insanı dağıtan şiirler

entry100 galeri0 video2
    100.
  1. 99.
  2. 98.
  3. Şiirleri sevemedim bir türlü ben. Öyle yetersiz kalıyor ki bazen kelimeler, bir türlü bulamıyorum kendimi hiçbir şiirin hiçbir satırında.

    Bu sebepten çiziyorum devamlı, her çizgim bin satır değerinde etki yaratıyor bünyemde ve Her gölgede bin duygu yatıyor pusudaymış gibi. Her bakışımda da bir duygu çıkarıp mutlu oluyorum kendimce.
    4 ...
  4. 97.
  5. Neden halâ gelmedi, yoksa
    Saati mi şaşırdı hıyar?
    Gerçi hiç saati olmadı ama
    En azından birine sorar.

    Cebimde bir lira desen yok,
    Madara olduk meyhaneye!
    Ah eşşek kafam benim,
    Nasıl da güvendim bu hergeleye!

    Gelse, balığa çıkacaktık,
    Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
    Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
    Enteresan hayâllere dalacaktık.

    Bu sandalı geçen hafta denk getirip
    Çalıntıdan düşürdük.
    Arkadaşlar ısrar etti,
    Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

    Saat sekizde gelecekti,
    Bana birkaç milyon borç verecekti.
    Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
    Onun peşinden mi gitti?

    Eğer öyleyse yandık,
    Gudubet gene yaptı yapacağını!
    Geçen sene de merdivenden itip
    Kırmıştı Rıza'nın bacağını.

    Abi, kadında boy şu kadar;
    Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!
    Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
    Ya horlarken Rıza'yı boğacak!

    Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,
    Ben olsam, vallahi baş edemem!..
    Hele beş tane velet var ki boy-boy,
    Allah'tan düşmanıma dilemem!

    Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
    Herkesin suyuna gider.
    Yoksa, kalıba vursan hani,
    Tek başına on tane adam eder!

    Bir keresinde, hiç unutmam
    Üç-beş zibidi haraca dadandı;
    Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
    Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

    Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
    Aynı kafadaydık.
    Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
    Biz, başka havadaydık.

    Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
    Aynı takımı tutardık.
    Fener'in her maçına iddialaşıp
    Millete az mı yemek ısmarladık!..

    Bir tek askerde ayrıldık,
    Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
    Döner dönmez evlendirdiler,
    En büyük salaklığı da bu oldu!..

    Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
    Hep tek tabanca gezdim.
    Benim beğendiğimi anam istemedi,
    Onun gösterdiğini ben sevmedim.

    Neyse, bunlar derin mevzu...
    Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
    Ufaktan yol alayım
    Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek!..

    Gittim, vurup kafayı yattım;
    Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
    Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
    Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!..

    Vay be Rıza!..
    Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!
    Dün, boşuna günahını almışım,
    Ne olur, kızma bu kardeşine!

    Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
    Ne kolay söylediler!
    Sanki dev bir taş ocağını
    Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

    Ah dostum... o kocaman gövdene
    O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
    O zalim tabutun tahtalarını
    Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

    Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
    Yani bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek,
    Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

    Peki, beni kim kızdıracak,
    Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    Peki, beni bu köhne dünyada
    Senin anladığın kadar kim anlayacak?

    Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,
    Ne acayip şeyler yapacaktık...
    Totoyu bulunca dükkân açacak,
    Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

    Talih yüzümüze gülecekti be!..
    Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
    Hafta sonu iki yavru kapıp
    Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

    Ah ulan Rıza... bu mahallenin,
    Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
    Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
    Benim en kıral arkadaşımdın!..

    Ah ulan Rıza... ben şimdi,
    Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
    Senden ayrılacağımı sanma,
    Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim!..
    0 ...
  6. 96.
  7. bütün dargın çiçek isimleri gibi adın
    sen yaşamak adına tek bir fotoğraf çektirmenin büyüsü kadın
    işaretledin kendini gövdeme batan yıldızlardan inip
    ötesiz son yolcu kadın öyle büyüdün göz çukurumda dinip
    bende bir yorgunluk hali yıldız sayıp umutlandığım mı
    hayatın heybesinde bir şiir olup kanıtlandığım mı
    yaşamının da sızısını biçimsiz bulup ayıplandığım mı
    hangisi benim dengem hangisi nerde nasıl
    beklemektesin o an gerisin geri bir adım atsın
    umudun üzerinde parmak izlerin umudun adı batsın
    söylesene kaç yıldızın hilalisin
    gitmeli burdan bu kent kalabalık ben meskun mahal firarisi

