inception

entry905 galeri96 video5
    126.
  1. christopher nolan'ın beyninden ufacık bir kesittir. adamın kıvrımlar arasında neler neler dönüyor, varın siz hesaplayın.*
    2 ...
  2. 127.
  3. leo'nun artık iyiden iyiye film seçimi konusunda seçici davranmaya başladığını gördüğümüz film. son dönemlerde az ama öz filmlerde oynuyor. galiba oscar almak için geliştirdiği son strateji bu. umarım bu sefer tutar ve umarım hep böyle gider.
    2 ...
  4. 128.
  5. 129.
  6. sözlükte verilen spoilerları okumamak için çıldırdığım film. Hala gidemedim!
    2 ...
  7. 130.
  8. gittim , gördüm , sevdim peki anladım mı? orası muallak biraz . zaten biraz öyle olsun diyede yapılmış bir film. tadı orasında. bir kez daha seyredip anlama oranımı zorlarmıyım orası mechul , tadında bırakırım heralde.
    yalnız bir konuya kafam çok takıldı , başkasının rüyasına girmek için yada başkasını rüyasına sokmak için kullanılan alet-edavatın ( esasen bir çanta ) rüya düzeylerinde nasıl taşındığı , bu bir açmaz değil mi ?
    3 ...
  9. 131.
  10. filmin ana konusu esasen "bir önyargıyı değiştirmek atomu parçalamaktan daha zordur diyen " Einstein a nispet bunun yeteri kadar derinlikte rüyalara müdahale edilebilirse olası olabileceğini gösterme çabasıdır.
    3 ...
  11. 132.
  12. Uyumaya fırsat bulamadığım, kendi kulvarında esaslı bir film. Komple bir komplo teorisi tadında...
    1 ...
  13. 133.
  14. konusu dolayısıyla merakla beklenen merakımızı ve beklentilerimizi boşa çıkarmayan mükemmel bir filmdir. vay anasını sayın seyirciler dedirten, zaman mefhumumuza biraz garip gelen, dolayısıyla sonlarında hadi be kardeşim düş artık şu nehre diye çıldırdığım sonunda ise düştü mü dönüyor mu diye delirdiğim harika bi yapım. daha şimdiden imdb puanı 9.2 dir.. sadece bu yüzden bile izlenmeden geçilmemesi gereken filmler listenize eklenebilir.
    1 ...
  15. 134.
  16. gittim izledim beğendim geldim.
    o kadar.
    bu denli abartılacak bi şey yok bence.
    evet zekice, evet görsellik muhteşem.
    ama devrim değil bu film.

    üstelik gerçekliğin çok üstünde inşa edilen filmlerin içindeki "her şey olabilir" mantığı artık bana çok sıkıcı-ilkel gelmeye başladı. ayakları yere basar gibi duran ama ayakları yere basmayan filmler hızla çoğalmakta. bu da başka bi konu tabi.

    tavsiye edilir yine de.
    6 ...
  17. 135.
  18. Abartılacak çok şeyin olduğu filmdir. uzun süredir beni bu kadar sarsan film olmadı. nolanın müthiş zekası, zimmerın harika müzikleri... enfes.
    3 ...
  19. 136.
  20. nacizane şahsımın ilk 5ine oturmayı başaran film.
    1 ...
  21. 137.
  22. hala soru işaretleriyle dolaştığım ve üçleme yapmayı düşündüğüm filmdir.gerçi birkaç sahneyi ikişer defa tekrarlamalarına uyuz olmuşluğum vardır.ama etkileyicidir,izlemelidir.
    1 ...
  23. 138.
  24. uzun uzun açıklama yapmaya pekte gerek duyulmayan bir konuya ve örgüye sahip film.

    sanırım 4 yılda 4000 nin üzerinde film izlediğiniz de filmin mantığını kavramak kolay oluyor. bir defa matrix'ten eser yoktur. yani alakasız iki konu. tabi biraz karmaşık olunca direkt matrix' e benziyor demek işin kolayına kaçmak, yok artık. bu sözlükte her yeni yabancı transferini alex de souza ile kıyaslamaktan farksız bir şey iki filmi kıyaslamak. matrix ve inception birbirinden çok farklı filmler. biraz eternal sunshine of the spotless mind esintisi var, derinlerin de filmin.

