capote'nin en popüler kitabıdır. "makası kaleme tercih ederim" diyen bir yazarın seri katillik müessesesi hakkında yazdığı bir kitap olduğu düşünülürse, neden bütün holywood seri katil filmlerinin bu kitaptan klişeler taşıdığı anlaşılabilir kanımca. e peki kitap güzelmidir, güzeldir.
roman bittiğinde cinayeti işleyenlere kızamazsınız. onların davranışları, hayatın onlara davranışları, okuyucunun gözünde masumluk katar onlara.
hele ki kafasına sıkmak için bodruma götürdükleri adamı yere yatırmadan önce altına karton sermeleri ruhu olmayanın bile ruhu olduğunu ispatlar niteliktedir. az sonra öldürecekleri adam beton zeminde üşümesin diye altına karton sererler.
az sonra da kafasına tüfekle ateş ederler. bocalar durursunuz adamları yargılamaya çalışırken.
aile yaşantısının, insan hayatını ne kadar etkileyebileceğini konu alan film. şartlı tahliye uygulamasının da sağlıklı bir uygulama olmadığını anlatıyor bizlere. şöyle de bir kadrosu var;
--spoiler--
filmin sonunda perry' nin eski hapishane müdürü ile yaptığı konuşma sahnesinde; yönetmen, camdaki yağmur damlalarının aksini perry' nin yüzüne yansıtıp onu ağlıyor gibi göstermiş ya.. işte o sahne aldı aklımı baştan.
--spoiler--
truman capote nin bir ailenin katledilmesini anlatan konusunu gerçek hayattan almış romanı. ilk okuduğum zaman rüyama giren ve iki gün boyunca hiç elimden düşürmeden bitirdiğim harika eser. bir suçluya insan ancak bu romanda acındığı kadar acınılabilir. hem clutter ailesi ne hem de perry smith e acır insan.