çocuğun kafasını tebeşirle boyamak, yüzünü tahtaya sürtmek, ayakkabısına kırmızı tebeşirle çarpı işareti koymak gibi barbar eylemlerdir. başıma gelmemiş olsa da çok defa şahit oldum, o yüzden uslu dururdum sürekli.
saçların kulağın ön kısmında bulunan , berberlerin favori dedikleri bölgelerden tutup öğrenciyi yukarı aşağı çekmek; çekerkende, benim öğretmenimde çekerdi beni böyle ben öğretmen oldum. ben sizi daha çok çekeyim ki siz doktor mühendis olun derdi.
Öğrenci hedef tahtasıymış gibi cebine doldurduğu tebeşirleri çocuklara fırlatmak (Hoca bu konuda profosyeneldir nokta atışı yapar ve şaşmaz hedef), ödevini yapmadığı için önce tahtaya çıkartıp lanlu lunlu azarlayıp yerin dibine sokmak ardından kulaklardan tutup tahtaya çocuğun yüzünü yapıştırmak (sanki çocuğun kafasını tahtaya sürtünce kıvılcım çıkacak. Veliler geldiğinde de öğrencileri ne kadar düşündüğünü anlatıp meleğimsi bir imaj çizmek.
ilk önce favorilerden cekip, daha sonra kafayı tahtaya vurmak. daha sonrada cıkan sesten anladım sende beyin yok deyip aşağılamak.
(bkz: ben bunu gördüm)
(bkz: sıra dayağı)
dahası olabilir mi ya, heyecan ve korkuyla sıranın sana gelmesini, dayak yemeyi bekliyorsun ve bu sırada da dayak yiyen diğer arkadaşlarını izliyorsun.
-sıra dayağı
-dört satırlık bir şiiri defterine yazmadığı için öğrenciyi bütün sınıfın önünde bağıra çağıra azarlamak, çocuk ağlayınca daha çok bağırmak, "seni karanlık odaya kilitleyim mi!" diye tehdit etmek.
-yıllar sonra karşılaşıp yüz bulamayınca "aaa beni hatırlamadın mı, ben senin ilkokul öğretmeninim, sana okuma yazma öğrettim" diye yavşaması.
1 nisan şakası olarak defterinin arasına küçük bir oyuncak yılan koymuştuk öyle gerçekçi filan da değil hani dandik olanlarından. kadın sen bundan kork sonra da sadece hayata pozitif bakan eğlenmeye çalışan 6. sınıf öğrencilerine sıra dayağı çek. şimdi düşününce çok bayağı bir davranış geliyor o zamanlarda normal gelmişti ama alışık olduğumuzdandır belki de.
he bi de o sıralar çok meraklıydık futbol, basketbol vs. tenefüste bir santim çapında kağıt parçasını futbol topuna kafa atıyomuş gibi havaya atıp vurduğum için beni derste yanına çağırıp bütün sınıfın ve hoşlandığım kızın önünde sanki bir can düşmanıymış gibi tokat atan hocama da buradan selam söylüyorum.
saça jöle sürmeyi yasaklayan öğretmenin *, jöleli saçla okula gelenlerin kafasını yıkaması ve kurulamaması. akabinde bir ders boyunca, kış günü ıslak saçla durmak.
saçımın iki kuyruğundan tutup çekerek alnıma hızlı olmayan ama ağır ve etkili bir kafa atmıştı. bayram adlı ingilizce öğretmeni olur kendisi. kısacık boyu vardı, ama herkes korkardı. en büyük özelliği kız erkek ayırt etmemesiydi.