Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist
değildim.
Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal
demokrat değildim.
Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı
değildim.
Benim için geldiklerinde, sesini çıkartacak kimse kalmamıştı”.
(Martin Niemöller)
yazısıyla başlayan, basılmadan toplatılarak, yazarın bilgisayarından silinerek bir ilke imza atmış, yazarının ergenekon davasından şu anda tutuklu olduğu ve sadece internette yayılmış kopyaları vasıtasıyla okunabilen kitap.
12 eylül 1980 sonrasında, sağ-sol çatışmalarının önünün alınması ve gençlerin fikri açıdan farklı bir mecraya yönlendirilmesi maksadıyla, o tarihe değin görülmemiş sayıda imam-hatip lisesi açılması ve doğu-güneydoğu ekseninde, hizbullah hareketi ve militanlarının devlet eliyle desteklenmesi, herkesin malumudur.
bu bağlamda,
bir 'araştırma' niteliği taşıyacağı düşünülen 'imamın ordusu' adlı kitabın, karanlık bazı konulara ışık tutması da muhtemeldir. bu devirde, bir kitabın yasaklanıyor olması, yasaklayanların kafa yapılarını ortaya koyması açısından önemli olmakla birlikte, sonuca yönelik olarak çok da önemli değildir. en az bir kopyası, birilerinin elinde vardır ve yakında internet üzerinden bir biçimde yayınlanacaktır.
tamamen yalanlarla götten uydurma bilgilerle yazılmış kitap. belge yok, rivayet var. neymiş efendim fethullah gülen 12 eylül darbesine destek vermişmiş. neymiş efendim fethullah gülen 12 eylül'den önce cemaati varmış. şimdi bir bakalım. bu bilgileri nerden aldı acaba ahmet şık? kendi yaşam tecrübesi olamaz çünkü sadece 10 yaşında iken gördüğü12 eylül nedir anlayabilmiş miydi?
fethullah gülen ile kaç kez konuştu? kaç kez cemaatten birileri ile görüştü? koca bir hiç. bir kitap yaz. ortalıkta doşlaşan safsataları( kara propagandayı) doldur satırlara. al sana kitap.
yazara biraz bilgi verelim. ne de olsa bilmiyor. fethullah gülen cemaati diye bir yapı olduğunu savunuyor. hemde 12 eylülden önce var zannediyor. öyle bir cemaat dedikleri şekilde hiç olmadı. 12 eylül günlerinden birkaç anımı yazayım. 12 eylül oldu bitti. fethullah gülen kendine göre bir nurcu. nurcular kendi cemaatlerinin dışına pek çıkmazlar. fakat fethullah gülen kendi cemaatinin dışına çıkıp diğer cemaatlerden insanlarla görüşmeye başladı. sanırım sene 1983 veya 84'tü bizim yanımıza da geldi. bizim çevremiz başka cemaatlerden olduğu için önce soğuk bakıldı cemaatlerin önderleri görüşmeye karşı çıktılar. fakat bizim cemaatlerde sevilen sayılan insanlar olsa da şeyh gibi her dedikleri kabul görmez. isteyen dilediğini yapar. neyse fethullah gülen her şeye rağmen geldi, görüşme başladı. adamın konuşmaları şöyle; "başka cemaatlerden olsak da hepimiz aynı zulmü yaşıyoruz. müslüman yaşamını unutturup gençlerimizi dinini, kültürümüzü örfümüzü unutturmaya çabalıyorlar. sizden benimle birlik olun gibi bir isteğim yok. hepimizin müslüman olarak görevimiz gençlerimizi dini bir eğitim üzerinde yetiştirmek, onlara dinlerini kültürlerini öğretmek. bunun için de eğitim kurumları açmak veya yardımda bulunmak her müslümanın görevidir. zamanla bu gençler büyüyüp yeterli eğitim aldıklarında iyi yerlere gidebilirler ve hem müslümanlara hem ülkemize faydası olur." ana hatları böyle bir konuşmaydı.
sonra sorulara geçildi. nasıl olacak? cevap; herkes gücü nispetinde tanıdıklarıyla örgütlenip okul yurt gibi yerler açacak. kendi içlerinde bulunan eğitimci, öğretmen ne varsa o okullarda görev yapacak.
yani fethullah gülen'le direk ilgisi olmayan bir okul. bu konuda aynen dediği gibi varlıklı insanlar birleşip bir okul ve yurt yaptılar. bu insanlar önceden de aynı şeyleri yapıyorlardı. mesela büyük bir yatılı kuran kursu yaptırmışlardı. şimdi açılan okulların işi ise dini eğitim vermek yerine dinini bilen insanlar yetiştirmek ve onları üniversitelere yollamaktı. aynı zamanda dinini bilmeyen gençlere de dini bir yaşam alternatifi sunmak ve onlara göstermek oldu. bunun suç olan bir yanı yok.
