"aykırı şeyi savunayım da entel gözükeyim hastalığı"na yakalanmış; yeri gelince kürtçü, yeri gelince ermenici olan popülist bir türk düşmanının tekidir.
ermeni soykırımı denen boku her yerde savunarak ermeni yalayıcılığı yaparken, 700 sivil türk'ün katledildiği hocalı'yı ağzına almaz. bu kadardır işte. b*k kadar.
Ekşi sözlükteki en kaliteli enrtyleri giren, en donanımlı yazardır.
Bilgi açısından kolay rekabet edebilecek birisi olmadıgı bariz. ilk başlarda siyasal bilgiler okuduğunu düşünmüştüm ama adamın ilgi alanı fazlasıyla geniş ve üstelik mühendis olduğuna dair bilgiler çıktı. Her halükarda kapasitesi, yazma üslubuyla göz doldurmaktadır.
Kendisi amerikan vatandaşı. Keşke türkiye'de olsaydı da yakından tanıma şansımız olsaydı diyorum sık sık. Felsefe, siyaset, bilim konularında görüşlerini bizzat ağızından dinlemek müthiş olurdu. Vereceği öğütleri, yazılarını yazarken ne yaptıgını hakikaten merak ediyorum. ikincisi benim ve eminim ki daha pek çok kişi için muamma. Taslak mı hazırlıyor, kendini dünyadan tecrit mi ediyor merakımı cezbetmekte.
Sözlük fikrini tam anlamıyla uygulayan birisi. Doyurucu bilgiler veriyor, gerektiginde üzerine sağlam eklemeler yapıyor, tartışıyor ve okurun kafasında kıvılcımlar çaktırıyor. Giderek sanal bir mamak çöplüğüne dönüştüğünden yakındığımız internetteki kaliteli adamlardan biri.
homofobiklik kavramıyla alakası olmayan, aksine ülkedeki eşcinselliğe bakış açısını ahlak, suç, yanlış vb. düzlemlerden çıkarıp sadece diğer sevişmeler gibi estetik bir olaya indirgeyen devrimci bir bakış açısı olan şahıs.
olaya şöyle bakıyorum heteroseksüel bir kadın olarak iki lezbiyenin sevişmesi (hele de arada biri otoriteyi sergileyen yaşlı kadın rolüne soyunuyorsa) beni tiksindiriyor. yani açıp porno sitelerinden izlemeyi seçeceğim bir video tipi değil, bu tıpkı aksiyon filmlerini sevmeyen bir insanın yargısı kadar öznel ve estetikle ilgili bir durum. ama iki tane yakışıklı, kaslı, üçgen, tüysüz sırtlı bla bla abimizin sevişmesini gayet keyifle izleyebilirim. buna da homofobi diyemezsiniz. bir kadın olarak sevişme sahnesindeki özneler feminenleştikçe bundan zevk almayabilirim hatta iğrenebilirim. aseksüel bir insan da sevişme içerikli bütün görüntülerden tiksinebilir mesela. veya eşcinsel bir insan heteroseksüel görüntüler izlemekten tiksinebilir vb. bunlar kişisel beğeni algılarıdır ve herhangi bir ahlaki yargılamacılık da içermediğinden homoseksüellere yönelik bir hakaret değildir. onlar da gelip bana senin partnerinle oluşturduğun heteroseksüel görüntüden iğreniyoruz diyebilir. doğaldır.
her neyse konuya dönersek, tamamında eşcinsel haklarını savunduğu bir yazısından cümle cımbızlanarak üstelik bir tek o cümleye bakılsa bile haksız bir saldırıya uğradığı açık olan, homofobik de olmayan ekşinin yıllardır kaliteli ve analitik yazmayı başarmış, değişik bakış açısına sahip yazarlarından.