    hani şu bizim sinemanın önünden geçerken
    sen eteklerini gururuna yeğ tutmuş geçerken
    şarkılar şarkı değilmiş artık senin ardınsıra
    bir tramvay senfonisi
    giden insan kokusu
    vakur bir seranatmış
    hiç çicek satmazmış çingeneler
    orospuları o yağmur ıslatmazmış
    sen geçerken
    3 ...
  8. 95.
  9. Edip Cansever: Mendilimde Kan Sesleri
    ismet Özel: münacaat, amentü, kanla kirlenmiş evrak ve digerleri
    Turgut Uyar: göğe bakma durağı
    Cemal Süreya: afrika dahil
    Mustafa islamoğlu: humeyra
    0 ...
  10. 94.
  11. sana gitme demeyeceğim
    üşüyorsan ceketimi al
    günün en güzel saatleri bunlar
    yanımda kal...

    özdemir asaf - lavinia
    1 ...
  12. 93.
  13. bir şey var aramızda
    senin bakışından belli
    benim yanan yüzümden
    dalıveriyoruz arada bir
    ikimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki
    gülüşerek başlıyoruz söze
    bir şey var aramızda
    onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
    fakat ne kadar saklasak nafile
    bir şey var aramızda
    senin gözlerinde ışıldıyor
    benim dilimin ucunda...
    1 ...
  14. 92.
  15. Okuyunca uzun süre düşüncelere, hatıralara, hasretlere boğulduğumuz gönlümüzün bam teline dokunan şiirlerdir:

    Necip Fazıl-

    çile
    zindandan mehmet'e mektup
    yattığım kaya
    bekleyen
    beklenen
    dönemeçte
    veda
    anneme
    dayan kalbim
    bu yağmur
    ayak sesleri
    aynadaki hayalime
    aynalar yolumu kesti
    azgın deniz
    susan deniz
    takvimdeki deniz
    bahçedeki ihtiyar
    başıboş
    geçen dakikalarım
    gurbet
    ıraklarda
    işim acele
    kaldırımlar-1-2-3
    mansur
    otel odaları
    ölünün odası
    örümcek ağı
    serseri
    sakarya türküsü

    Mehmet akif-

    seyfi baba
    küfe
    resmim için
    hasta
    hüsran
    kocakarı ile ömer
    ey yolcu
    bülbül
    zulmü alkışlayamam
    çanakkale şehitlerine
    kârî
    necid çöllerinde

    yahya kemal-

    rindlerin ölümü
    sessiz gemi
    vuslat
    rindlerin akşamı
    özleyen

    arif nihat asya-

    inanmak
    toprak
    anne

    bahtiyar vahabzade-

    annem öldü mü?

    Nazım hikmet-

    herkes gibisin
    karlı kayın ormanında

    cahit sıktı-

    gün eksilmesin penceremden
    otuzbeş yaş
    ölüm
    gündüz
    bayram yemeği
    ölüm
    hatıralar

    Ahmet hamdi-

    siyah atlar
    annem için
    sen ve ben
    selam olsun
    yağmur

    faruk nafiz-

    han duvarları
    kıskanç

    rıza tevfik-

    gözlerin
    uçun kuşlar
    humma-yı aşk
    göz aşinalığı
    gel, daha yakına gel
    serzeniş

    Attila ilhan-

    Ben sana mecburum
    böyle bir sevmek

    abdürrahim karakoç-

    isyanlı sükut
    mihriban
    unutursun

    Sezai karakoç-

    mona roza
    ölüm ve çerçeveler
    pişmanlık ve çileler
    ...ve mona roza
    sessiz müzik
    şehrazat
    yağmur duası

    yavuz bülent bakiler-

    gözlerin istanbul oluyor birden
    bir gün baksam ki gelmişsin
    ben sarhoş değilim korkma diyorum
    ellerin
    laleli-aksaray

    bahaeddin karakoç-

    ıhlamurlar çiçek açtığı zaman

    nurullah genç-

    yağmur
    siyah gözlerine beni de götür

    bekir sıtkı erdoğan-

    sessiz senfoni
    1 ...
  16. 91.
  17. 90.
  18. 89.
  19. Gülbahar

    özgürlük diyorsun hayaller mutluluklar
    mutluluk kâğıt gemilere benzer gülbahar
    bulutlara benzer
    özgürlük istiyorsun ille de özgürlük
    tutabilirsen ellerinden gökyüzünün
    özgürsün gülbahar özgürsün

    merak et gülbahar
    bulutların nereye gittiğini
    takıl peşlerine, çılgın ol
    toprağı dinle
    gece yürü
    yalnız kal
    varsın bir gölgen bile olmasın
    deli desinler ardından

    ey gülbahar
    ey sevgili
    sus ve hayal et.