    nolan çok zeki bir adam, yaptığı her filmden bunu rahatlıkla anlamak mümkün. ancak labirent diyorsanız momento bu filme koyar geçer. ancak görsellik çok başka tabi ki. hans zimmer bir müzik dehası artık üzerine konuşmanın bir anlamı yok. kişisel fikrim şu ki nolan daha iyisini yapana kadar en iyisi bu.
    4 ...
  25. 139.
  26. harika bir film, kesinlikle izlenmesi gerek. sıradışı bir kurguya sahip. memento'yla karşılaştırılması tam bir saçmalık, kurguların birbiriyle uzaktan yakından alakası yok.
    6 ...
  27. 140.
  28. filmin sonuna kadar "lan bildiğin aptalım ben hiç bişey anlamadım ya!" diye sürekli arkadaşıma mızmızlanmamı sağlayan film. ha o sonda bişeyler döndü ya orda oturdu kafamda üç beş, sonra bi dışarı çıktım temiz hava aldım okşizen falan. dedim tamam aga olay bu.

    bi de arthur karakterine ve leonardo di caprio'nun oyunculuklarına; bittim gözün aydın, bittim helal olsun.*
    4 ...
  29. 141.
  30. -----spoiler--
    evet efendim. bir önceki entry'de beğendiğim bir yorumu huzurlarınıza sunmuştum sıra filmle ilgili kendi fikirlerime..

    fikirlerden önce kısa bir altyapı analizi yapacağım. öncelikle filme yalnız gidilmemeli diye düşünüyorum bundan dolayıdır ki arkadaşlarımla beraber gittik. ayrıca gece son seansa gitmek kadar güzeli yokmuş bunun da bilincine bir kez daha vardım.
    yenibosna e-5 üzerindeki airport alışveriş merkezinde mevcut olan prestige sinemalarında izledim filmi. açıkcası istanbul'un en güzel sinema salonlarından birisidir diye düşünüyorum kadife kaflı kocaman ve tek tek konulmuş koltuklarda kimsenin bulunmadığı salonda rahatça film izleyebiliyorsunuz. hatta ayağınızı ön koltuğa uzatabilmek ya da sıkılınca koltukta bağdaş kurabilmek gibi lüksleriniz oluyor. 200 kişilik salonda 4 kişi film izlemek de ayrıca bir özel hissettiriyor insana kendini. neyse reklamları geçip filme başlıyorum;

    filmin direk olarak başlaması çok şükela oldu. zira uzunca girizgahlara sahip filmler izleyiciyi baştan kaybedebiliyor. ilk sahnenin ayrıca filmin son sahnesi olduğunu tahmin etmiştim ki tahminimde yanılmadım. zira bu tarz filmlerin genel özelliğidir bu. ama yine de sonunu nasıl başa bağlayacağını merak etmedim değil.

    ardından direk olarak ana hikaye başlıyor, açıkcası ana hikayeyi oluşturan yan hikaye kısmı aceleye getirildi ve o hikayeyi izleyici tam olarak kavrayamadı ( 4 arkadaş da kavrayamadık, eksiklikler vardı). yani saito'ya karşı çalışmalarını isteyen kurum ve ya kişiler kimlerdi bunlardan pek bahsedilmedi.

    ayrıca bu rüyaya girme işini ilk kimin ve nasıl yaptığını o aletlerin mevcudiyetinin sorgulanması iyi yapılmadı. yani işin kökenine inilmedi. eğer girilseydi film çok uzardı biliyorum fakat en azından bir parça değinilmeliydi. ( zannediyorum ki bu filmin devamı gelecek ve devam filmi bu temele dayanacak yani işin ilk nasıl yapıldığını anlatacak)

    temelini geçip özündeki fikre bakarsak eğer birçok insanın da dediği gibi matrix felsefesiyle aynı olmayan ancak aynı yere giden bir fikre sahip. sonuç olarak bu dünyanın reelliğini nereden biliyoruz belki de aslında burda yaşamıyoruz sorusunu sorduruyor insana. filmin ilerleyen dakikalarında gördüğümüz sırf rüya görmek için gelen kesimin de bu sorgulamayı yapıp gerçekliği burada değil rüyalarda bulduğunu görüyoruz. özellikle filmin o kısmı çok başarılıydı, akıllarda şu repliği bıraktı ;

    -yani bu insanlar her gün buraya uyumaya mı geliyorlar?
    -hayır buraya uyanmaya geliyorlar!

