Varolmayan bişey üzreine söylem yapmak, örneğin bi bilgisayara bakıp ben bunun bilgisayar olduğuna inanıyorum diyemezsiniz çünki bilgisayar olduğunu görüyorsunu yada rüzgarın olduğuna inanıyorum diyemezsiniz çünki var olduğu bir gerçektir.
oyüzden din kavramında inanmak vardır çünki gerçekliği yoktur inanırsın yada inanmazsın.
inanmak, belki de hayatta insanın en çok ihtiyaç duyduğu şeydir, inanmak istersin, bu senin ruhunda olup biten birşeydir, hiç bir insanı, hiç bir varlığı içermez, güvenmekle de ilgisi yoktur, güveni karşındaki insan, durum,herneyse o oluşturur, zamanla oluşur, ama inanmak öyle midir, bir insana hiç güvenmediğimiz halde inanabiliriz, bir olaya, bir duruma, bir hayale inanabiliriz, savruk ruhumuz dinlenecek bir yer bulur orda, kendimizi o anda güvende hissederiz, sorgusuz sualsiz bağlanırız ona. çoğunda da hayal kırıklığına uğrarız, ama bunu kimse yapmaz, kendimiz yaparız.
birine inanmak kendine güvenmekten vazgeçmenin yarısıdır. bayrakları, duvarları, bir nevi gardını indirmenin öbür adıdır. birine inanmak; evcillerşmeyi ve dolayısıyla göz yaşlarını; yani o birinin sizi incitmesini göze almaktır. sevmektir inanmak, yaralanmaktır.
başarmak için bizi harekete geçirecek olan eylem. inanarak bir yola girdiğin zaman o yolda ölsen dahi gam yemezsin. kaybedeceğin bir şey yoktur çünkü. sonuca varamasan da yolunda çok şey öğrenirsin. dersler çıkarırsın mesela. en azından yürüdüm dersin, koşamasan da.
genel geçerli bir doğrudur. inanmaktan kaçış yoktur. kaldı ki bir şeye inanmıyorken bile başka şeylere inanırız. inançsızlığa inanmak, inanmayı boş etmek, en çok kendine inanmaktır. geçici olan nefse inanmak ise ayrı bir enayiliktir kimse kusura bakmasın.