    ibrahim tenekeci
    0 ...
  20. 88.
  21. zar tutuyorsun ey hayat bu kaçıncı sevgili
    yanlış ata oynamışım gözlerim öyle dedi.

    pır pır diye ses çıkardı yürürken yüreğimden
    denizleri sulardım tozmasın diye deniz
    sporu çok severdim çiçeğe yem vermeyi
    kuşlara binerdim ve kaçardım basından
    bak buraya yazıyorum diye milyar kelimeyi
    ziyan eden de bendim hem de hiç sıkılmadan.

    güzeldim de galiba bunu nasıl söylesem:
    eline sağlık Tanrım leyla çok güzel olmuş
    Tanrım eline sağlık dünya da çok güzel olmuş
    keşke biraz ölmesem.

    ibrahim Tenekeci
    0 ...
  22. 87.
  23. AYDINLIK NEYiN OLUYOR SENiN?

    aydınlık neyin oluyor senin
    gökyüzü akraban filan mı
    beni bulur bulmaz gözlerin
    şimşek çakıyorum yalan mı
    yüzünde yalazını gezdirdiğin
    saçlarından tutuşmuş orman mı
    akla ziyan bir şey elektriğin

    ayışığı mavisi dudaklarından mı
    o ışık zenginliği mi giyindiğin
    uzay tozları mı yıldızlardan mı
    elime dokunduğu an elin
    güneşler açıyorum sahi ondan mı
    aydınlık neyin oluyor senin

    ATTiLA iLHAN
    2 ...
  24. 86.
  25. O mavi gözlü bir devdi,
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Kadının hayali minnacık bir evdi,
    bahçesinde ebruliii-
    hanımeli-
    açan bir ev.

    Bir dev gibi seviyordu dev,
    Ve elleri öyle büyük işler için
    hazırlanmıştı ki devin,
    yapamazdı yapısını,
    çalamazdı kapısını;
    bahçesinde ebruliiii-
    hanımeli-
    açan evin.

    O mavi gözlü bir devdi,
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Mini minnacıktı kadın.
    Rahata acıktı kadın,
    yoruldu devin büyük yolunda.
    Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
    girdi zengin bir cücenin kolunda;
    bahçesinde ebruliiii-
    hanımeli-
    açan eve.

    Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
    Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
    bahçesinde ebruliii-
    hanımeli-
    açan ev...

    nazım hikmet ran
    2 ...
  26. 85.
  27. ümit yaşar oğuzcan'ın dizeleriyle; "ben seni sevdim"...

    ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
    tuttum, ta içime oturttum seni
    aldım, okşadım saçlarını, öptüm
    içtim yudum yudum güzelligini

    ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
    bendeydi özlemlerin en korkuncu
    çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
    aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

    ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
    sevdikçe tamamlandim, bütünlendim
    biri vardı ağlayan gecelerce
    biri vardı sana tutkun; o bendim

    ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
    en solmayan güller açtı içimde
    ömrümü değerli kilan bir şeydin
    sen benim bozbulanik gencligimde

    ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
    bir çizgiye vardım seninle beraber
    ve bir gün orada yitirdim seni
    ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni?

    ahmet telli'nin gülüşün eklenir kimliğime şiirini de unutmamak lazım tabi...
    0 ...
  28. 84.
  29. 83.
  30. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela.
    O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
    Senin O'nu sevdiğinden.
    Çok sevmezsen, çok acımazsın.
    Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
    Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
    Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
    Senin değillermiş gibi davranacaksın.
    Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
    Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
    Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
    Paldır küldür yürüyebileceksin.
    ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
    Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
    Gökyüzünü sahipleneceksin,
    Güneşi, ayı, yıldızları...
    Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
    "O benim." diyeceksin.
    Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
    Mesela gökkuşağı senin olacak.
    ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
    Mesela turuncuya, yada pembeye.
    Ya da cennete ait olacaksın.
    Çok sahiplenmeden,
    Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
    Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
    ilişik yaşayacaksın.
    Ucundan tutarak...