    rüyaların nerden sonrasını hatırlıyoruz? neden başlarını hiç hatırlamıyoruz ? gibi sorular sorar ilk buluştuklarında cobb, ariadne'ye. işte bu nokta seyirciden şu tepki alınır : "harbi laaan! hassktrr". bunlar normal tepkilerdir efendim. rüyadaki yaratıcılık mevzusu güzel işlenmiş fakat sanki biraz eksik gibiydi. yani hayal gücün bu kadar mı mimar hanım dedim kendi kendime. ayrıca o sahneler matrix'te neo'nun eğitildiği sürreal sahneleri getirdi akıllara.

    karakterler açısından bakarsak olaya başarının sırrını görürüz. bana kalırsa di caprio tam bu rolün oyuncusudur. fevkalade bir oyunculuk sergilemiştir ayrıca. ellen page, ken watanabe, tom hardy, cillian murhy gibi isabetli seçimler filmin izlenilirliğini arttırmış. kanımca oyunculuktaki tek eksik nokta mal'ı oynayan marion cotillard, inandırıcılığı ve kötü katın rolü pek olmamıştı kendisine. yapışmamıştı karakter üzerine.

    müzikler ise muhteşemdi diyebilirim. gerilimş son düzeyde yaşamamızı tetikleyen önemli en önemli ikinci unsurdu müzikler. hans zimmer yine yarikalar yaratmış. başka söze hacet yok sanırım.

    filmin sonuna doğru adrenalin oranınız da artıyor, zira son 45 dakika tamamiyle atraksiyon. o yönden takdirimi topladı. di caprio'nun tarzını bildiğimden ve nolan'ı memento'dan tanıdığım kadarıyla filmin sonundaki süprizlere karşı hazırlıklıydım. ancak karısının aklına gerçek dünyanın zahiriliğiyle ilgili fikri cobb'un sokması beni şok etti. soğuk duş aldım sanki. ancak son yarım saatte filmin başının nasıl bağlanacağını çözmem merak katsayımı azalttı ,işin doğrusu.

    film bu kada(gbkz: )r aksiyonlu ve bilimkurgu olmasına rağmen gamzelerimizde birkaç kez tebessüm yarattı. ilk rüyada yağmur yapmasının nedeninin yusuf'un
    çişinin gelmesi, ariadne'nin arthur ile öpüşmesi vs.

    filmin sonu ise tam bir dayaklık. en son rüya perdesinden nasıl döndükleri muamma, dönüp dönedikleri de belli değil ki zaten çünkü son sahnede metal dönerken hafif sendeledi. sonra film bitti acaba son sahnelerin hepsi yine sürreal miydi? cobb'un son sahneleri rüya mıydı mınısikim?! bu ufak pürüzlere rağmen film olağanüstü. zaten imdb'de çat diye 3. sıraya oturmuş.

    shutter island ile birlikte bu filmi de göz önüne aldığımızda karşımıza şu sonuç çıkar : bu yıl di caprio'nun yılı oldu arkadaş.
    --spoiler--
    spolier edit : ulan kız da tam mal'dı he.. amnıskim farkedemiyor musun geçek dünyayla rüyayı.
    8 ...
  31. 142.
  32. Yapılmış olan iyi filmlerin yarısında zeka varken action yoktu, action varken zeka yoktu ama bu filmde Nolan emmi saolsun her iksini ve daha da fazlasını bulmak mümkündür
    --çok spoiler--
    --feci spoiler--
    --spoiler--
    Film tüm muhteşemliğiyle biterken durup durmadığını bilmediğimiz totem'in durumuna göre;
    Durduysa film olağan bitmiştir. Çocuklarına hayaline kavuşmuştur.Çocukların yüzü görülmüştür.
    Durmadıysa işler girintilidir. Mal'ın söylediği "bu gerçek hayat değil" tekrarlamaları doğru çıkar ve aslında Mal gerçek hayatta * yaşıyordur. Cobb ise dürtülmediği takdirde veya durumu farketmediği takdirde, kabullendiği rüya dünyasında çocuklarıyla beraber yaşayacak yaşlanacaktır ölmeyecektir. Bu film boyunca izlediğimiz rüya oyunları ise Cobb'un bilinç altıyla işlenilen rüyalar silsilesidir. Asıl hedef Robert Fischer'ın en kökenine inip bilgi yerleştirmek değil, onun bir aşşağı rüyada olduğu gibi Cobb'un köküne inilmesidir. Mal'a herşeyi açıklar vicdanı rahatlar, o ruh halinden kurtulur ve gerçek olduğunu düşündüğü dünyasına çocuklarının yanına geri döner. Benim yorumlamam bu kadar. hadi hayırlı işler.
    --spoiler--
    --spoiler--
    --spoiler--
    1 ...
  33. 143.
  34. yönetmenliğini Christopher Nolan ın yaptığı bir Leonardo Di Caprio filmi. o nasıl bir konudur, o nasıl bir temadır. bir canlının böyle bir senaryo yazabilmesi için ruh sağlınında psikolojisininde anormal olması lazım.

