Silah tüccarlarının ekmeğine yağ süreceğinize birbirinize el uzatın kardeşim. Artık tel örgüleri ve sınırları tanımıyorum, nerdeyse ‘Haymatlos= vatansız’ olacağım. Her şey olmak çok kolay da insan olmak zor... Önce bunu başaralım, birbirimizi öldürmeyi bırakalım. Zaten öleceğiz, kendi ömürlerimize kendi ellerimizle sınır çizmeyelim.
eskiden anadolu insanının en güzide anlarını yansıtan birisi iken; şimdi alkolik olmuştur, politikaya girmiştir kısmen. politikaya giren sanatçılar kendilerini hep yer bitirir. sanatçı dediğin sanat dediğin politik görüşlerden uzak olmalı.
şimdi ilyas salman'ı yerden yere vurup pis herif, yüz karası şu bu diyemem ama tek kelimeyle şunu söylemeliyim kendi kendi bitirmiş bir sinema emekçisidir. sinemada büyük komedyendi demek yanlış olur kemal sunal, şener şen, zeki alasya ve metin akpınar gibi üstatlardan daha komik değildi. ilyas salman sinemamızın garip ama umutlu, fakir ama çalışkan, emekçi ve gülümseten duruşuyla kendine yer edinmiş bir aktördü. sonraki yıllar sinemada tanıdığımız ilyas salman'ı aldı yerine kaba saba ona buna laf çarpıtmaya çalışan, iki sözünün birinde hep bir yerlere ne mesaj verecek diye beklenen solcu, komünist hatta son dönemlerde ateist bir adam oldu çıktı ilyas salman.
kendini bitirdi, itibarını sıfırladı, saygınlığını yitirdi özetle kendini mahvetti ilyas salman. keşke hep sinemada tanıdığımız o şen adam olarak kalsaydı akıllarda.
Ne diyem Şakir mi diyem , şakirrrrr gibi replikleri olan Türk sinemasına adını altın harflerle yazdırmış sinema sanatçısı not bir adanalıdır ziyapaşa da evi vardır .
alkolik ve bitiktir. kendini hiç geliştirmeden, böyle bir çabaya dahi girmeden yıllar önce yaptıklarının ekmeğini yemeye çalışıp itibar görmeyince de çirkefleşerek dikkat çekmeye çalışan, bu hareketiyle de "çirkinleşen" eski sanatçı.
sevilmemesinin nedeni tipidir en başta. bir de toplumun suyuna gitmemiş, kendi kafasına göre yaşamayı seçmiştir. aslında bu yüzden saygıyı hakediyor. ve yaşlandıkça oyunculuğu da olgunlaştı bence.
malatya arguvanlıdır. aşırı solcu bir abimizdir ve şöyle bir diyalogla karşılaşmıştır*;
trende konuşuyorum, benim gibi avrupa yasaklamışlarına
''nereye gidiyorsunuz? kardaşlar, bacılar'' diyorum.
''niye gidiyoruz, bahh ne güzel çağ atlamışız''
ak sakallı gün görmüş biri acı acı baktı yüzüme. dedi;
''oğul'', ''o çağ atladık diyenler atladılar, biz çukurun bu tarafında kaldık, arkalarına bakmadıkları için bizim çukurun bu tarafında kaldığımızı görmüyorlar''
bazıları susuyor, kayada ses var; bunlarda yok. diyorum;
''haklısınız kardaşlar, sesimiz olsa türkiye'de konuşurduk''
ve sadecee gidiyorlar.
bırakmışlar şarkılarını türkülerini, uşaklarını eşeklerini, analarını babalarını
sanki alamanı bize verecekler, nah verecekler.
ne akılsız insanlarıh la
bizim başımızdakiler verdiler mi ki, bunlar versinler?
bunlar da 1 verip 5 alacaklar
bahtık türkiye'ye, gözümüzle bahtıık, gönlümüzle bahtık
dedik;
''o kadar güzel ki memleketimiz
o halde paylaşak. ama bi baktık o kaddar göççük ki
biz alsak hırsızlara kalmayacak''
''en iyisi gidek''...
tipiyle dalga geçen brad pitt'lere uyuz olurum. adam öyle doğmayı kendi mi seçti? hayır. ama aktivist olmayı, kadına şiddet gününde yarısı kadın kılığına girmeyi ve iktidar altına yatmamayı kendi seçti. insanları seçimleriyle değerlendirin. yeşilçam tarihiyle çok haşır neşir değilim oyunculuğunu bilmiyorum o kadar. fakat sarı mersedes'teki "bok ettin bayan" repliği ve devamı yarmıştır ve hafızalardan silinmez.