplumsal yaşayışın getirilerindendir. doğmak, üremek, ölmek; doğanın kanunudur. üremenin de yasal şekli evlenmekten geçer.
başarmasının yarısıdır ve artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktır. her sevgiliye potansiyel eş gözüyle bakmaya başlanır, baktıkça detaylara inilir, indikçe daha da kasılır insan. yok kılıydı, yok tüyüydü...işiydi, gücüydü, boyuydu, posuydu, kaşıydı bıyığıydı.. anasıydı babasıydı olmadı dayısıydı..
gördün mü bak? akıllı işi değil bu. karar vermek ne kadar doğalsa vazgeçmek de o kadar doğal. evlenmek ne kadar doğalsa, boşanmakta o kadar doğal demeyi tercih etmezsin herhalde...
insan bazı şeyleri yaşamaya doyduysa,ve hayatın yükünü paylaşmak istiyorsa, ve her sabah uyandığında yanında aynı kişiyi görmek istiyorsa gerçekleştirilmesi gereken bir eylemdir...
herkesin bir gün yaşayacağı şeydir. artık bir düzeninizin olmasını ve huzurlu yaşamayı istemekten kaynaklanır. düzenli bir cinsel hayat olacaktır, düzenli ve huzurlu kendin ait bir evin olacaktır. hayatına artık ufak amaçlar katabileceksindir. meyvelerini hemen toplayabileceğin amaçların olacaktır.