kendisini şahsi olarak tanımıyorum, bu entryden de bir çıkarım yok. sadece düşünsel kalıpları böylesine yerli yerinde olan, bu ülkeye ve online sözlük .çöplüklerine, ilgi hastalarına rağmen direnen bir yazarın resmen bir zayıf nokta aranıyormuşçasına ne yazsa da taşlasak diye bekleniyormuşçasına karalanmasına hem de yanlış anlaşılmasına içim elvermedi. özellikle de yanlış anlaşılmasına. sokrates'in ölmeden önce atinalıların kendisini haksız yere öldüreceğinden yakınan karısına 'haklı olsalar daha mı iyiydi yani?' deyişi aklıma geldi. bu yazar için de yapılan eleştirilerin yersiz olmasına seviniyorum, eleştiriler yerli yerinde olsa daha mı iyiydi.
entrylerini takip edenler için ilah, okuyanlar için ise kültürlü bir şizoid. yazılarının uzunluğu ise bağdaştırma kabiliyetinin sonucudur. bundan gayrı yazıp yazabileceğim bütün yazılar methiyeden ibaret olur. o derece bir sözlük yazarı.
tipik elitist liberal aydın profiline, türk halkının hala zaafı olduğunun en büyük ispatı ekşi sözlük yazarı. her ne kadar kişileri bu şekilde tanımlamayı sığ bulsam da, fazlası da çıkamıyor ağzımdan. açıkçası bilgili ve derinliği olan bir yazar eyvallah lakin, "internet çağının düşünürü" yakıştırması fazla cüretkar.
marks' ın filozof yorumunu ve "değişim" kavramını pauluslarla, tommasonlarla falan yorumlayan biri sonuçta. ha kendisine soracak olursanız 3 sayfa yazıyla kendi yarattığı açılardan haklı çıkmaya çalışacaktır vs. keza turgut özal yorumu ve çetin altan yönlendirmesi, bunlar günümüzün moda düşünce akımlarındandır değerli okurlar.
işin özü bu yazar değildir. her gazetede veya amfi kürsüsünde, en az bir tane yeteri kadar sofist ve elitist immanuel tolstoyevski bulabilirsiniz. ancak benim yıllardır anlamadığım şey, bu toplum neden bu denli bilgi ve terminoloji fetişisti? aslında hepsi aynı kapıya, yani elitizm fetişizmine çıkıyor.
insanları tanımak istiyorsan, yüceltiği şeylere bak demiş adam. belki de dememiştir. belki de küçük memeli bir kadın demiştir. ve ayrıca şimdi ben bu sözü platon' dan girip, locke' dan çıkarırsam; herkes bana immanuel gibi tapınır mı ki acaba? gerçek bir düşünür nasıl olur; misal hakkında girilen 22 entrynin 21' inde de onaylanmazlar. en az bir o kadar karşıt, fikirlerini reddeden entry girilir. yazar demiyorum bakın, düşünür diyorum.
kemalist zümrenin ekşi sözlük'te görmek istemeyeceği derinlikte yazılar yazan laf ustası. televizyonda jimi the kewl ile birlikte bir program yapsa da izlesek. böyle yazarlar çoğu düşünce adamına bin basar.
şöyle bir yazı yazarak ruhuma tercüman olmuş şahsiyet. buyrun;
"evet, bok atmak deyimini bok ettik. ettik derken ben etmedim aslinda, bir takim essekogluessekler degisik seviyelerdeki elestirileri tek bitlik beyinlerine sigdiramadiklarindan, begenmedikleri herseyi topyekun "x'e bok atiyor" yaftasina mahkum ettiler, ediyorlar. karsi tarafin yegane amacinin sadece karalamak, iftira atmak oldugu suphe goturmez bir gercekmiscesine vurgulaninca da otomatikman onun argumanlarina cevap vermek, hatta cevabi/tartismayi birak icerigi uzerinde en ufak bir dusunce uretme geregi de yokoluyor. yani elestirinin ne oldugunun onemi kalmiyor, elestirinin varligi yetiyor zilleri caldirmaya. banality of evil diye birsey varsa, angutlugun dehasi diye de birsey olmasi lazim, cunku hakikaten minimum eforla karsidakini felc eden dahiyane bir taktik."