    CAN YÜCEL
    1 ...
  31. 82.
  32. ismet özel in sevgilime iftirasıdır. iftiradan ziyade itiraf içermektedir.
    ağır ağır çıkın bu şiirin merdivenlerinden.

    SEVGiLiME iFTiRA

    Dudaklarından kalkarken boynun kurcalar beni
    bir yanımı kara çıbanlara saldılar, ıslak
    bir yanım hiç aymamıştır, gümeçlerde saklıdır

    ondan ki nefret içinde omzunu okşuyorum
    ama şimdi bana gerçekten zor gelen şey
    bir grevin çocuklara kazınmış izlerini hatırlamak
    sözlerimi etime bastırıyorum
    içimde çalılıkları yaran bir postalın tortusu
    benim bu sası karanlığa zorla, zorlayarak
    tutuşmuş bir gül sıkıştırmak boynumun borcu

    yeter ki
    sağlam senetler verilmiş sanılırken aşkı karartmak için
    sen bir daha beni saçlarınla sıyır
    ağdalanmış sevincimi hışırdat, bunu yapabilirsin
    çünkü bütün bankalar, silâh fabrikaları
    her gün bacaklarımıza sırnaşan kara köpük
    senin sessiz gururunda homurdanan tufanı
    hesab etmiş değil,
    bilmemişler hıncımın yaban otlar suladığını
    çalakalem sevebilmek elimden gelmiyor
    belki evet
    onların mühürlerini kımıldatan barut dumanlarını
    solumaktan
    biraz çopurlanmıştır sesim
    senin göğsünü ağartırken yıpranılacak elbet
    bakışlar tozlanacak, dolukmuş sofalardan
    ezikliğin şehveti yayılınca
    taptaze yaşlanmayı da öğrenmem gerekecek

    iştedir yalanı seyreltiyor uykusuzluklar
    aklımın köşesinden atlılar geçiyor
    değil mi ki beni şımartan gökyüzüdür
    ve ben o tanyerlerinin sulbünden gelmekteyim
    hiçbir dostumu kalebent saymam parmaklıkların ardında
    kan değildir dostlarımın çakşırına bulaşan
    kan değil, mürekkep lekesi, ben bilirim
    çünkü bir gün gerçekten kan aktığında
    ölüm çiçeklerin yırtıcı dülgerliği sanılacaktır
    karaysam şimdi öfkenin payı vardır karalığımda
    aşktandır titrediğim eğer ki titriyorsam
    sözlerim öcalan ağza misvak, iyice anlaşılsın
    bu dağlanmış toprağa süzülen ayaklarımdan
    keşke kan olsa,

    o zaman
    senin çardağına çıkarken
    karıştırırken şarapla kendimi sana
    varsın gün geçtikçe her şeyde biraz kahır
    biraz bakır çalığı olsun lokmamızda
    bana soru sor artık
    beni kurtarma, konuştur
    beni yaz geceleri patlayan sağnaklara bağışla.
    1 ...
  33. 81.
  34. * dün sabaha karşı kendimle konuştum
    ben hep kendime çıkan bir yokuştum
    yokuşun başında bir düşman vardı
    onu vurmaya gittim , kendimle vuruştum.
    0 ...
  35. 80.
  36. (bkz: özdemir asaf) . .

    seni saklayacagim

    Seni saklayacağım inan
    Yazdıklarımda, çizdiklerimde
    Şarkılarımda, sözlerimde.

    Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
    Ve kimseler görmeyecek seni,
    Yaşayacaksın gözlerimde.

    Sen göreceksin duyacaksın
    Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
    Uyuyacak, uyanacaksın.

    Bakacaksın, benzemiyor
    Gelen günler geçenlere,
    Dalacaksın.

    Bir seviyi anlamak
    Bir yaşam harcamaktır,
    Harcayacaksın.

    Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
    Yaşayacağım gözlerimde;
    Gözlerimde saklayacağım.

    Bir gün, tam anlatmaya...
    Bakacaksın,
    Gözlerimi kapayacağım...
    Anlayacaksın.

