ilkokul aşkı

    114.
  1. Üniversiteyi bitirdim hala aklımdadır. Nasıl bir etki bıraktıysa. Belki de elde edemediğim içindir. Hala rüyalarıma girer.
    9 ...
  2. 5.
  3. 1. sınıfta leyla (ilk aşkım)
    2. sınıfta aslı (platonik)
    3. sınıfta pelin (gerçek aşk...)
    4. sınıfta aylin (sonradan o.ospu oldu bu)
    5. sınıfta merve (pek uzun sürmedi)

    (bkz: unutamamak)
    11 ...
  4. 14.
  5. 1.
  6. kimbilir nerelerde ne yapmaktadir ilk kalp sizisi.
    6 ...
  7. 120.
  8. Oysa onun için çöpün oraya gidip, kalemini açmıştım. Daha nasıl seveyim.
    6 ...
  9. 4.
  10. ilkokulda her fırsatta sarkan bir kız düşünün. erkek sallamıyor , kız hergün yapışıp duruyor. erkek olmaz dedikçe , kız daha cok 404sel bir yapı almaya başlıyor. daha sonra erkek de kızın cazibesine dayanamıyor ve biraz yüz verir gibi oluyor. aralarında çocukca ama gerçekten samimi , çöpün başında mandalina soymak kadar saf ve temiz güzel bir arkadaşlık başlıyor.. beslenme çantaları bile paylaşılır oluyor.. dersler birlikte yapılıyor , notlar bile aynı alınıyor.. ilkokul 1..2..3..4..5 derken ilkokul bitiyor.. daha sonra araya orta okul giriyor. eski sistem çocuklarıdır bu aşıklar , o zaman orta okul ayrı , yani muhtemelen başka okullara gidecekler ve öyle de oluyor.. ayrılıyorlar.. artık çöpün başında soyulan mandalinalar da zevk vermez oluyor.. yıllar geçiyor , isimler hafızalarda , birkaç anı var geride.. sonra lise de bitiyor , üniversite başlıyor.. artık her şey sadece güzel bir anı... gün geliyor , çarşıda karşılaşıyor bu 2 eski aşık.. birisinin gözleri parlıyor , içinde bir sevinç.. eskiler canlanıyor kafada.. biraz yanaşıyor , ''merhaba'' diyor , ama ''evet buyrun?'' şeklinde karşılık bulup , birkaç dakika boyunca üzerinde gezdirilen anlamsız ve tanımamanın getirisi olan o bakışlara maruz kalınınca , ''yok bişey'' diyip , kafada canlananlara 'hey gidi günler hey' diyip , tanınmamanın verdiği şaşkınlıkla oradan uzaklaşılıyor.. insanı , ilkokul aşkının tanımaması gerçekten şaşırtıyor.. ama olsun , yenisi var.. napalım..
    6 ...
  11. 139.
  12. saçını çektim diye ayrılmıştık.

    Salaklık işte.
    6 ...
  13. 8.
  14. sosyal statü gibi kaygıların olmadığı yaşlarda yaşanan aşktır. okul sırasında yanınızda oturabilmek için türlü taklalar atması, kızlar erkekler yakalamaç oyununda sürekli sizin peşinizde koşup yakalaması, tenefüste uzun kantin kuyruklarında size sadece ciklet alabilmek için beklemesi, okul çıkışında servisinize kadar eşlik etmesi gibi aslında bir erkeğin büyüyüp hıyarlaşmadan önceki halini görmemize yardımcı olur. ilerki yaşlarda hep böyle erkekleri arayıp bulamadığımız içinde ahh o ilk aşklar deyip iç geçiririz. yıllar sonra arkadaşlarınızla gittiğiniz bir cafede onu sizin masanıza servis yapan garson olarak görmek ise içinizi burkar.
    4 ...
  15. 71.
  16. birkaç kişinin ilkokul aşkı oldum. ancak bir tanesininki hiç de masum bir aşk değildi. aslında aşk da değil, şiddetti daha çok.

    onu o güne kadar hiç görmemiştim. aynı sokakta oturuyormuşuz, aynı okuldaymışız meğer. ilkokul 4. sınıftayım ve öğlenciyim, eve dönüşümde hava kararmış oluyor ve her akşam ışıklı bir caddeden doğru düzgün aydınlatması olmayan karanlık sokağımıza giriyorum.

