yüce islam dininin gözardı edilen büyük bir emri olduğu dile getirilmeye başlanmıştır.
dile getirenlere hak vermemek elde değil. dinle ilgili yazılarda peygamberimizin mal varlığı olmadığı sık sık vurgulanır. daha doğrusu olanları dağıttığı.
örnek almak lazım ama ben dahil kaç kişi bu kadar içtendir. *
kıt bilgimle gene yazmak istediğim büyük mücadele.
didinmişin kazanmışın. sonra canın acıyarak dağıtıyorsun ki; bu dağıtma 1000 liran varsa 2,5 unu dağıtayım şeklinde değil şöyle okalısından 800-900 dağıtıyorsun ki, vay vay vay. kimin canı yanmaz ki. bunu yapabilecek kaç baba yiğit varki ?.
ama yaptığını varsayalım. ne yapmış oluyor. eğreti, gecici, gerçek sahibi asla olmadığı kazanmak için belik de çok kalp kırdığı ve dahi belki hak yediği, pek çok dini metinde kötülenmiş dünya malından vazgeçmiş oluyor.
ne için geçiyor? allahın rızasını kazanmak için.
bence dünyadaki en önemli imtihanlardan biridir.
ve de hakkaten görmek isterim bunu yapabilen imanı sağlam birini.
ve de eklerim. ya o dini bütün gözüken dini sürekli en önde tuttuklarını söyleyen mal varlığı yerinde insanlara. "dayı 100 dönüm tarlanın 95 dönümünü dağıtabilecek kadar allah ın rızasına önem verebiliyor musun. yoksa mal mülk hırsın ahiret hayatından ağır mı basıyor, ya ne olur dağıtamıyor dünya malından vazgecemiyorsan fazla da böbürlenme ben dindarım diye"
sınıflı toplumu ortadan kaldırabilecek en güçlü sosyoekonomik sistem. infak sadece ekonomik boyutuyla öne çıkmaz. ihtiyacınız fazlasını infak ederken ihtiyaç sahibi ile etkileşim kurarsınız. dolayısıyla dayanışma ve beraberlik de buradan doğmuş olur. yaratıcının her çağa çözüm reçetesi.
bu konuyu iyice bilen, inanan bir insan hala zengin kalabilir mi ? bilmiyorum.
yazdıklarım kimi zaman bazı politik söylemlere yakın gözükse de anlatmak istediğim çok farklı ama farkındayım kelimeler hep o tarafı çağrıştırıyor.
konuyu derinliğine bilen biri olsa da yazsa, bilgilensek.
bu kavramı iyi anlayan biri, çevresinde dindar, imanlı imajı çizen insanlara şöyle bir baksın. dünya malını hakikaten dağıtıyor mu yoksa, ayrılmaz bi r şekilde yapış mı ?, hakikaten kelimesinin de üstüne basiyorum.
dağıtmak kelimesinin de üstüne basmak lazım.
mesela 3 dairesi varsa 2 sini verebiliyormu fakire fukaraya.
allah ın rızasını kazanmak için nasıl dağıtmaz. bu dünya gecici ve asıl hayat ahirette. buna inanmıyor mu ? inanıyorsa neden gereğini yapmıyor. kendisini sorgulamalı.
eklemekte lazım. ölçüyü kaçırmamalı. islam ın her alanda ölçülü olun anlamında emirleri de var.
3 dairesinin 1 i ni infak etsin, mesela. ben görmedim bunu yapabilecek babayiğit.ben de dahil tabi.
tabi bu yazdıklarıma bakıp kimse çalışmayı falan kesmemeli, kesmezler ya gene de hatırlatalım. herkes çalışıp mal edinip infak etmeli.
Kuran ile olan irtibatımızın çok sıkı olmadığı kesin. Hayatın her alanı için bir sözü olan ve içerisinde her türlü derdimize kati devalar barındıran Kitab ile aramızdaki bu gevşek ilişki düzenli alması gereken kalp ilacını sadece kalbi ağrıdığında hatırlayan adamın durumuna benzemektedir. Ama bir farkla: ilaç kapsülünü bir bütün halinde alıp içmiyor içerisini boşaltıp sadece kabını mideye atıyoruz. Bir ölüm vakti veya Ramazanda veya en iyi ihtimalle bazı Cuma günleri, manasını anlamadan sadece yüzünden Kuran okumanın vereceği faydadan çok şey beklemenin safdillikten başka bir izahatı yok.
Bize bağışlanan malın, paranın hayır yolunda harcanması gerekliliği Kuranda çok sık bir şekilde vurgulanmakta. Aşağıda bu vurgulardan bir kısmını bir ihtar ve hatırlatma mahiyetinde anlayışınıza ve dikkatlerinize arz ediyorum. Aslında aşağıdaki her bir ayet hakkında bir yazı yazılsa yeridir. Zira her bir ayet kalbin en hassas noktasına o derece etkili bir şekilde dokunuyor ki Ancak bu harikulade sözlerin fani kelime ve cümlelerle örtülmesine gönlüm razı gelmiyor. Bu yüzden sözü mümkün olduğunca kısa kesmek istiyorum.
Ders alınması dileği ile sizi Kuranın eşsiz pırıltıları ile baş başa bırakıyorum.
Bakara - 219. Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: ihtiyaçtan arta kalanı. Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.
Bakara - 254. Ey iman edenler! içinde ne bir alışveriş, ne dostluğun ne de bir şefaat imkânı bulunmayan bir gün gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. Kafirler zulmedenlerin ta kendileridir.
Bakara - 261. Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Bakara - 263.Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
Bakara - 268. Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet vadediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
ihtiyaçtan fazla olan malı dağıtmak?
hangi müslüman yapıyor bunu?
aksine daha çok, daha çok diye didinip duruyor.
dini her an ağzından düşürmeyen samimi olduğum kişilere sorarım bazen.
kanka, sende 4 daire bi sürü arsa var, dağıtsana fazlasını diye. kızarır bozarırlar. onları ben kazandım, alın terim. ben çalışırken o fakir yan gelip yatıyordu falan derler.
iyi de kuran öyle demiyor ki ihtiyacından fazlaysa dağıt diyor. o fakir yattı çalışmadıya falan bakmıyor.
dağıtın.
not: ben de dağıtamıyorum. hava atmak için yazmadım. bu da ne kadar gerçek dindar olduğumuzu gösteriyor.
dünya malı mı, ahiretin cenneti mi?
ağzımız ahiretin cenneti diyor ama uygulamalarımız hep dünya malı yönünde.