12 eylül'den sonra etrafta partiler yeni kuruluyor. hangi partiyi destekleyeceğiz diye bir soru soruldu. cevap; hepsini oldu. hiçbir partiden yana değiliz. isteyen istediğine versin. partiler üstü davranacağız.
iran konusu soruldu. iran rejiminin halkına zulüm olduğunu söyledi. başkasının yaşamını baskıyla değiştirmeyi değil, kendi yaşamımız üzerinde baskıyı kaldırmaya çalışıyoruz dedi.
başka ilgisiz sorular vardı burda yazmama gerek yok. bazı insanlar faiz konusunu gündeme getirdiler. türkiye darülharp midir tartışmaları oldu.
sonuca gelirsek; fethullah gülen cemaatlerin önde gelenleri veya şehirlerin önde gelen varlıklı dindar insanlarıyla görüşmeler yaptı. kimseyi cemaatine çağırmadı, bir cemaat kurmadı. insanlar birleşip kuran kursu ve camiler yerine yönetime gelebilecek insanların yetiştirileceği okullar ve bunlara destek verecek evler, yurtlar açtılar. nurcusu da süleymancısı da kendi arkadaş grubuyla bu işleri yaptı. bu bir felsefe oluşturdu. insanlar birlikte iş yapmayı öğrendiler. bu sayede sadece yardım da değil, işlerini sermayelerini birleştirdiler, birlikte yeni işletmeler açtılar. anadolu'da sermaye birleşimleri ve büyük holdingler kurulduğunu gördük.
şimdi birileri fethullah gülen'in bir cemaati olduğunu iddia ediyor. her dindar insanı veya dinini bilen insanı fethullahçı olarak görüyor. başkalarının sahibi olduğu şirketleri, okulları, yurtları fethullah gülen'in zannediyor. ben ne diyeyim... yuh artık! yalancılar yalan söyleye söyleye artık kendileri kendi yalanlarına inanıyor.
Kitabı okumadım. Kitabın konusuyla olsun siyasetle olsun pek bir ilgim yok ama daha hikayenin başında sorulması gereken bir çok soru var.Birincisi, devlet madem bu kitabı istemiyor , bu kitabı gizlice imha edebilirdi, her türlü şey halkın bilgisi olmadan yapılabilirdi.Ama böyle olmadı , neredeyse her gün ilk olarak bu kitapla ilgili bir haber duyuyoruz, daha yayınlanmamış olmasına rağmen-ki normalde yayınlanmış olsa büyük bir okuyucu kitlesine de sahip olmayacaktı-şu an bu durumla alakasız insan bile gidip bu kitabı okuyacak,yayınlanırsa alacak.Devlet neden bu kitabı bu kadar büyüttü?
Basın sayesinde büyütüldü desek e basın zaten onların elinde.Biz hergün onların istediği şeyleri izliyoruz. Yani aslında herkes bu işin içinde. Okuyanlar da bilinmeyen bir şey olmadığını söylüyor. işte buradan sonra tek bir soru kalıyor ' Neden?' diye. Bence burdaki amaç insanları bir şekilde korkutmak-ki kitabı indirecek olanların tutuklanma hikayesinde olduğu gibi-.insanlara yavaş yavaş seslerini çıkartmamayı öğretiyorlar.Zaten kürt sorunu gibi şeyler öne sürerekten insanların içindeki ayrımcılığı da artırmışlardı , bu da tam oldu.
imamın ordusu yazılışı, gözaltına alınışı(kitap ve yazarı) ve internet kanalıyla vatandaşa servisi itibari ile maksatlı bir planın malzemesi olmak adına görevini layıkıyla yerine getirmektedir.
kitap taslak metininden cemaati ve faaliyetlerini iyi bilen bir vatandaş olarak çıkardığım tek sonuç bu süreçten eninde sonunda cemaatin karlı çıkacağıdır.
cemaati bilerek veya bilmeyerek doğru olan birçok doneye rağmen, mesnetsiz bir çok iddia ile mağdur gibi gösterecek bu süreç vatandaşta cemaat sempatizanlığına yol açmazsa ben de turkpence değilim.
akp nin mağduru oynayarak iktidara nasıl tırmandığını iyi analiz etmeden bu süreci okumak mümkün değildir.
aynı oyunla tekrar tekrar vurulmaksa bu milletin aymazlığını analiz konusunda birilerinin ne kadar becerikli olduğunu gayet iyi anlatmaktadır.
bilinmedik bir şey yok diyenlerin iddialı söylemleri karşısında şaşkınım hala. kardeşim emin arslan ve ekibinin basına gelenleri nerden biliyorsun. daha bugun kitapta yazan bir konuyla ilgili şok haber diye ilk kez duyuruldu.
