Ay çok güzeldi be ağlamamıştım çünkü annemde sınıftaydı ahahs. Normalde ağlarım yani affetmem sen kim köpek beni anneciğimden ayırıyorsun neymiş okulmuş hah. Anneme bakarak kapına köleyim desem inanır mısın felan şarkı söylemiştim. Eminim annem ilk o gün pişman oldu beni doğurduğuna ahah. Bu da böyle bir anımdır.
ilkokuldayım. Okul tam gün. Ev 5 dk mesafede. Çocuğum 200 m yi 5 dk da gidiyorum. Arkadaşım bok, kaka, sik falan diyordu gülüyordum. Tabi ne olduğunu da bilmiyorsun yarıla yarıla eve giderdim.
Tam gündü bizim okul eve de 5 dk. Zaten. Öğlen yemeğe geldiğim de okul çanta mi da getirmiştim. Meğer getirilmezmiş. Bilmiyordum abim çok dalga geçmişti.
O günden aklımda kalan yere yatıp ayaklarını yere vurarak ağlayan sonradan kankam olan kara oğlanı hatırlıyorum. Tabi ilk gün ağlamayıp 2. Gün anneme gitme deyip ağladığımı hatırlıyorum.
okumaya küstüğüm gündür. abimlere özenip beni de yazdırın diye babama yalvarmıştım. ve beş yaşında okula başladım. sonra okul hayatıma hep lanet ettim hala ediyorum.
yıl 1990. daha 5 yaşına girmemiş ben, ilkokulun ilk günü. sağdan sola doğru önce anasınıfları sonra birler,ikiler... boyum kısa kendim minyon olduğum için birlerin en önündeyim. tören bitince önce anasınıfları hemen arkasından biz okula giriyoruz. koridorun sonundaki kapı birlerin hemen solundaki anasınıflarının. iki sınıfında kapısı dışa doğru açılınca duvara değmeyip birbirine çarpıyor o derece yakınlar. o kargaşada ben anasınıflarının sonunda ilerlerken yanlışlıkla çocuklarla kendi sınıfıma değil onlarınkine girmişim. sınıfı çok beğenmiştim rengarenk duvarlar, her yerde resimler,çizgi film karakterleri... sonra yuvarlak masaların etrafına oturduk,bize oyun hamurları verdiler. oynamaya başladık ama nasıl mutluyum. hamur hiçbir yere yapışmıyor ama şekil verebiliyorum. derken kapı çaldı bir kadın gelip beni aldı, giderken hamuruda götürmek istedim ama vermediler. çok üzülmüştüm. öğretmenimde panik olmuş ben hamurlarla oynarken o da beni arıyormuş. sonra yan sınıfa geçtik ve okul hayatım böyle başladı işte.
okula ısınma günüdür. öğretmenler öğrencilerle muhabbet eder. kitap okunur, sorular sorulur, yeni arkadaşlıklar kurulur, hele ki ilk teneffüste erkekler 'şu kız beni bitirdi.', 'şu kızla bakışıyoruz.', 'ciddi düşünüyoruz abi.' gibilerinden sözlerin geçtiği gündür. eve gelindiğinde ailenin 'ilk günün nasıldı?' sorusunu sorduğu gündür.
önce yaşlı gözlerle "annee,babaağ" deyip sonra,garip bir soğukkanlılıkla onları eve yolladığım gündür.birbirini tanımayan iki arkadaşını kaynaştırmak isteyen ortak arkadaş edasıyla herkesle muhabbet etmeye çalıştığımı hatırlıyorum.o küçük okul kocaman görünmüştü gözüme.her an kaybolacakmışım gibi..
bıyıklı ve yapılı, aynı zamanda sonradan anladığım kadarıyla komünist ilkokul öğretmenimi görünce bayıldığımı anımsar gibiyim, çok korkmuştum.
ilk günde palyaçolar falan vardı, hayvan şeklinde balon ve çikolata dağıtıyorlardı. bana verilen hayvanı asla unutmadım, yeşil renkte, aslında kedi olan ama bana ''leopar len o ne kedisi'' diye yutturulmuş bir leopardı. kediydi olm o
sonra ilk derse girdik, sınıfta birkaç veli, arkada ağlayanları sakinleştirmeye çalışan palyaçolar, öğretmen konuştu, konuştu, öğrenciler ağladı, veliler terledi...
ilk zil çaldığında sınıf tamamen salya sümüktü.
hiç kimse bana ''bugün 6 ders yapıcaanız haa, sakın ilk zil çalınca gelme'' dememişti.
an itibarıyla okuldan pek de korkmayan ve uslu bir bebe olduğumdan da annemler son ders saatinde gelmek üzere eve gitmişlerdi.
ben ilk zilde okul bitti sandım, red kit desenli çantamı ve pikaçu'lu beslenmemi de boynuma takıp evin yolunu tuttum.
eve geldiğim anda nooluyo lan edasıyla ahali ayaklandı, 5 dakikalık durum değerlendirmesinin ardından ağlayarak annemle birlikte okulun yolunu tuttum.
iyi de oldu lan, leoparımı okulda unutmuştum.
ilk gün başka neler mi oldu?
2 kişi altına işedi, 2 kişi çok ağlıyorlar diye eve gönderildi, birisinin velisi o gün ve yaklaşık 6 hafta boyunca her gün evladının yanında, sınıfta durdu, ders dinledi.
hayatımda en net hatırladığım günlerden biridir ilkokulun ilk günü, güzeldi be...