ilk kez sümer devletinde, tapınak fahişeleri tarafından kullanılmış olduğu iddiası var. ancak bu bilginin verilişindeki manidarlık da çok tatlı. bu bilgiyle ilintili olarak (bkz: lassie bize bir şey anlatmaya çalışıyor).
aynı efsaneler topuklu ayakkabı için de var. hatta zorlasan eminin fransa kütüphanelerinde bununla ilgili olarak yazılı kaynak da bulabilirsin. parfüm de öyle hakeza.
islam'ın emrettiği örtünmektir. erkek için de kadın için de bir takım kıstaslar belirlenmiştir. eğer tartışılmak istenen bunun yerinde olup olmadığıysa buyurun tartışalım. yok eğer maksat bağcı dövmekse, bir takım cahiller haricinde karşılık göremezsiniz. cahillerden gördüğünüz karşılığı da güzelce kullanırsınız genele karşı ona da amenna. ama lise sıralarına dönüp bu başlıktaki anlatım bozukluğunu çözüp sonrasında türban ilk olarak nerede kullanılmıştır, türban ilk olarak kimler tarafından kullanılmıştırgibisinden bir başlık açamadıkça karşılık gördüğünüz cahillerle aynı safta olmaya devam edeceksiniz.
örtünme islam dinine inananlar için ilahi bir emirdir. öncesinde kimler örtünmüş, neresini örtmüş neresini açmış, boynundan mı geçirmiş, kafasını örtüp amuda mı kalkmış onları ilgilendirmemektedir. tüm bunların yapılmış olması da onların inancı gereği yaptıklarını 'çirkinleştirmez'.
kimin ne kadar çirkinleştiğini, bu tip şeyleri ağzında sakız yapıp cakkıdı cakkıdı çiğneyen, 'kim diyen' kilimcinin 'kör' oğulları düşünsün.
Merak edenler için, türban sözünün nereden geldiğini anlatayım: Bu kavram, 18. asrın sonlarında Fransada, Osmanlı imparatorluğunun Paris elçisi Moralı Esseyid Ali Efendinin sarığının Fransız hanımlara verdiği ilhamla ortaya çıktı.
Paris sosyetesi, şıklığıyla dillere destan olan Osmanlı elçisini davet edebilmek için birbiriyle yarışır olmuştu. Ali Efendi davetleri hiç reddetmiyordu, hanımlara karşı gösterdiği nezaket dillerdeydi ve hanımlar, Ali Efendinin başındaki sarığına, elindeki çubuğuna, yürümesine ve etrafı selâmlamasına hayrandılar.
Derken, Parisli hanımlar 1790ların sonunda Ali Efendinin sarığına benzer şapkalar takmaya, saçlarını kıymetli kumaşlarla sarmaya başladılar ve bu yeni moda türban adını aldı. Sarıkta kullanılan, bugün tülbent dediğimiz ve Farsça aslı dülbend olan kelime Fransızcada turbana dönüverdi!
--spoiler--