" "türkiye cumhuriyeti anayasasının demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti
niteliklerinin değiştirerek yerine şeriat düzenini getirmeyi amaçlayan illegal
fethullah hocanın talebeleri adlı örgütün, tüm türkiye genelinde olduğu gibi
teşkilatımız içinde de örgütlendiği, özellikle hareket noktası olarak seçtiği polis
kolejleri, polis akademisi ve polis okulları içindeki faaliyetlerinin, teftiş
kurulundan gelen yazıya bağlı olarak askıya aldıkları, buna rağmen sempatizan
kadroları ile bağlarını zayıflatmamak için toplantı ve çalışmalarını yoğun olarak
sürdürdükleri ve illegaliteye son derece bağlı kaldıkları gözlenmiştir.
elde edilen bilgiler doğrultusunda yapılan takip-tarassut ve tahkikatlarda, ankara
polis koleji öğrencilerinin yüzde 50sine yakın bir kesimi ile çeşitli şekillerde
temas kuran örgüt elemanları, kendilerine yakın olarak üzerindeki ajıtasyon
çalışmalarını sistemli olarak yürütmektedirler.
örgütün yapılanmadaki temel stratejisine bağlı olarak, devlet dairelerinin önemli
yerlerine yerleşme planını, en tabandan uygulamaya koymaları teşkilatımızda da
gözlenmektedir. gelecekte emniyet teşkilatının bürokratlarını oluşturacak polis
koleji öğrencilerinin, koleje seçimden itibaren her aşamada sistematik bir
çalışmanın yürütüldüğü görülmektedir. "
sayfa: 54
işte tam da bu nedenlerden ötürü toplatılan bir kitaptır. gülen cemaatinin şakirtleri olan akp kolunu çok rahatsız ediyor bu ayyuka çıkan bilgiler. olayın iç yüzünü örtbas etmek için, ergenekon mergenekon birer makyajdır.
edit: birine zor tahammül edildi*, ikincisine hiç gerek yoktu.
Arkadaşlar anladığım kadarıyla bir anti-propaganda ile karşı karşıyayız. Kitabı okudum. Bilinmeyen hiçbir yenilik olmaması yanında, Fettullah Gülen ve cemaati ile ilgili karalayıcı bir şey de yok. Tam tersine, insan okudukça '' Vay be adamlar sağlam teşkilatlanmış '' diye, güçleri karşısında ürküyor. Normalde kesinlikle yapamayacakları cemaatin gücü reklamını, sırf bu şekilde yasaklarmış gibi yaparak, bin katı daha fazla insana ulaşmasını sağladılar.
internet çağında kitabın dağıtımın engellenebileceğini düşünmek bile saçmalıktır. elimizdedir ve okunmaktadır. bilinmeyen şeyler yazmamaktadır şimdilik.
dokunduğumuz taslak kitap*. öncelikle yazarın dili ve kurgusu hiç akıcı değil, bunca gaza rağmen okumakta zorlanıyorum. başlangıçtaki konular cemaatin, çoğu kimsenin bilmediği yeni asyacılardan ayrılışı ve 12 eylüle destek vermesinden felan da bahsediyor. gençler okurlarsa faydalanırlar. sonrasında 28 şubatı var ve ilginçtir bu dönem daha çok medyada çıkan haberlerle verilmiş. sonrasında ise cemaatin emniyet teşkilatına sızması konu edilmiş. ben henüz ortalardayım. şu ana kadar bilmediğim, "vay neler olmuş" dediğim bir konuya denk gelmedim henüz. biraz ara verdim, dediğim gibi akmıyor maalesef.
edit: okudukça izlenimlerimi buraya aktarmaya devam ederim.
edit2: 28 şubatta cemaatin aldığı kararlar ile beni güldürmüştür. hele bir çöpten bira şişeleri toplayın, evdeki çöpün görünen yerlerine koyun şeklinde bir önlem vardır ki bunu yapmışlar mı çok merak ediyorum. bu arada 200 sayfayı devirdim hala elle tutulur bir şey yok. avcı'nın kitabı bundan daha detaylı idi emniyette ki teşkilatlanma ile ilgili. zaten bu kitapta da çok gönderme var haliç te yaşayan simonlar'a. neyse sabırla okumaya devam ediyorum.
edit3: yeni bir şey yok nasıl dersiniz denmiş. denmesin arkadaşım, yani ortalığı ayağa kaldıracak, bu kitabı yasaklatacak herhangi bir bilgi belge yok kitapta. çoğu alıntı zaten, geri kalanlarda iddia. muhtemelen karşı taraf dava etse kazanacaktır çünkü belgesiz iddalar. cemaat hakkında hep söyleniyor bu tür şeyler. emin olmaz da hasan olur. bu kitabı yasaklatacak bir şey göremedim ben daha onu söylüyoruz. garip bir durum var ortada. hatta şunu söyliyeyim kitabı okudukça cemaatin çok güçlü, her şeye ve her yere sızmış, her istediğini yaptıran, çekinmeden kendi mensuplarını bile dinleten, korku nedir bilmez kişiler olduğunu felan düşünüyosunuz ama inşallah yazar abartmıştır felan diyosunuz. yani olayı komplo teorisine götürmek istemiyorum ama cemaat bu kitaba çok üzülmemişir hatta sevinmiştir.
