on yüz bin küsür baloncuk mottosunun kahramını kızın ''aaa ne şirin keşke kız kardeşim olsa'' diyerek iç geçirilip, beğeni sınırlarının sonraki yıllarda değişime uğrayacak çapı dışında kaldığı; dönemlerin mini mini birler, çalışkan ikiler, piç üçler vs. diye katogorilere ayıldığı ilkokul yıllarında tenefüs dakikalarının ileri ikilisidir. siyahla başalayan, mavi tonlarıyla devam eden önlüklü zamanların ana kucağından ıraklaşma süreci içersindeki vazgeçilmezidir.
zaten devir emel erdal ikilisin son, oya bora çiftinin de ilk zamanlarına denk gelen, çocukluk saçmalıklarının kuşağım bitirimlerinde en son safhasına ulaştığı zamanlardı. şimdi ikililer arasında bir ikileme düşüp, ne alaka diyen olabilir. ilişkileri yetişkinlerle çocuklar arasında saçmalamak konusunda hiç bir fark olmamasından kaynaklanmakta. zira ikililerin müziğini dinlemekle, tenefüs ileri ikilisinin susamlı olanının içersinde yapmış olduğu dadaist mide kalıntıları teşbihine rağmen frukonun içilmesi arasında bir fark yoktu..hele bazıları bu çifte, ''püsküüütt''lerle de katkıda bulunurdu. evet o görünütüye rağmen ''bıdıkcan ver bi çekeyim'' diyenler aramızda, hala yaşıyorlar. ben dahil..içtik lan onları, yudum yudum, kana kana..öğggy
bir de hangi akla hizmetse miniklerarası monaco grand prixi kazanmış gibi fruko fışkırtmaca yapardık ki; sonsuza kadar ali ata bak diyesim geliyor..
birbirini tamamlayan yegane ikililerden biriydi. sanki yiyecek başka bir şey yokmuş gibi her öğlen yemeğinde deli gibi kantine koşar fruko simit alırdık.
o zamanlar bazı arkadaşlar kola simit alırdı ki imrenerek bakardık vayy ulan adama bak kola alıyor zengin bu diye..
çayın simit ile ne kadar güzel gittiğinin farkında bile değildik.
çooook eskiden fakir değildik ama lüzumsuz para harcaması olarak gördüğümden midir, sağlıklı beslenme dürtüsünden mi bilinmez, hafta da 1 bilemedin 2 gün tükettiğim ilkokul yılları abur cuburu.