"bir lisan, bir insan" sözünü hatırlatıp, bir çok yerde işine yarayabilecek olan bu dili öğrenmeye davet ettiğimiz yazardır.
malum, teknolojinin dili ingilizce, işyerlerinde falan da şart. yapmayın etmeyin. öğrenin. lazım oluyor. sonra başınızı taştan taşa vurmayasınız.
kimse kolay kolay evet ben bilmiyorum demez hacı. nedense toplumumuzda,
- ingilizce ne la biliyos işte, i love you, thank you, what is your name, heee bide unforgiven var daa ne olsun şeklinde düşünülür.
iş başvurularında yol bile tarif edemiycek kadar -near the post office, go go go, turn right- ingilizcesi olmayan insanların iyi derece ingilizce biliyorum demeleri,
-hazırlık sınıfı bulunan üniversitelerin gereksiz görülmesi,
-ilk öğretimde ve lisede, ingilizce dersini kimsenin tınmaması-devlet okullarında- hatta bu derslerin test çözme, sohbet etme dersi olarak görülmesi,
-lisede dil bölümü seçen öğrenciye matematiğe kafan basmıyo demi muamelesi yapılması,
-en sevdiği ders ingilizce olan bi çocuğu henüz duymamam,
beni hep şaşırtmakta sevgili sözlükçüm...
ha bir de ingilizce bilmek, her boka tenks, arada teyk care, ya da ohh may gaşş da değil...
ilave olarak da lost ta, prison break de duyup kullandığın iki ohhh god damn ler de işe yaramaz.
ben ilkokul 4 ten bu yana ingilizce görüyorum, lisede dil bölümünde okudum, ingilizce öğretmenliği son sınıfta okuyorum ama ben inanın hala ingilizce biliyorum diyemiyorum... buna rağmen anne altın günlerinde duyduğum: bizim oğlanın ingilizcesi çok iyi internet filan var ya öğreniyo işte mantıklı aileleri kınıyor; ingilizce konuşamayıp, grammer bilmeyip, konuşulanı anlamayan insanların da ingilizce kolay be biliyorum ben demesine g.tümle gülüyorum...
"bir dil bir insan, iki dil iki insan" tarzında salakça muhabbetlere girip aptallara hitap etmek istemiyorum... bana göre ingilizce bilmeyen yazarlar, en kıyıda köşede kalmış sözlüklerde bile yazmamalı. çağımız şartlarında ortaokul çocuğu bile artık ingilizce biliyor. bu kadarcık şeyi bile beceremiyorsanız ne işiniz var aramızda? gidin bi harita metod defteri alıp ona yazın...
öncelikle yazarın görevi, insanları aydınlatmak, yol göstermek, onların bilmediği, görmediği, tanımadığı kapıları açmaktır. sözlüğü takip eden binlerce okura karşı yazarların sorumluluğu var. neden onlar okur da siz yazarsanız?
farklı, üstün özellikleriniz, bilgi birikiminiz, duruşunuz, görmüş geçirmişliğiniz, gündemi takip edip yorumlama gücünüz, analitik zekanız, onlar da olmayan ya da olup da kullanmadığı nitelikleri başarıyla yerine getirmeniz gerektiği için yazarsanız... yabancı dil de bunlardan biri. ingilizce bilmemek sersemlikten başka bir şey değil. dil bilmiyorsanız 10 tane sözlüğüm olsa birini elinize verip yazdırtmam.