    birgün yine böyle eve gitmeye çalışırken, 3-4 erkek çocuk önümü kesti, yaşları benim kadar, 10-11. öylece önümde durdular. sağa gidiyorum, sola gidiyorum benimle birlikte hareket edip önümde duruyorlar, geçit yok. sonra aksi yönde koşmaya başladım, bir tanesi beni yakaladı, sarıldı, öpmeye çalışıyor. noluyor ya, tecavüze mi uğruyorum ben ? ''bırak lan gerizekalı, serseri'' gibi şeyler söyleyerek bağırıyorum ama etrafta kimse yok. bunu yapan ilkokul çocukları, aklım almıyor, çocuğuz biz, üstelik dudaklarıma yöneliyor piç, diğerleri de beni tutarak ona yardımcı oluyor. neyse ki verdiğim mücadelenin sonunda ellerinden kurtuldum. ben hızla koşarken arkamdan deli gibi güldüler. en çok da bu sinirimi bozdu.

    ağlaya ağlaya eve kadar durmadan koştum. sonraki günlerde yolumun üzerinde saçma sapan yerlerde karşıma çıktı, beni takip ediyordu. okuldan eve dönmek kabusum olmuştu, beni yakalamak için köşe başlarında pusuda bekliyordu, saklandığı yerden fırladığını gördüğüm an bir kovalamaca başlıyor, oturduğumuz apartmanın içine kendimi atıp kapıyı kilitlememle son buluyordu.

    bir bayram günü ben kendi halimde bakkalın yolunu tutmuşken, mavi-beyaz takım elbisesi ile öylece durup önünü ilikleyip elini cebine atarak mecburen geçmekte olduğum yolun kenarında beni süzmesi vardı ki o yaşta o özgüveni hala aklım almıyor.

    neyse sonra, durumu kendi başıma halledemeyeceğimi gördüğümde anneme anlattım, ama öpmeye çalıştığını söyleyemeye utandım, 'önüme çıkıyorlar beni dövecekler' dedim. olayı öğrenen babam hikayeme inanmadı. enteresan bir şekilde o piçle aramızda bir ilişki olduğunu düşündü. ya 10 yaşındayım daha ne ilişkisi ? ve bana şunu söyledi:

    'hata sende, dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek peşinden gitmez'.

    ilkokul çocuğuyum, ne kuyruğu, ne dişisi ? o yaşta aşüfte damgası yedim ya la, üstelik babamdan. annemse 'baban doğru söylüyor, erkekler öyle herkesin peşine takılmaz, ciddi ciddi yürü yolda giderken falan, ben okuldayken öyleydim, kimse bana yaklaşamazdı' dedi.

    noluyor ya, ben ne zaman büyüdüm de bunları duyuyorum ?

    o zamanların küçük sapığı, şimdinin belki de ördek tecavüzcüsü bu çocukla son karşılaşmam şu şekilde oldu. istanbul'a kardan adam yapılacak kadar kar yağdığı nadir günlerden birinde evimin önünde kendi başıma kocaman bir kardan adam yapmaya çalışıyorum, eğleniyorum falan. sonra bu geldi tepemde durdu. kendimi tehlike altında hissettim ve ayağa kalkıp, ona zarar vereceğini hissettiğim için kardan adamımı arkama aldım. ellerini arkasından birleştirmiş, ellerini göremiyorum. konuşmaya başladı:

    -sen niye beni annene şikayet ediyorsun ki ?
    +(nerden biliyor ki, annem bunun kulaklarını çekmiş belli, oh iyi olmuş) pisliksin de ondan, neden etmeyecekmişim ?
    -ama ben seninle arkadaş olmaya çalışıyorum. bak benim evim şurası.
    +ben istemiyorum, git başımdan.

    ve sonra aniden suratımda bir kar topu patladı ki neye uğradığımı anlamadım. elleri arkasında kar topu silahını saklıyormuş. ben elim yüzümde ağlarken o da kardan adamımı tekmeleye tekmeleye parçaladı. beni de kardan adam gibi parçalamasından korkup eve kaçtım.

    çocuk kızın peşinden koşmuş koşmuş ama bir öpücük alamamış reddedilmeyi onuruna yedirememiş ve suratına bir kar topu fırlatıp intikam almıştı. hiç güzel bir anı değil bu benim için, yıllar önce ilkokul çocukları böyleyse şimdikileri düşünemiyorum.
    5 ...
  17. 131.
  18. serap.
    nagihan ile ön sırada birlikte otururlardı.
    saçınla oynardım bütün ders arkasına baksın da yüzünü göreyim diye.
    nagihan da az değildi hani. ona da aklım kayardı hep.
    nagihan la oynarken serap a bakardım. serap la oynarken nagihan ı düşünürdüm.

    bugün nagihan ın iki çocuğu var kocası belediye başkan yardımcısı.

    serap galiba konsamatris oldu.

    hayat ne harip vapurlar falan.
    5 ...
© 2025 uludağ sözlük