birine inanmak kendine güvenmekten vazgeçmenin yarısıdır. bayrakları, duvarları, bir nevi gardını indirmenin öbür adıdır. birine inanmak; evcillerşmeyi ve dolayısıyla göz yaşlarını; yani o birinin sizi incitmesini göze almaktır. sevmektir inanmak, yaralanmaktır.
inanmak, belki de hayatta insanın en çok ihtiyaç duyduğu şeydir, inanmak istersin, bu senin ruhunda olup biten birşeydir, hiç bir insanı, hiç bir varlığı içermez, güvenmekle de ilgisi yoktur, güveni karşındaki insan, durum,herneyse o oluşturur, zamanla oluşur, ama inanmak öyle midir, bir insana hiç güvenmediğimiz halde inanabiliriz, bir olaya, bir duruma, bir hayale inanabiliriz, savruk ruhumuz dinlenecek bir yer bulur orda, kendimizi o anda güvende hissederiz, sorgusuz sualsiz bağlanırız ona. çoğunda da hayal kırıklığına uğrarız, ama bunu kimse yapmaz, kendimiz yaparız.
Varolmayan bişey üzreine söylem yapmak, örneğin bi bilgisayara bakıp ben bunun bilgisayar olduğuna inanıyorum diyemezsiniz çünki bilgisayar olduğunu görüyorsunu yada rüzgarın olduğuna inanıyorum diyemezsiniz çünki var olduğu bir gerçektir.
oyüzden din kavramında inanmak vardır çünki gerçekliği yoktur inanırsın yada inanmazsın.
--spoiler--
şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum...bu eksik sana değil bana ait. bende (bkz: inanmak) noksanmış. beni bu kadar sevdiğini inandıramadığın için sana aşık olmadığımı zannetmişim.
--spoiler--
nedense o büyülü kelime bir yaratıcıya peygambere ya da dine algılanıyor nedense.inanmak umudun kalbidir bir insana bir neyse ye ya da insan üstü bir varlığa inanırsın boşluktayken o inandığım kişinin yardım elini beklersin.inanmışsındır çünkü ona inanmışsındır.sadece inanmışsındır.bunun ötesi yok.ama en güzeli de insanın kendine inanması sanırım sadece kendine.
dini konular dışında da inanılan noktalar vardır.
insanın zamanla kaybettiği eylemdir.
nedeni her zamanki gibi inandığın değerlerin seni incitmesidir.
belkide insanın en yalnız olduğu zamanlarda bile yoldaş olan tek şeydir inanmak.
hayal kırıklığının diyarına tek gidişlik bir bilet almaktır inanmak. neye inanırsak inanalım er ya da geç mutlaka yanıldığımızı gösterir hayat bize. inanmanın insanları güçlü kıldığı söylenir hep, öyle ya inandığı şeyler uğruna savaşır insan ve onlar için yaşamaya devam eder. oysa inanmak zayıf düşmektir. zira, şüpheden arınmış bir akıl düşünme işlevini de yerine getirememektedir çoğu zaman.