edit4: bitti. beklentiler yüksek olunca sanırım hayal kırıklığı hep kaçınılmaz oluyor. kitap için son sözüm: overrated
kitap, yapaılabilecek en verimli reklam kampanyası ile okurların eline geçmiştir. ya ne olacaktı? yazar sizce durumdan şikayetçi midir? bu kadar olay yaşanmasaydı bu kadar gündeme gelir ve bu kadar okunur muydu bu kitap? Fethullah gülen ve cemaati hakkında yazılan binlerce kitap arasındaki yerini alırdı sadece.
amerikan büyükelçiliği ve dış işleri bakanlığı tarafından destek açıklamaları yapılan büyük devrimci sosyalist mütefekkir(!) ahmet şık ın güzide eseri.
evvela kitabın sanal ortamdaki taslağı üzerine genel bir değerlendirme yapalım...
kitap;
kanal 7 nin cemaatin olduğu iddiası gibi dindar kesim hakkında çok bilirmiş gibi yorum yapan her gördüğü hacı dayıyı şakird zanneden solcu acemilikleri içersede,
çok açık ki silivri-hasdal ekseninin görüş düşünce ve menfaatleri paralelinde kaleme alınmış.
bu yeni ödp ye yakın olduğu anlaşılan arkadaşın ip/aydınlık paralelinde analizler yapması dikkate şayan.
sakın değirmeninin suyunun kaynağı aynı yerden olmasın dedirtiyor.
kitabın amaçlarına gelir isek;
ergenekon soruşturmasını belli bir klikin davası imiş gibi göstererek itibarsızlaştırmak.
istihbarat dairesi başta emniyet teşkilatını itibarsızlaştırmak.
gülen hareketini itibarsızlaştırmak.
ve nihayet hükümeti itibarsızlaştırmak için kaleme alınmış.
elbette bu belkide başlı başlına bir suç olmayabilir.
ancak bazı kamu görevlilerini ve kurumların yürümekte olan bazı soruşturmaları baltalamak maksadıyla açık açık ve ima ile ''fethullahçı'' etiketi ile sindirilmesi gibi bir tablo çıktığı iddia edilebilir.
bu bir kara propagandadır ama suç olmayabilir.
zaten araştırılan esas nokta bu değil. zira aydınlık gibi basın yayın kuruluşları mütemadiyen bunu yapar. esas mesele; yazarın örgütsel emir ile kitabı kaleme alıp almadığıdır. bu sebeple yazarın kendine ait olduğunu iddia ettiği notlarda nasıl oluyorda kendi kendine talimat verebildiği araştırılmaktadır.
bazıları diyor ki, canım talimat ve emirle yazsa bile bu suç mu...
yahu güzelde ergenekon iddia edilen ''terör örgütü'' dür. eğer bu mahkemece onaylanır ve iddia edilen değil mahkemelerce tescil edilen bir terör örgütü sınıfına dahil olur ise, şüphesiz emir ve talimatla örgüt propagandası yapmakta suç olarak mahkemece değerlendirilebilir. bunun böyle olması enteresan olmadığı gibi aksi belki düşünülemezde.
ha mahkeme savcılık makamının iddialarını kabul etmez aklanırlar o ayrı bir durum.
evet kitap ile ilgili şunlarıda eklemek lazım.
kitabın ilk kısımda yer alan...
gülen/nurculuk ilişkisine dair kısımlar mehmet kutluların benim hayatım isimli kitabından birebir copy pastedir. kaynak vermemiş.
gülen/msp ilişkisine dair kısımlar nette dolaşan imzasız bir kara propagandadan cümlesi cümlesine copy pastedir.
son olarak yazarın;
28 şubatı desteklemez ayaklarına yatıp,28 şubat döneminde üretilen kara propaganda raporlarından savlarını temellendirmek için medet umması dikkate şayandır.
1 nisan 2011 uludağ sözlük şakası sonucunda, altına şakadan dolayı alakasız entry'lerin de girildiği başlık. ilerde bu sayfalar okunurken şaşırılmasın diye yazayım dedim.
okuduğum kısımda bugüne kadar gülen hareketi hakkında duyulmamış yeni bir bilginin olmadığı kitaptır. Bu arada 31 mart olayı rumi takvime göre tarihlendirilmiştir. eğer miladi takvime göre anılacaksa bu tarih 13 nisan olmalıdır.