tanrı bir inanç kısmında kalsa belki fakat öyle değil. tanrı inancı adı altında dini normalleştiren ve bu dinini topluma empoze etmeye çalışanlar var olduğu sürece tanrı inancı asla bir inanç olarak kalmayacaktır. insanların inançları bir ideolojidir ve topluma etkisi var. bu etkinin karakteri inançlarının içeriğiyle doğrudan ilgili. hal böyle olunca insanlar mecburen kendi ideolojisini hakim kılmak veya taşıdığı ideolojiyle nefes almak için ben varım diyecektir.
ayrıca tanrının bilincimizi aştığı da bir teist bakış açısıdır. bunu kabul etmek, tanrı açıklanamaz o halde inanalım demeye insanı götürür.
ayrıca tanrı inancı sadece bir inanç gene değildir, bir açıklamadır, bir doğayı anlamada yoldur. hal böyle olunca insanın kendini ve etrafını anlamak için bir takım inanç veya inanç dışı ideolojilere meyil etmesi de gayet olağan oluyor.
bilhassa son zamanlarda iyice baş gösteren durum. Bir bilinçle sınırlı olan insanın, tanımı gereği varlığının bilgisi bilinçten aşkın olan tanrının var olup olmadığı hususuna çok fazla ihtimam göstermesidir.
Tanrının varlığı varsa bu bizim değil onun sorunu, eğer var değilse zaten birisinin sorunu olmaktan çıkar. Bu yalnızca epistemolojik değil, ontolojik olarak da böyledir.
Bu meseleye elbette kafa yorulmalı ama düşünme etkinliğinin yalnızca veya çoğunlukla bu tema etrafında dönmesi birçok açıdan gereksizdir.
Tanrının varlığı hususuna kayıtsız kalmak, var olup olmadığını umursamamak; apateist olmak çok zaman kazandırdığı gibi bilincin de daha üzerine düşünülesi şeylere yönelmesini sağlar.