öncelikle kendisiyle alakalı düşüncelerim gerçek anlamda çetrefilli.
yaşını bilen varmıdır bilmiyorum ama ben doğum tarihini 1979 veya 1978 olarak tahmin ediyorum.
kendisiyle alakalı özel bir bilgim yok. şahsıyla alakalı girilen nickaltı entrylerini okuyacak vaktim bile yok fakat kendisiyle alakalı bazı gerçekleri ortaya koyduğumda çıkardığım netice bir tek doğum tarihi değildir.
öncelikle immo bir net çağının düşünürü. bu kadar çok bilgiye sahip olması için ya karl marx gibi genç yaşta kütüphanelerde okuma hastalığına yakalanmış olması lazım yada benden önce netin faydalarından yararlanacak olanaklara ve eğitime sahip olması lazım.
kesinlikle ya annesi yada babası yabancı uyruklu biri olduğunu düşünmekle beraber çok iyi bir eğitim aldığı gerçeğinide tahmin etmekteyim. bounlu ola bilme ihtimali yanında birde üstüne amerika da mastır yaptığı gerçeğinide ilave etmek istiyorum.
fakat bu herif hukukçu veya tıpçı değil, piskoloji falanda okumadı hele edebiyyat hiç okumadı.
kesinlikle sayısal bölümden mezun. hatta ilk entrylerini girdiği zamanlarda fakulte öğrencisi olduğunu düşünmekteyim.
fakat net çağı dediğim için bilgisayar mühendisi olarak düşünmeyin.
niçin net çağı düşünürü...
daha bir kaç ay önce arkadaşla konuşurken. amerika da artık cd romsuz bilgisayarların üretildiğinden söz etti. bu adamlar filmi nerde izliyor diye türk mantığıyla tepki verdiğimde, internetten izliyorlar dedi ve benim aklımı hayali aldı. meğerse kitaplarin, filmlerin babalarını netten bulup izleye biliyormuşsun. yok ya. aklım hayalim durdu. ben bakünün olur olmadık sokaklarında eskicilerden kitaplar ararken meğerse millet benim bulamadıklarımı netten buluyormuş ve okuyormuş. pdf falan filan.
şimdilerde lise çağlarında çocukların bile olur olmadık bilgilerin bulması , okuması ve oda yetmezmiş gibi bilgi olarak gözümüze sokmasını düşünürsek immo gibi iq-su yüksek ve kültürlü, eğitimli, vizyonlu birinin net düşünürü olmasını tabii karşılarız.
fakat en beğendiğim yönü. yeni immo bir sene evvel ki immodan daha kaliteli olması. yani durmadan kendini geliştiriyor. bize de burdan ona methiye düzmek düşüyor...
bilenler bilir, otis amerika'da iken yazdigi tum entryleri siler. turkiye'ye geldikten sonraki yazilari eskileri (babanin olmesi haricinde) aratmaktadir. arkadasi oldugunu iddia eden it* ise tipki eski otisabi'dir.
sozluk alemlerinde ayar patenti hala bunlarin elinde.
bir atatürk'ü abartmak entrysi vardır ki gerçekten başucu eseridir. a4 kağıda çıktısını alıp suyunu içirsen millet şifa bulur alimallah. ekşi sözlük'ün veya geniş anlamda tüm sözlüklerin piri. dede korkut gibi bir kişi. aslan yürekli rişar.
jimi the kewl, orhan perver floydian gibi harika yazılar yazan bir site için bir başka okuma sebebi kendisi. uzun uzun ve birşeyler öğreten cinsten. sadece onu okumak için girdiğim zamanlar da olmuştur. hep yazsın dediğimdir. sosyomattaki karargahı da şudur http://immanuel-tolstoyevski.sosyomat.com/