    o nedir öyle uyku ve rüya, derken rüya içinde rüya, yetmez o rüyanın içinde başka bir rüya, oda yetmez bir rüya daha ve araf... ne oluyoruz lan, psikopatmısın sen aslanım bu nasıl bir senaryo,

    dün akşam izledim filmi ve gece rüyama girdi ama maalesef ben rüya içinde bir rüyaya kadar gidebildim.
    gerçi bunu eskidende yapabiliyordum

    eleştirmenlerdende tam not aldığı göz önünde bulundurularak gidilesi görülesi ve çözülesi bir başyapıt.

    (bkz: rüya içinde rüya görmek)
    0 ...
  35. 144.
  36. kurgusu müthiş, sürükleyici ve mutlaka filme kendinizi kaptırmanızın gerektiği bir yapıt.
    --spoiler--
    koca filmin koskoca zamanı verken ben asansöre binildiği an içimden bi açık yakaladım diye sevindim fütursuzca. "ulan dedim yer çekimi olmadan asansör çalışmaz. aha yakaladım olm lan açık" diye kıpır kıpır oldum içimden. çok değil 5,6 dakika akabinde christopher nolan bildiğin göt konumuna getirdi beni salonda sağolsun.

    neyse ki bunları hep içimden yaşadım ben...
    --spoiler--
    2 ...
  37. 145.
  38. film hakkında uzun uzadıya yazılar yazılabilir.

    bi bok anlamayan varsa da kaliteli olduğunu inkar edemez.

    Rüyalar üzerinden yola çıkılmış olması, bunu değişik bir kurguyla sunması, akıllıca anlatımlar sonucu baş döndüren sürükleyici bir yapıta dönüşmüş ki diğer filmleri kadar kült olma niteliğinde.
    Bu kadar mükemmele yakın filmde olumsuz gördüğüm kulak zarımı yırtacak kadar ses veriliyor olmasıydı.

    Kick Yapmak gibi bir deyim ağızlara yerleşebilir sanıyorum.

    Film bittikten sonra avatar ı sorgulamaya başladım.

    Birileri Leonardo ya artık oscar ı vermeli diyorum.
    3 ...
  39. 146.
  40. kısaca, izlenmesi gereken film.

    8 ağustos 2010 pazar akşamı, kuru çeşme arena'daki 21:00 seansına birkaç davetiyem var, gitmek isteyenler özel mesajla ulaşabilir.
    2 ...
  41. 147.
  42. aşırı şişirilmiş bir filmdir. barındırdığı birçok mantık hatası ile nasıl bu kadar patlama yapabildi, anlamak mümkün değil. yanlış anlaşılmasın, kesinlikle kötü bir film değildir, mutlaka izlenmesi gerekir, ortalamanın fazlasıyla üstünde olduğu da rahatlıkla söylenebilir.
    1 ...
  43. 148.
  44. gidilip görülesi, izlenilesi film.
    gittim.gördüm.geldim.
    2 ...
  45. 149.
  46. yarısında çıktığım film. askdkald ekşici piç olmamdan değil valla elektrikleri kesildi avm nin göt gibi kaldık paramızı felan iade ettiler. neyse iyi oldu güzel de oldu iki defa izlemiş oldum filmi. zaten film hakkında söylenebilecek her şey söylenmiş de benim aklıma takılan tek bir nokta var: 3üncü katmanda adriane tasarısındaki havalandırma borusunu dom a neden söyledi ki? yani dom a söyledikten sonra dom un dediği "hemen fisher a haber ver" demek oldu. halbuki kendisi duymayıp "haber ver diğerlerine" deyip mal ın öğrenmemesini sağlayabilirdi. böylelikle mal fisher ı da vuramazdı. neyse nolan abimizin bir bildiği var deyip saygıyla eğiliyorum.

    o değil de totem düştü mü lan?
    4 ...
  47. 150.
© 2025 uludağ sözlük