masumluktan başka bir ifadesi olmayandır insan için.
sizin için kek ve süt alıp okula gelen çocukluk aşkınızdır.
tenefüslerde kağıtlara kalp çizip altına baş harflerinizi yazandır.
ortaokulda bir kıza gidip "benimle çıkar mısın?" demiştim. bayağı dümdüz öyle demiştim. teneffüste. kapının arkasında.
o da şimdi git, çıkışta kararımı söyleyeceğim, demişti. yazarken gülüyorum. ne kadar komik, değil mi?
sonra servislerin olduğu bahçede 2 kız arkadaşı ile yanıma geldiler, bizimki ortada; evet, diyip kaçtı. çok komik. abi sanki evet demedi de evet attı, evet fırlattı. tükürdü gibi böyle. evetttüüü. kaçtı la sonra.
allah'ım ne kadar komikmiş. çok.
esastan olmasa da usulen ilk sevgilimdir.
sonra gitti, annemin arkadaşının çocuğu ile çıktı kevaşe.
unutulmaz diye sanardım, yıllar geçince yanıldığımı farkettim. belki barış içinde ayrıldığımızdan, belki de sindirmişlikten bilmem ama pek iz bırakmadı. ona ait anılar silik ve puslu.
her şeyin ilki güzeldir. ilk sevgili, ilk tecrübedir. kimisi için ilk aşk, kimisi için ilk acı. ya da ilk aldatılma. hangisi olursa olsun ilklerin tadı bir başka olur. kolay kolay da unutulmaz.
sanki son olacakmış gibi hissettiğiniz ama bittikten sonra üzerine binlerce kişiyle beraber olduğunuz zamanında son diye düşündüğünüz için şimdilerde gülümsediğiniz kişidir.
ciddi anlamda yeri farklı olan sevgilidir. bunu meydana getiren toplumdaki " ilk sevgililer unutulmaz " lafı mıdır yoksa insanın ilk defa birisine karşı böyle farklı şeyler hissetmesidir kocaman bir bilinmeyendir kanımca. genelde biraz ufak yaşlarda sahip olunur zaten kendisine, gizli gizli parkta buluşmalar ve kağıda yazılmış notlarla iletişim vardır. belkide bunların katmış olduğu heyecan yüzünden unutulmazlar. genelde de saçma salak bir neden için biter aranızdaki bu ilişki. belki yıllar sonra denk gelirsiniz fakat onu görünce hala kalbiniz deli gibi çarpar, başınız döner.... gidip bir halini hatırını sorsam mı diye düşünürsünüz fakat yapamazsınız genelde... belkide o çoktan unutmuştur sizi ve başka denizlere yelken açmıştır...
kimseyi istemezsiniz ondan başka ,
dünyanın en güzeli bile gözünüze çirkin gözükür ,
içiniz gider her konuştuğunda , en ufak hareketinde ,
onun en ufak canının yanmasında sizin canınızdan can kopar ,
ona dokunmak cennettir sizin için ,
onsuz bir dünya olmayacağını , olsa da sizin içinde olmak istemeyeceğinizi düşünürsünüz...
ama bu kadar sevebilmek için dünyayı tanımamak , pisliklerini daha görmemek yada görseniz de anlamamak lazımdır.
o yüzden ben bunları yaşadığımda 13 yaşındaydım. şimdi o kız , benim normal arkadaşım. farklı bir şehirde ve facebook vasıtası ile senede 1 yada 2 kez "naber , nasılsın" muhabbeti dönüyor. başka hiçbirşey yok.
her gördüğümde gene heyecanlanıyorum halen , aradan 12 sene geçmiş. ne kadar çok , ne kadar saf sevmişim o zaman anlıyorum. ama o kadar farklıyız ki... bırakın sevgili olmayı , arkadaş olarak bile çok zor anlaşabilecek iki insan olduk çıktık. o doktor ben mühendis...
büyüdükçe görüşlerimiz farklılaştı , düşüncelerimiz değişti , ailelerimizin denk olmadığı anlaşıldı , inançlarımız farklılaştı , değer yargılarımız bile tamamen değişti. büyüdükçe , o güzel duygularımız değişti ; art niyet beslemeyen duygularımız öldü , para ve şartlar işin içine girdi. çünkü topluma ayak uydurduk...