    * lavinia - özdemir asaf
    0 ...
  37. 79.
  38. Ahmed Arif'ten Uy Havar

    Yangınlar,
    Kahpe fakları,
    Korku çığları
    Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
    Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
    Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
    Pusatsız, duldasız, üryan
    Bir cana bir de başa
    Seher vakti leylim -leylim
    Cellat nişangahlar aynasındasın.
    Oy sevmişim ben seni...

    Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
    He canım...
    Çiçekdağı kıtlık, kıran,
    Gül açmaz, çağla dökmez.
    Vurur alnım şakına
    Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
    Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
    Şahmurat Suyu kan akar
    Ve ben şairim.

    Namus işçisiyim yani
    Yürek işçisi.
    Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
    Ne salkım bir bakış
    Resmin çekeyim,
    Ne kınsız bir rüzgar
    Mısra dökeyim.
    Oy sevmişem ben seni...

    Ve sen daha demincek,
    Yıllar da geçse demincek,
    Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
    Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
    Yaran derine gitmiş,
    Fitil tutmaz, bilirim.
    Ama hesap dağlarladır,
    Umut, dağlarla.

    Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
    Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
    Düşün, olasılık, atom fiziği
    Ve bizi biz eden amansız sevda,
    Atıp bir kıyıya iki zamın
    Yarının çocukları, gülleri için
    Herbirinin ayvatüyü, çilleri için,
    Koymuş postasını,
    Görmüş restini.
    He canım,
    Sen getir üstünü.

    Uy havar!
    Muhammed, isa aşkına,
    Yattığın ranza aşkına,
    Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!
    Benim de boş yanım hançer yalımı
    Ve zulamda kan-ter içinde, asi,
    He desem, koparacak dizginlerini
    Yediveren gül kardeşi bir arzu
    Oy sevmişem ben seni...
    0 ...
  39. 78.
  40. --spoiler--
    Büyüklerle ben yapamıyorum
    çocuklar da almıyor beni oyunlarına
    devlet dairesinde
    yangından kurtarılmayacak
    sıkışmış bir çekmece gibiyim
    açılamıyorum sana

    Kardeşiyle sokaklarda hep
    bir örnek giydirilen sen
    nasıl sevmezsin eşitliği
    yürürken düşen çoraplarını
    aynı hizaya getirmek için
    annen değil miydi önünde diz çöken

    Öpüşme sahnesinin tam ortasında
    içeri girdiğin yazlık sinemanın
    yer göstericisiyim
    yürüyorsun fenerimin ışığında
    yer:Kız Kulesi
    ve sonu ayrılıkla bitecek
    hüzünlü bir aşk filmini oynuyor
    beyaz duvarında

    Bir kez olsun çıkmazken ağzından
    seni sevdiğimi
    her gün söylememi yadırgama
    bil ki bu şehirde
    iskelenin verilmesini
    beklemeden atlarım vapurlara

    Son karesi gibi Red Kit'in
    batan güneşe doğru
    sürerken atımı
    gitme kal demeni bekliyorum
    ama yalnızca
    rüzgar çekiştiriyor atkımı
    --spoiler--

    sunay akın
    1 ...
  41. 77.
  42. ruh haline göre degisebilen siirlerdir.
    bugünlerde dagitma garantisi veren siirimiz haydar ergülen'den geliyor: (bkz: yalniziz cemal abi)
    0 ...
  43. 76.
  44. Seni anlatabilmek seni.
    iyi çocuklara, kahramanlara.
    Seni anlatabilmek seni,
    Namussuza, halden bilmeze,
    Kahpe yalana.
    Ard- arda kaç zemheri,
    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
    Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
    Bir ben uyumadım,
    Kaç leylim bahar,
    Hasretinden prangalar eskittim.
    Saçlarına kan gülleri takayım,
    Bir o yana
    Bir bu yana...
    Seni bağırabilsem seni,
    Dipsiz kuyulara.
    Akan yıldıza.
    Bir kibrit çöpüne varana.
    Okyanusun en ıssız dalgasına
    Düşmüş bir kibrit çöpüne.
    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    Yitirmiş öpücükleri,
    Payı yok, apansız inen akşamdan,
    Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
    Seni anlatabilsem seni...
    Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini...

    ahmed arif...

    son iki dizesi yüzünden bir gece ağlanası şiirdir.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük